Ders niteliğinde iki yazı…

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Vakti zamanında Hindistan’da ünlü bir ressam varmış. Ona ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen ‘Ranga Çeleri’ adını takmışlar. Genç ressam Raciçi, son yaptığı resmi, Ranga Guru’ya götürmüş, resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru, "Sen artık ressam sayılırsın, senin resmini ben değil, halk değerlendirecek" demiş. Resmi, şehrin en kalabalık meydanına götürmesini, en görünen yere koymasını istemiş. "Resmin yanına bir kırmızı kalem ile halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırak" demiş.

***

Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmaya gittiğinde, resmin çarpı işaretleri içinde olduğunu görmüş. Çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak meydana getirdiği tablo, çarpılarla doluymuş. Tekrar Ranga Guru’yu ziyaret etmiş. Ranga Guru, üzülmemesini, resim yapmaya devam etmesini önermiş. Raciçi, yeni bir resim yaparak Ranga Guru’ya götürmüş.

Ranga Guru, resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Resmin yanına çeşitli renklerde yağlı boya ile birkaç fırça bırakmasını istemiş. "İnsanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden bir yazıyı resmin yanına iliştir" demiş. Raciçi, birkaç gün sonra resmi kontrol etmeye gittiğinde, resme hiç dokunulmadığını görmüş. Fırçalar ve boyalar da hiç kullanılmamış!

***

Raciçi, çok sevinmiş. Koşarak Ranga Guru’ya gitmiş. Ranga Guru olayı şöyle yorumlamış: “Sevgili Raciçi, sen birinci durumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirdiklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci durumda onlardan hataları düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarına fırsat verdin. Yapıcı olmak, eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı! Emeğinin karşılığını ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.”

***

Abraham Twerski, ABD’li bir psikiyatrist. Stres yönetimi konusunda uzman. Bu konuda ilginç bir örnek veriyor: Sayfalarını karıştırdığım kitapta ‘Istakozlar nasıl büyür?’ adlı bir makaleye gözüm takıldı. Makale, ıstakozların sert bir kabuk içinde yaşayan narin, yumuşak hayvanlar olduğunu söylüyordu. Bu sert kabuk genişlemiyor. Peki, ıstakoz nasıl büyüyebiliyor? Istakoz büyüdükçe sert kabuk onu sıkıştırıyor.

Istakoz kendini rahatsız hissediyor. Bir kayanın altına giriyor, kabuğunu çıkartıp atıyor ve yeni bir kabuk üretiyor. Büyüdükçe kabuk yine rahatsız ediyor. Yine kayanın altına giriyor. Istakoz bunu birçok kez tekrarlıyor. Eğer ıstakozların doktorları olsaydı hiçbir zaman büyüyemezlerdi, çünkü doktor ona bir antidepresan verir, ıstakoz kendini iyi hissederdi. Kabuğunu hiçbir zaman çıkartıp atmazdı. Stresli durumlar, büyümenin işareti olduğu anlardır!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder