Eğitim okuldan büyüktür!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Günümüz eğitim sisteminden beklenti: Sınavlarda başarılı olmak, iyi bir üniversiteye girmek, geçerli bölümleri kazanmak, iyi işler bulmak, büyük firmalarda çalışmak ve geleceğini garanti altına almak şeklinde özetlenebilir. Bu aşamada kimse bu eğitim sisteminin çocuklara yönelik olup olmadığını ve çocukların gerçekten öğrenmeleri gereken şeyleri öğrenip öğrenmediğini sorgulamıyor. Sanki ülkenin tüm eğitim sistemi, bireysel ve ulusal ekonominin sıkıntılarını çözmeye ve geleceğin çalışanlarını belirlemeye yönelik kurgulanmış. Oysa gözden kaçırdığımız bir gerçek var: Eğitim okuldan büyüktür ve eğitim okula sığmaz!

***

John Taylor Gatto, “Bir Kitle İmha Silahı” adlı eserinde zorunlu okul eğitiminin fabrikaya işçi yetiştirmek dışında bir işlevi olmadığını savunuyor. Gatto, “Okullar, çocuklara işçi ve tüketici olmayı öğretir, siz çocuklarınıza lider ve bağımsız düşünmeyi öğretin. Okulun istediği gibi yetiştirilen çocukların sıkılma eşikleri çok düşüktür, siz çocuklarınıza hiçbir zaman sıkılmayacakları bir dünya yaratmaları için yardım edin” diyor.

Gatto, tam 30 yıl öğretmenlik yapmış: Defalarca yılın öğretmeni seçilmiş, idealist bir öğretmen. Gatto, okulları genç zihinlerin denek olduğu bir labaratuvar, bir şirkete dönüşmüş toplumun ihtiyaç duyduğu davranış kalıplarının üretildiği bir imalathane olarak tanımlıyor.

Gatto, okulun bireysel hayatları tek tip hale getirdiğini, Prusya’da başlayan modern eğitim sisteminin yalnızca zararsız bir seçmen kitlesi ve köle ruhlu iş gücü ordusu yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda zihinleri köreltilmiş tüketici sürüsüne de hayat verdiğini ileri sürüyor.

***

Paulo Freire, Brezilyalı bir eğitimci. Onun için eğitim, doğrudan siyasi bir eylem. Okullar, kendi varlığını korumak amacında olan düzenin pekiştirilmesine hizmet ediyor. Freire, öğretmenlerin sınıfın tek hakimi olduğu, öğrencilerin sadece dinleyip ezberlediği bir sisteme karşı.

Ona göre öğretmenler, günlük hayatın gerçekleriyle ilgisi olmayan bilgileri ezberletiyor ve sınıflarında tartışmalara izin vermiyor. Bu sistemde öğrenciler ‘yatırım nesneleri’, öğretmenler de ‘yatırımcı’ olur. Bu anlayışta öğrenciler dünyayı sorgulamak yerine, ona uyum sağlamaya teşvik ediliyor. Öğrenciler kendilerine dayatılan rolü ne kadar kabullenirse, dünyayı kabul etmeye de o kadar yatkın olurlar.

Bunun sonucunda öğrencilerin eleştirel yeteneklerini uyuşturan bir eğitim sistemi oluşur. Kendine dayatılan bilgileri sorgulamadan, üzerine paylaşımda bulunmadan ezberleyen bu bireyler, temel taşlarını oluşturacakları toplumların da eleştirmeden kabullenecekleri bir düzen yaratır!

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder