YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ahlaklı ve onurlu olduktan sonra her iş güzeldir. İşin iyisi kötüsü olmaz, işini iyi yapan veya kötü yapan vardır. Hangi işi yaparsan yap, farklı olmaya ve işini farklı yapmaya çalışacaksın, ancak bu şekilde ‘aranan adres’ sen olursun. Aşağıda işini iyi ve farklı yapmayla ilgili iki örnek var, ikisi de ders niteliğinde…

★★★

Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede olduğu dönemler. Sokullu Mehmet Paşa ve Şemsi Ahmet Paşa, imparatorluğun iki önemli ismi. Aralarında müthiş bir rekabet var, imparatorluğa nam salmış. Rekabet had safhada, günlük olaylar bile rekabet konusu. Bir dost meclisinde, söz döner dolaşır, Sokullu’nun Mimar Sinan’a yaptırdığı camiye gelir. Şemsi Paşa punduna getirir, lafı gediğine koyar: “Bak, Sinan’a cami yaptırdın, tepesine kuşlar pisliyor” der.

Sokullu, altta kalmaz: “Gökyüzüne açık olan her mekan, kuşlardan nasibini alır. Şayet camin olursa, seninkine kuşlar pislemesin” der. Şemsi Paşa dellenir, cami yaptırmak artık kaçınılmaz olmuştur! Bunu başarabilecek tek kişi vardır… Mimar Sinan’dan kuşların konamacağı ve pisleyemeyeceği bir cami yapmasını ister. Mimar Sinan, caminin inşasından önce yaptığı araştırmada, Üsküdar’da, tam deniz kıyısında bir yer tespit eder.

Burası, kuzeyden ve güneyden esen rüzgarların kesiştiği girdabın tam ortasıdır. Aynı zamanda dalgaların kıyıyı dövdüğü noktada meydana gelen titreşimlerin, kuşları rahatsız edip buradan kaçıracağını düşünür. Caminin kubbesindeki, tepeye doğru kesişen olukları geometrik bir hesaba göre yerleştirir.

Rüzgar kubbeye çarptığında, bu oluklar uğutlu yayar ve kuşlar kubbeye de konamaz. Kuşların konamadığı bu camiye, halk nezdinde ‘Kuşkonmaz Cami’ denir. Şemsi Paşa Cami, Mimar Sinan’ın en küçük ve en son eseridir. Günümüz mimarları ‘İyi bir mimar, bu camiyi incelemeden ölmemeli’ der.

★★★

Hafif rüzgarlı bir günde titreşen ağaç yaprakları, elektrik mühendisi Jerome Michaud-Lariviere’in aklına şu soruyu getiriyor: ‘Titreşen bu yaprakları elektrik enerjisine dönüştürebilsek, acaba bu ağaçtan kaç watt elektrik elde edebiliriz?’ Jerome Michaud-Lariviere, rüzgarın ağacın yapraklarında oluşturduğu kinetik enerjiyi, elektrik enerjisine dönüştürmenin derdine düşüyor. Rüzgar Ağacı (Wind Tree) projesi bu şekilde ortaya çıkar.

Şehir merkezleri düşünülerek tasarlanan Rüzgar Ağacı, 8 metre yüksekliğinde ağaca benzeyen metal bir yapı. İlk prototip, kuzeybatı Fransa’da denendi ve çok olumlu sonuçlar elde edildi. Rüzgar Ağacı’nın ünite başına maliyeti 23 bin sterlin. Rüzgar Ağacı, yılda yaklaşık 320 gün boyunca elektrik üretiyor. Bu süre, geleneksel rüzgar türbinlerinden 2 kat daha fazla. Bu metal ağaç, çok düşük rüzgar hızlarında bile elektrik üretebiliyor. Ürün üç yıl önce piyasaya sürüldü.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder