Gençlerin eğitim ve istihdam sisteminden kopmasına yol açan nedenler çok katmanlıdır. Türkiye özelinde bu nedenler; toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan bakım yükü, eğitim sisteminin kalitesi ve piyasa ihtiyaçlarıyla uyumsuzluğu, ekonomik belirsizlikler ve iş gücü piyasasındaki liyakat algısının zayıflaması başlıkları altında toplanıyor. Türkiye’de NEET sorununun en belirleyici bileşeni, toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. 18-29 yaş aralığındaki genç kadınların yüzde 43’ünün NEET statüsünde olması, bu meselenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik sorun olduğunu kanıtlıyor. Kadınların iş gücüne katılamamasının temel nedeni, ev işleri ve çocuk, yaşlı bakımı sorumluluklarının çoğunlukla kadına yüklenmiş olmasıdır. Yapılan araştırmalar, küçük çocuğu olan kadınların NEET olma riskinin, çocuğu olmayan kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu gösteriyor. Kamusal kreş hizmetlerinin yetersizliği, özel kreşlerin maliyetinin çalışan kadının gelirine yaklaşması veya onu aşması, genç kadınları “ev genci” statüsüne mecbur bırakıyor. Türkiye’de eğitimin iş bulma üzerindeki garantörlük işlevi son yıllarda ciddi bir erozyona uğradı. Türkiye, yeni üniversite mezunlarının istihdamında 33 Avrupa ülkesi arasında son sırada yer alıyor.
Üniversite mezunlarının sadece yüzde 63.5’i iş bulabilirken, bu oran AB genelinde yüzde 84.9’dur. Daha da çarpıcı olanı, Türkiye’de eğitim seviyesinin artmasının işsizlik oranını anlamlı düzeyde düşürmemesidir. Lise mezunlarında yüzde 10.2 olan işsizlik oranı, üniversite mezunlarında yüzde 10.6 olarak seyrediyor. Ayrıca eğitimdeki finansal uçurum da bu sorunu körüklüyor. Türkiye, ilkokul ve ortaokul seviyesinde öğrenci başına yıllık 4 dolar harcarken, OECD ortalaması 13.6 dolardır. Kamu harcamalarındaki bu yetersizlik, eğitimde fırsat eşitliğini bozuyor ve sadece yüksek gelirli ailelerin çocuklarının nitelikli eğitime erişebildiği, yoksul gençlerin ise düşük vasıflı işlere veya NEET statüsüne mahkum olduğu bir yapı oluşturuyor. Ekonomik büyümenin kapsayıcı olmaması, yüksek enflasyon ve reel ücretlerin erimesi, gençlerin iş gücü piyasasına yönelik beklentilerini olumsuz etkiliyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de iş gücüne katılma oranının yüzde 53.5’e gerilemesi, birçok gencin iş aramaktan ümidini kestiğini gösteriyor. Kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, özellikle ilk iş deneyimini güvencesiz ve düşük ücretle yaşayan gençlerde sistem dışına çıkma eğilimini güçlendiriyor. Avrupa ülkelerinde ise ekonomik krizlerin etkisi farklı şekilde hissediliyor. 2013 yılında yüzde 24.4 ile zirve yapan AB genç işsizliği oranı, 2024 sonunda yüzde 15 seviyesine indirildi. Ancak genç inaktivitesi hâlâ istikrarlı bir şekilde yüksek seyrediyor. Özellikle yabancı doğumlu gençlerin NEET olma riski, yerli doğumlulara göre ortalama 5 puan daha yüksektir.
NEET statüsünde olmak sadece ekonomik bir mahrumiyet değil, aynı zamanda ciddi bir psikososyal yıkım sürecidir. “Ev genci” etiketi, gençlerin özgüvenini zedeliyor, onları sosyal çevreden izole ediyor ve geleceğe dair umutlarını tüketiyor. Habitat Derneği’nin 2025 yılı “Gençlerin İyi Olma Hali” raporu, Türkiye’deki gençlerin sadece yüzde 50’sinin yaşamından memnun olduğunu gösteriyor. Gençlerin yüzde 72’si iş arasa dahi kolayca iş bulamayacağını düşünüyor; aktif iş arayan gençlerde bu umutsuzluk oranı yüzde 94’e kadar çıkıyor. İş bulmanın önündeki en büyük engel olarak “kayırmacılık” ve “yeterli iş imkanı olmaması” görülüyor. Bu algı, gençlerin liyakat sistemine olan güvenini sarsıyor ve onları sistemin dışına iten psikolojik bir bariyer oluşturuyor. NEET sorununun çözümü, eğitimden istihdama geçişi kolaylaştıracak yapısal reformlar, finansal destek mekanizmalarının eşzamanlı olarak devreye alınmasını gerektiriyor. Avrupa Birliği’nin NEET sorunuyla mücadelesindeki temel motivasyonu, her gencin işsiz kaldıktan sonraki dört ay içinde teklif almasını taahhüt etmektir!
