Sadık Gültekin’le Doğru Tercih Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…
HABERİ PAYLAŞ

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…

“Hayvanları Koruma Kanunu” yürürlüğe girmesine rağmen hayvanlara uygulanan şiddet ne yazık ki devam ediyor. Türkiye’de sokak hayvanları dahil her türlü yabani ve deniz hayvanları Türkiye Cumhuriyeti Medeni Hukuku gereğince daha önce ‘Eşya Kanunu’ kapsamında değerlendiriliyordu. Durum böyle olunca hayvanlara yönelik yapılan her türlü suç, kanun yetersizliğinden neredeyse cezasız denilebilecek bir şekilde sonuçlanıyordu.

Oysa ülkemizde hayvanlar tarih boyunca el üstünde tutuldu. Hayvan hakları tarihi dediğimizde özellikle Osmanlı dönemi ön plana çıkıyor, çünkü bu dönemde sokak hayvanları adeta altın çağını yaşamıştır. Ancak 19. yüzyılda hız kazanan modernleşme çabaları, hayvanlara karşı bakış açısında önemli değişimlere yol açtı.

***

Osmanlı toplumunda hayvanlara karşı davranış kalıpları, Kuran hükümleri ve peygamberin hadisleri göz önüne alınarak şekilleniyordu. Dini kitapta hayvanlara iyi davranılması gerektiğini emreden ayetler ve hayvanlarla ilgili rivayet edilen hadisler, Osmanlı İmparatorluğu’nun Müslüman nüfusu için önemli bir ölçüt olmuştu.

Osmanlı toplumunda tıpkı kul hakkı gibi hayvan hakkı da oldukça önemli bir konuydu. Öyle ki hayvanlara yapılan kötü muamelenin felaketlere ve afetlere sebep olacağı düşünülüyordu. Tarih boyunca inancı gereği hayvanlara merhametli olan Osmanlı toplumu, hayvanlara hizmet eden vakıflar kurarak, onların beslenme, barınma ve sağlık gibi sorunlarına kurumsal çözümler üretti.

***

1613 yılında Padişah I. Ahmed tarafından kurulan bir vakıf, evlerdeki fazla yemekleri toplayarak yaban hayvanlarına bırakıyordu. Benzer şekilde Beyazıt Vakfiyesi her yıl 30 altınlık bir bütçeyi kuşların beslenmesi için ayırıyordu. Dünyanın ilk hayvan hastanesi Bursa’da “Gurabahane-i Laklakan” adıyla açıldı.

Osmanlı toplumunun hayvanlara verdiği önemin bir göstergesi olan bu hastane, başta leylekler olmak üzere göçmen kuşların bakım ve tedavisinin yapılması amacıyla kuruldu. Osmanlı İmparatorluğu’nda kanunname ve emirnamelerle hayvanların kötü muameleye uğraması önlenmeye çalışıldı.

Örneğin II. Bayezid dönemine ait kanunun maddelerinin birinde yük taşımacılığında kullanılan at, eşek ve katır gibi hayvanlara gereğinden fazla ağırlık yüklenmesi yasaklandı. Bir diğer hayvan hakları belgesi 1587 yılında III. Murad döneminde yayınlandı.

Bu belgeye göre zayıf ve bakımsız hayvanların çalıştırılmaması, nalsız hayvanlara binilmemesi ve hayvanların üzerine çok fazla yük konmaması gibi sıkı kurallar vardı.

***

Türkiye’de hayvan severleri tek bir çatı altında birleştiren ilk resmi dernek 1912 yılında “Himaye-i Hayvanat Cemiyeti” adıyla İstanbul’da kuruldu. Bu dernek Atatürk’ün direktifleriyle 1923 yılında “Türkiye Hayvanları Koruma Derneği” olarak faaliyet göstermeye başladı.

Benzer bir şekilde 1955 yılında Celal Bayar öncülüğünde Ankara’da “Hayvanları Koruma Derneği” açıldı. Türkiye’de yasalarla korunan hayvan hakları kanunu konusunda ilk çalışmayı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. İsmet Sungurbey başlattı. Uzun bir süreçten sonra ilk resmi düzenleme 24 Haziran 2004'te yapıldı.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder