Sadık Gültekin’le Doğru TercihSihirli cümle!
HABERİ PAYLAŞ

İkinci Dünya Savaşı öncesinde, Bakırköylü Ermenilerden Peştemalcıyan, ailesiyle birlikte Türkiye’den Almanya’ya göç eder. Berlin’de bir halı ve kilim mağazası açar. Savaş başlayana kadar işler yolunda gider. Bir süre sonra işlerin başına oğlu Aram Peştemalcıyan geçer. Savaşın ayak sesleri duyulmaya başlar. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir, her geçen gün bir önceki günü aratmaktadır. Sovyet askerleri, 1944’te Berlin’i kuşatır.

Ruslar artık Berlin’dedir ve şehrin hemen her noktası işgal altındadır. Yağma, talan, taciz ve tecavüz Almanya’da günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu zor şartların hüküm sürdüğü günlerde, Rus İşgal Komutanlığı bir bildiri yayımlar: “Her yer Rus askerlerine açık tutulacaktır!”

***

Savaşın acımasız yüzünü bütün çıplaklığıyla gören Peştemalcıyan Ailesi de bu emre mecburen uyar. Ailenin bu bekleyişi uzun sürmez. Bir gün, mağazadan içeriye silahlı iki Rus askeri bağıra çağıra girer. Askerlerden biri halılarla ve kilimlerle ilgilenirken, diğer asker hareketsiz bir şekilde endişe ile olup biteni takip eden Peştemalcıyan Ailesi'ne yönelir ve genç kıza doğru yaklaşıp elini ona doğru uzatır.

Aram Peştemalcıyan, ani bir hareketle askerin bileğini kavrar. Bu beklenmedik hareket üzerine, çekik gözlü asker tabancasını çeker ve Peştemalcıyan’ın şakağına dayar! Aram Peştemalcıyan, adeta taş kesilmiş haldeki karısına döner ve ağzından “Şimdi b… yedik!” cümlesi çıkar. Bu sözleri işiten asker, silahını indirerek “Ne dedin sen?” der. Yaşadığı olayın şokunu atlatamayan Aram Peştemalcıyan, ister istemez söylediği sözü tekrarlamak zorunda kalır: “Şimdi b… yedik!”

O anda bir mucize olur, silahını indiren asker yıllar sonra bir dostunu görmüş gibi büyük bir sevinçle Peştemalcıyan’ın boynuna sarılır! Şok üstüne şok yaşayan Aram Peştemalcıyan, olayı kavramaya çalışırken askerin “Biz kan kardeşiyiz, ben senin kardeşinim” demesini, sevinçten çılgına dönmesini hayretler içinde seyreder!

Mağazayı basanlar, Rus ordusundaki Kırgız askerlerdir ve karşılarında Türkçe konuşanları görünce büyük şaşkınlık yaşamışlardır. Olay anlaşılıp şok atlatılınca, Peştemalcıyan Ailesi rahat bir nefes alır ve sohbet koyulaşır.

***

Savaş bitmiş, sıkıntılı günler geride kalmıştır. Peştemalcıyan Ailesi savaştan sonra Berlin’de tanıştıkları bir Türk gazeteciye bu hikayeyi anlatır ve ‘hayatlarını kurtaran sihirli cümleyi bir hattata yazdırıp evlerinin en güzel yerine asmak istediklerini’ söyler.

Gazeteci, onlara bu konuda yardımcı olabileceğini söyler ve Türkiye’ye döndüğünde, verdiği sözü yerine getirmek üzere hattat ve mücellit Emin Barın’ın Çemberlitaş’taki atölyesine gider. Emin Barın, kendisinden yazılması istenen cümleyi duyunca önce çok şaşırır, düşünmek için biraz süre ister. Almanya’da staj yaparken aynı sıkıntıları yaşayan Emin Barın, bir hafta sonra levhayı hazırlar.

Levha Almanya’ya doğru yola çıkar ve Peştemalcıyan Ailesi'nin evinin duvarında yerini alır. Bu olay, 17 Temmuz 1966 tarihli Yeni Gazete’ye, “Levhaya, bir ailenin hayatını kurtaran argo cümle yazıldı” başlığıyla haber olur.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder