Küresel terminolojide NEET olarak geçen, Türkiye’de ise halk dilinde “ev genci” olarak tanımlanan bu grup, sadece bir işsizlik verisi değil, bir ülkenin beşeri sermayesinin ne kadarını “bekleme odasında” tuttuğunun göstergesidir. Türkiye, yüzde 30’lara varan NEET oranlarıyla, bu bekleme odasında en çok genci bulunduran ülke konumundadır. Hollanda’nın yüzde 5’lik oranı bir mucize değil, eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki kusursuz iş birliğinin sonucudur. Türkiye için çözüm; üniversite sayısını artırmaktan ziyade eğitimin niteliğini 2026’nın teknolojik gerçeklerine göre güncellemek ve liyakat temelli bir istihdam sistemi inşa etmektir. Gençlerin “ev genci” olmaktan çıkıp “geleceği kuran aktörler” haline gelmesi, sadece ekonomik bir kazanım değil, toplumsal huzurun da teminatı olacaktır. Dünya genelinde genç nüfusun ekonomik hayata katılımı, coğrafi farklılıklar göstermekle birlikte genel olarak kriz sinyali veriyor. 2023 yılı tahminlerine göre küresel ölçekte genç işsizliği oranı, yetişkinlerden yaklaşık 3.5 kat daha yüksek bir seviyede seyrediyor. 2024 yılı verileri incelendiğinde, 15-24 yaş grubundaki küresel NEET oranının yüzde 20.4 olduğu görülüyor. Bu oran erkeklerde yüzde 13.1 iken, kadınlarda yüzde 28.2 ile çok daha yüksek bir seviyededir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında NEET oranının en yüksek olduğu ülke olma özelliğini uzun süredir koruyor. 2024 yılı verileri, Türkiye’de 15-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 22.9’unun ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını ortaya koyuyor. Ancak Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran en çarpıcı özellik, genç işsizlik oranı ile NEET oranı arasındaki ters orantılı ilişkidir. Avrupa ülkelerinin çoğunda genç işsizlik oranı, NEET oranından daha yüksektir çünkü bu ülkelerdeki gençler iş bulamasa dahi aktif olarak iş gücü piyasasında kalmaya ve iş aramaya devam ediyor.
Türkiye’de ise durum tam tersidir: Genç işsizlik oranı yüzde 16.4 iken, NEET oranı yüzde 22.9’dur. Bu veri, Türkiye’deki gençlerin önemli bir kısmının sadece işsiz olmadığını, aynı zamanda iş aramaktan vazgeçerek iş gücü piyasasının tamamen dışına çıktığını gösteriyor. Yaş grubu bazlı genişletilmiş analizler, sorunun yaş ilerledikçe daha da kronikleştiğini kanıtlıyor. 2024 verilerine göre Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki NEET oranı yüzde 31.3’e yükseliyor ki bu oran, OECD ortalaması olan yüzde 14.1’in iki katından fazladır. 25-29 yaş grubuna gelindiğinde ise NEET oranı yüzde 36 seviyesine ulaşarak zirve yapıyor. 15-34 yaş aralığına bakıldığında ise Türkiye genelinde yaklaşık 7 milyon gencin ne eğitimde ne de istihdamda olduğu gözüküyor. NEET grubunun niteliksel dağılımı incelendiğinde, 2023 verileri “saf NEET” olarak tanımlanan ve hiçbir şekilde iş gücü faaliyetine dahil olmayan kitlenin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Toplam NEET nüfusunun içindeki 1 milyon 724 bin genç ise tamamen inaktif durumdadır.
Bu inaktif “saf NEET” grubunun yüzde 71.7 gibi ezici bir çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. En düşük NEET oranı yüzde 12.8 ile İstanbul’dayken, en yüksek oranlar yüzde 31.5 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 28.3 ile Ortadoğu Anadolu bölgelerinde görülüyor. Bu durum, sanayinin ve hizmet sektörünün yoğun olduğu batı illerinde gençlerin sisteme dahil olma şansının daha yüksek olduğunu, ancak tarım ve geleneksel yapıların hakim olduğu doğu bölgelerinde gençlerin, eğitim ve iş gücü dışına itilme riskinin çok daha kritik seviyelerde bulunduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği, genç nüfusun inaktivitesini azaltmak amacıyla 2030 yılına kadar 15-29 yaş grubundaki NEET oranını yüzde 9’un altına indirmeyi hedefliyor. 2024 yılı itibarıyla AB ortalaması yüzde 11 olarak gerçekleşti. AB içindeki en başarılı ülkeler olan Hollanda (yüzde 5), İsveç, İrlanda, Slovenya, Danimarka, Almanya, Çekya ve Portekiz, 2030 hedefini şimdiden yakalamış durumda. Öte yandan Romanya (yüzde 19), İtalya, Yunanistan ve Litvanya yüzde 14’ün üzerindeki oranlarıyla listenin sorunlu tarafında yer alıyor. (Devam edecek).
