YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Stajyerlere bakıyorum da, sanki bir şeyler oturmamış gibi... Üniversitelerin iletişim bölümleri, öğrencilerini staj için gazete ve televizyonlara gönderir. Stajlar genellikle nisan-ağustos ayları arasında yapılır. Öğrencilerin yaklaşık 4-5 haftalık staj süreleri vardır. Büyük kurumlarda stajyer olmak, kolay bir iş değildir. Çok büyük özellikler gerektirir. Başvuracaksınız, değerlendirilecek, sıraya koyulacak, mülakata çağrılacaksınız vb.

***

Gittiğim yerlerde, staj için elime mutlaka bir özgeçmiş (CV) tutuşturulur. İşin ilginci, bu belgeyi çocuklar vermiyor, anne babalar veriyor. Çocuklar ortada yok! Sanki anne babalar staj yapacak, çocuklar sonradan ortaya çıkıyor. Biraz hazıra alışmışlar, her işleri halledilmiş, hep korunup kollanmışlar, hep ‘aman’ denmiş. Dolayısıyla onların çabalamasına gerek kalmamış.

***

Büyük kurumlarda staj yapmak, iş yaşamına 3-0 önde başlamak anlamına gelir. Bu kurumlarda staj yapmak, iş yaşamına sağlam bir referansla başlamak anlamına gelir. Stajyer olarak girdiğin yerde kendini gösterirsen, iş aramana da gerek kalmaz. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Ancak gel gör ki, sanki bazı şeyler yerine oturmuyor, bir şeyler eksik kalıyor. Ne eksik kalıyor, diye soracak olursanız; söyleyeyim ‘ruh’ eksik!

***

Bazı stajyerlere ‘böh’ desen, yığılıp kalacak. Ürkek, korkak, özgüven eksik. Kendilerine güvenleri yok, iş dünyasına yabancılar. Sadece ders çalışmışlar, sadece okula gitmişler, sadece öğrencilik yapmışlar. Birileri onları staja göndermiş, onlar da gelmiş. Kimileri bilgisayarın başına oturuyor, sürekli mesajlaşıyor, siteler arası seyahat yapıyor. Dakika bir, gol bir. Bir eli klavyede, öteki eli cep telefonunda. Kimileri kendini göstermeye gelmiş, ‘süs püs’ yerinde, etrafta ‘şıkıdım şıkıdım’ dolaşıyorlar.

Sanırsınız, defileye gelmişler. Böylelerinin ortak bir özelliği var, işleri ellerinin ucuyla tutarlar. Kimileri küme oluşturmuş, birlikten güç doğar misali; kafa kafaya vermiş aldıkları dersleri, hocaları, notları vb. çekiştiriyor. İyi de bunların konuşulacağı yer burası değil ki, okulun kantini! Kimileri burunlarından ‘kıl’ aldırmaz! Büyük küçük bütün dağları bunlar yaratmıştır.

Yanlarına yaklaşamazsın. Stajyer o mu, siz mi anlayamazsınız! Kendine güven tavan yapmış, özgüven patlaması yaşarlar. Bazıları ise ‘farklı’, diğerlerinden farklı. Bunların neyi farklı, diye sorarsanız… Oturuşu, yürüyüşü, bakışı, gözlerindeki ışık, bilgisi, görgüsü, kültürü, davranışı, havası vb. Farklı işte! ‘Fark’ kelimesi, dört harfli bir kelime, ama içinde çok şey var, içi deniz derya...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder