Sadık Gültekin’le Doğru TercihBu olay size tanıdık geliyor mu? (2)

HABERİ PAYLAŞ

Bu olay size tanıdık geliyor mu? (2)

Araştırmacılar, patolojik sosyal geri çekilmenin mi internet bağımlılığını yarattığı, yoksa aşırı internet kullanımının mı sosyal geri çekilmeye yol açtığı konusunda bir “tavuk-yumurta” ikilemi tanımlıyor. Bununla birlikte, iki durum arasında belirgin farklar bulunuyor: İnternet bağımlılığında davranış genellikle “kişinin kendinden memnun olmadığı bir durum” iken, hikikomoride izolasyon hali zamanla “kişinin benliğiyle uyumlu gördüğü bir durum” haline geliyor. Video veya internet oyunları, hikikomori bireylerin günlük rutinlerinde merkezi bir yer tutuyor. Özellikle “çok oyunculu çevrimiçi oyunlar”, bireylere gerçek dünyada bulamadıkları başarı, statü ve sosyal onay olanaklarını sunuyor. Hikikomori bireyler, oyunlardaki avatarlarıyla derin özdeşleşme içine girer. Bu durum iki ucu keskin bir bıçak gibidir: Bireyin gerçek dünyadaki eksikliklerini (fiziksel görünüm, sosyal beceri eksikliği vb.) sanal dünyada telafi etmesine ve geçici bir özgüven kazanmasına yardımcı olur.

Haberin Devamı

Sanal dünyadaki tatmin o kadar yüksektir ki bireyin gerçek dünyaya dönme motivasyonu iyice azalır. Bu süreçte gerçek dünyadaki “zorluk”, sanal dünyanın akışkanlığı karşısında katlanılamaz hale gelir. Oyun süresi arttıkça, bireyin ailesi ve arkadaşlarıyla olan gerçek zamanlı ilişkileri bozulmakta, sosyal becerileri gerilemekte ve bu da bireyi daha fazla izolasyona itmektedir. Hikikomori artık Japonya’nın bir sorunu olmaktan çıktı, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm toplumların ortak bir yarası haline geldi. Farklı kültürlerde farklı isimler alsa da fiziksel kapanma ve sosyal reddediş örüntüsü aynı kalıyor. Batı toplumlarında hikikomori genellikle agorafobi veya sosyal fobi ile karıştırılsa da hikikomori bireylerin dışarı çıkmaktan korkmaktan ziyade, toplumsal sistemin içine girmeyi aktif bir şekilde reddetmeleri anlamına geliyor. Türkiye, son yıllarda hikikomori olgusunun en hızlı arttığı ülkelerden biri haline geldi. Türk kültüründeki güçlü aile bağları, sınav odaklı eğitim sistemi ve yükselen dijital bağımlılık oranları, hikikomorinin ülkemizde “kültürlerarası bir sendrom” olarak yerleşmesine neden oldu. Türkiye’deki vakaların analiz edilmesi sonucunda ortaya çıkan faktörler şunlardır:

Haberin Devamı

LGS, YKS, KPSS gibi hayati önem taşıyan sınavlar, gençlerde “ya hep ya hiç” düşüncesini besliyor, başarısızlık durumunda birey sosyal hayattan tamamen çekilerek kendini odasına hapsediyor.

Gelecek kaygısı, bireylerin eyleme geçme isteğini kırıyor ve “bitmeyen bir öğrencilik” veya “evde oturma” haline yol açıyor.

Türkiye’de sosyal medya kullanım süresinin çok yüksek olması, gençlerin izolasyon sürecinde sanal dünyaya daha kolay hapsolmalarına neden oluyor.

Özellikle ebeveynlerin çocuklarını her türlü zorluktan koruma çabası, çocukların dayanıklılık becerilerinin gelişmesini engelliyor ve ilk zorlukta eve kaçmalarına zemin hazırlıyor. 2022’de Türkiye’den rapor edilen ilk resmi vakalardan birinde, 15 yaşındaki bir erkek öğrencinin sınav stresi ve akran sorunları sonrasında bir yıl boyunca odasından çıkmadığı, sadece video oyunlarıyla ilgilendiği kaydedildi. Bu örnek, hikikomorinin artık Türkiye için uzak bir “Japon sorunu” olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Japonya’da artık “8050 problemi” olarak adlandırılan bir kriz yaşanıyor. Bu kriz, 80 yaşındaki ebeveynlerin, hâlâ evde yaşayan 50 yaşındaki hikikomori çocuklarına bakmak zorunda kalmasıdır. Bu durum, hikikomorinin sadece bir gençlik sorunu olmadığını, müdahale edilmediğinde bir ömür sürebileceğini gösteriyor. Türkiye için çıkarılacak en temel ders; akademik başarı ve toplumsal statü baskısını hafifleterek gençlere “başarısız olma hakkı” ve “farklı yollardan gitme cesareti” tanınmasıdır

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder