Sadık Gültekin’le Doğru TercihBu olay size tanıdık geliyor mu? (1)

HABERİ PAYLAŞ

Bu olay size tanıdık geliyor mu? (1)

Hikikomori, bireyin toplumsal yaşamdan çekilerek kendisini bir mekana, genellikle ebeveyn evindeki bir odaya hapsetmesi durumunu ifade ediyor. Japonca “hiku” (geri çekilmek) ve “komoru” (içeri kapanmak, hapsolmak) kelimelerinin birleşiminden türetilen bu terim hem bu süreci hem de bu süreci yaşayan bireyleri tanımlamak için kullanılıyor. Hikikomori olgusunun bilimsel bir zemine oturması, Japon psikiyatrist Tamaki Saito’nun 1998’de yayımlanan “Sosyal Hikikomori: Sonu Olmayan Ergenlik” adlı eseri ile gerçekleşti. Saito, bu durumu sadece bireysel bir içe kapanma olarak değil, modern toplumun talepleri ile bireyin içsel dünyası arasındaki derin bir çatışmanın sonucu olan yeni bir psikopatolojik kategori olarak tanımladı. Hikikomori vakaları, dışarı çıkma sıklığına göre hafif, orta ve ağır olarak sınıflandırılıyor. Hafif vakalarda birey haftada 2-3 kez bakkal veya kütüphane gibi sosyal olmayan amaçlarla dışarı çıkabilirken, ağır vakalarda birey odasından bile çıkmayarak yemeklerini kapı önüne bırakılan tepsilerden yiyor. Saito’nun 1998’deki çalışması, o dönemde yüz binlerce gencin bu durumda olduğunu öne sürerek büyük bir toplumsal şok yarattı. Bugün Japonya’da hikikomori vakalarının 1 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Hikikomori süreci aniden gerçekleşen bir kopuş değil, genellikle aşamalı bir süreçtir. Bireyin dış dünya ile olan bağları zayıfladıkça, içsel savunma mekanizması devreye giriyor. Bu süreçte Saito ve diğer uzmanlar tarafından tanımlanan çeşitli psikolojik nedenler, geri çekilmenin altında yatan mekanizmaları açıklıyor.

Haberin Devamı

Saito’ya göre hikikomori, ergenlikten yetişkinliğe geçişte yaşanan bir “tıkanıklık” halidir. Birey, toplumun ondan beklediği yetişkin rollerini (iş sahibi olma, aile kurma, finansal bağımsızlık) üstlenmekten korkar veya bu rolleri yerine getiremeyeceğine dair derin bir inanç geliştirir. Bu bağlamda, hikikomori vakalarını anlamak için üç temel neden ortaya çıkıyor: Genellikle okulda yaşanan ağır akran zorbalığı veya aile içi travmalar sonucunda dış dünyanın “tehlikeli” olarak kodlanmasıyla ortaya çıkar. Geri çekilme, psikolojik bir koruma kalkanıdır. Belirgin bir tetikleyici olmaksızın, bireyin hedeflerine ulaşma konusundaki motivasyonunu yavaş yavaş kaybetmesi ve “düşük enerji moduna” geçmesiyle açıklanabilir. Bireyin zihnindeki “ideal benlik” ile “gerçek benlik” arasındaki uçurumun yarattığı acıdan kaçma çabasıdır. Herhangi bir eylem başarısızlık riski taşıdığı için, birey “eylemsizliği” seçerek zihnindeki ideal imajı korumaya çalışır. Hikikomori sadece bireyin bir sorunu değil, ailenin tamamını içine alan bir sorundur. Saito’nun “hikikomori sistemi” olarak adlandırdığı yapı; birey, aile ve toplum arasındaki işlevsel bağların kopmasıyla oluşuyor.

Haberin Devamı

Bu sistemde, genellikle aşırı korumacı bir anne ve duygusal veya fiziksel olarak mesafeli bir baba figürü gözlemleniyor. Aileler, toplumun başarısızlık olarak gördüğü bu durumu bir utanç kaynağı olarak algılayıp saklama eğilimi gösteriyor. Bu durum, ailenin yardım aramasını engelliyor ve izolasyonun kronikleşmesine yol açıyor. Ebeveynler, çocuklarıyla çatışmaktan kaçınmak için onların taleplerini sorgusuz sualsiz yerine getirerek aslında geri çekilme davranışını farkında olmadan destekliyor. İnternet ve hikikomori arasındaki ilişki, literatürde en çok tartışılan konulardan biridir. Başlangıçta hikikomori “çevrimdışı” bir fenomen olarak tanımlanmış olsa da günümüzde hikikomori bireylerin büyük çoğunluğu vaktini internette geçiriyor. İnternet kullanımı bu noktada hem bir savunma mekanizması hem de izolasyonu derinleştiren bir faktör işlevi görüyor (Devam edecek).

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder