Tarihi olaylar, çoğu kez erkeklerin attığı imzaların, kazandığı savaşların ve sahip olduğu ünvanların etrafında geçer. Oysa bazı kişiler vardır ki ne kılıç kuşanırlar ne tahta otururlar ama yine de geride iz bırakırlar! Emine Valide Paşa’nın hikayesi işte tam da bu türdendir.
O, ne bir hükümdardır ne de bir savaş komutanıdır ancak Osmanlı Devleti ona, bugüne kadar hiçbir kadına verilmeyen bir ünvan verdi: Paşa! Emine Valide Paşa, 1931’de İstanbul’da vefat etti. Vasiyetinde şu yazıyordu: “Beni Mısır’a gömün.”
Vasiyeti yerine getirildi, cenazesi Kahire’ye götürüldü. Eşi Mehmed Tevfik Paşa’nın yanına defnedildi. Mısır basınında onun hayırseverliğinden, özellikle yoksullar ve hastalar için yaptığı çalışmalardan söz edildi. İstanbul’da ise ona “hayırseverlerin annesi” denilirdi.
1858’de İstanbul’da doğan Emine Necibe İlhami Hanım, Mısır Hidivi I. Abbas Hilmi Paşa’nın oğlu Damat İbrahim İlhami Paşa ile Sultan Abdülmecid’in kızı Münire Sultan’ın kızıdır. Aile, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın soyundan geliyor. Kuzeni Mısır Hıdivi Mehmed Tevfik Paşa ile evlendi. Emine Valide Paşa, Osmanlı Devleti tarafından ‘paşa’ ünvanı verilen ilk ve tek kadındır. Paşa ünvanı, kendisine II. Abdülhamid tarafından verildi. 19 Aralık 1914’e kadar Mısır Valide Paşası ünvanını taşıdı.
Mısır, İngiliz işgali altındayken Emine Hanım, eşi Tevfik Paşa ile birlikte Kahire’ye taşındı. Eşi, Mısır Hidivi’ydi. Mısır artık onun ikinci vatanıydı ama İstanbul ile olan gönül bağını hiçbir zaman koparmadı. İngiltere’nin Mısır üzerindeki etkisi arttıkça içerideki huzursuzluk derinleşti ve Mısır’dan ayrılıp yeniden İstanbul’a yerleşti. 1893’te Mısır Hidivi olarak atanan oğlu Abbas Hilmi Paşa’nın hidivliği, Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’na girmesi ve İngiltere’nin onu hidiv olarak tanımadığını ilan etmesi ile fiilen sona erince Emine Valide Paşa, Mısır’dan ayrılıp İstanbul’a geldi. İstanbul’a geldiğinde günümüzde Mısır Konsolosluğu olarak kullanılan Bebek’teki yalıya yerleşti. II. Abdülhamid tarafından kendisine hediye edilen yalıyı 1902’de yeniden inşa ettirdi.
Emine Valide Paşa, uzun yıllar yalının korusunda bulunan av köşkünde yaşadı. Cumhuriyet kurulunca, Bebek’teki yalısını devlete bağışlamak istedi. Ancak yeni yönetim, ‘paşalık, ağalık’ gibi ünvan ve mevkileri kabul etmediğinden, kendisine “Bebekli Emine Hanım” diye hitap edildi. Bu kelime farkı, onun gözünde bir ünvan meselesinden çok daha fazlasıydı. O kelime geçmişe, kimliğe, emeğe ve hafızaya açılan bir saygı kapısıydı. O kapı kapanınca, onun da gönül kapısı kapandı. Bağış fikrinden vazgeçti ve mükemmel yalıyı, Mısır hükümetine bağışladı. Torunlarından biri yaşanan bu durum için şöyle demiştir:
“O bir devletin kız evladıydı. Ne ünvan için yaşadı, ne intikam için döndü. Ünvanı silinince, vefasını başka bir devlete sundu.” Emine Valide Paşa, o dönemde Mısır hükümetinin diplomatik olarak kullanabileceği bir binasının olmadığını öğrendi. Ölünceye kadar oturmak ve öldükten sonra kullanılmak koşuluyla yalısını Mısır hükümetine bağışladı. Öldükten sonra korudaki av köşkünün yıkılmasını şart koştu. Yalı, günümüzde hâlâ Mısır Konsolosluğu olarak faaliyet gösteriyor.
Peki, II. Abdülhamid neden bir kadına ‘paşa’ ünvanı verdi? II. Abdülhamid, çok zeki bir padişahtı. Mısır Hidivi olan Kavalalı II. Abbas Hilmi Paşa’nın İngilizlerle görüştüğü haberi payitahta ulaşınca, tedbir almak zorunda kaldı. Osmanlı Sarayı ile yakın ilişkiler içinde olan Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın annesini (Emine Valide Sultan) göz önünde tutmak için payitahta davet etti. Daha sonra Bebek’teki yalıyı satın alarak ona hediye etti. II. Abdülhamid, böylelikle hem gönül hem de önlem almış oldu!
