O tarihten bugüne ne değişti?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Jean-Jacques Rousseau, “Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev” adlı yapıtında; sanatın, edebiyatın ve bilimlerin, sanılanın aksine insanlığın gelişimine herhangi bir katkısının olmadığını, bilim ve sanatın gelişmesinin insan ruhunun bozulmasına sebep olduğunu savunur. Bu iddiayı tarihsel örneklerle kanıtlamaya çalışır. Bilim ve sanatta başarı yakalamış devletlerin ve toplumların zamanla nasıl çöktüklerini anlatır.

***

Bu küçük yapıt, 1749 yılında Dijon Akademisi’nin açtığı yarışmada “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlakın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna yanıt arayan küçük bir çalışmadır. Rousseau’ya göre bilimleri ve sanatları doğuran bizim içimizdeki kötülüklerdir. Astronomi, boş inançlardan doğmuştur; güzel söz söylemek hırstan; geometri cimrilikten; fizik, boş meraktan ve hepsi birden insanın kendini beğenmesinden doğmuştur. Bilginin erdem üzerinde olumlu hiçbir katkısı yoktur. Rousseau “Fizikçilerimiz, matematikçilerimiz, kimyacılarımız, şairlerimiz, müzikçilerimiz, ressamlarımız var ama değerli yurttaşlarımız yok” der.

***

Rousseau’ya göre insanların tek kaygısı, fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesinden ibarettir. Doğa durumunda, bu ihtiyaçlar insanların hemen elinin altında olduğundan, onların mutsuz olmalarını gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Rousseau, doğa durumundaki insanların mutlu olduğunu söyler. Yaratıcı’nın elinden çıktığında her şeyin iyi olduğunu, bunların sonradan insanlar tarafından bozulduğunu söyler. Rousseau’ya göre bu saatten sonra artık geri dönüş mümkün değildir, doğa durumu kaybedildiğinde tekrar kazanılamaz.

***

Rousseau’nun 1749 yılında kaleme aldığı bu çalışma, günümüz insanının da aslında kendine pay çıkarabileceği önemli noktalara değiniyor. Bilimin, sanatın ve teknolojinin geldiği son noktada, tek bir tıkla hayal ettiğimiz her şeye sahip olduk. Konuşmayı unuttuk, tek bir ‘tık’la iletişim kurar olduk. Her şey çok hızlı gerçekleşti, değişimi yakalamaya çalışırken tükenmeye başladık. Kusurlarımızı filtreledik, ancak gerçeğin üstünü örtemedik. Koşmayı unuttuk, yeşili beton ile değiştirdik. Her gün gökyüzü daha karardı, ta ki yıldızlar görünmeyene dek. Bu yüzden onları bulmak için uçaklarla daha çok uçtuk. İş ve yaşam dengesi bozuldu; kişisel hırslar her şeyin önüne geçti.

***

Sonra bir virüs çıktı, gerçeklerle yüzleşmemizi sağladı, içgüdülerimizin tozunu aldı. Nasıl davranmamız gerektiğini hatırlattı. Doğa durumunu hatırladık, şimdilik işler yolunda gözüküyor. Gökyüzü daha görünür oldu, daha az yolcuyla doldu, dünya biraz daha soluklandı. Peki, şimdi biri bana söylesin; Rousseau’nun söylevinin yazıldığı o tarihten bugüne ne değişti?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder