Sadık Gültekin’le Doğru Tercih‘Üç yıllık üniversite’ modelinin düşündürdükleri

HABERİ PAYLAŞ

‘Üç yıllık üniversite’ modelinin düşündürdükleri

Küresel yükseköğretim sistemleri, 21. yüzyılın getirdiği ekonomik belirsizlikler, teknolojik dönüşümler ve değişen iş gücü piyasası dinamikleri karşısında adaptasyon baskısı altındadır. Geleneksel dört yıllık lisans eğitim modeli, “zaman maliyeti” ve “mesleki yetkinlik kazanımı” ekseninde sorgulanıyor. Dünya genelinde daha esnek, modüler ve hızlandırılmış eğitim modelleri tartışılıyor. YÖK tarafından gündeme taşınan ve lisans eğitim süresinin belirli programlarda dört yıldan üç yıla indirilmesini öngören girişim, bu küresel arayışın ulusal bir yansıması olarak düşünülebilir. Eğitimde süre kısaltması, tek başına “kalite artırıcı” veya “kalite düşürücü” bir faktör değildir. Sonucu belirleyecek olan, bu sürenin içinin nasıl doldurulduğu, altyapının nasıl hazırlandığı ve paydaşların sürece ne kadar dahil edildiğidir.

Haberin Devamı

Günümüz dünyasının ihtiyacı olan, “daha hızlı” mezunlardan ziyade, “daha yetkin” mezunlardır; hız, ancak yetkinlikle birleştiğinde bir değer ifade eder. YÖK’ün bu yeni model önerisi, müfredatın hafifletilmesi veya kredi yükünün azaltılmasından ziyade, akademik takvimin yeniden yapılandırılması ve yoğunlaştırılması üzerine kuruludur. Eğitimin üç yıla indirilmesi; birey, hane halkı ve kamu maliyesi açısından tartışmasız ekonomik rahatlama sağlar. Ancak bu “hız”, öte taraftan akademik olgunlaşma, mesleki derinlik gibi değerlerin kaybına da yol açabilir. “Zaman” faktörünün, bilginin sindirilmesi ve yetkinliğe dönüşmesi sürecindeki kritik rolü, hızlandırılmış modelin önündeki en büyük engel gibi gözüküyor. YÖK’ün önerisi, Avrupa’daki “kredisi azaltılan üç yıl” modeli ile değil, İngiltere ve ABD’deki “hızlandırılmış” modellerle daha fazla benzerlik gösteriyor. Türkiye’nin dört yıldan üç yıla geçiş planı da içerikten feragat etmeden zamanı sıkıştırma stratejisine dayanıyor. “Üç dönem” modeli, basit bir takvim değişikliğinin ötesinde, üniversite eğitiminin mantığında köklü bir değişim öngörüyor. Plandaki en kritik detay, lisans mezuniyeti için gerekli olan 240 AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) yükünün korunacak olmasıdır. Avrupa’daki birçok üç yıllık program 180 AKTS ile mezun verirken, Türkiye’de 240 AKTS’nin üç yıla sığdırılması, öğrenci başına düşen iş yükünün yüzde 33 oranında artması anlamına geliyor. Bu durum, öğrencinin sosyal hayatına, yarı zamanlı çalışmasına veya stajına ayrılacak zamanın azalacağına işaret ediyor. YÖK’ün açıklamalarında “eğitim kalitesinden ödün verilmeyeceği” vurgulansa da 240 kredilik içeriğin üç yıla sıkıştırılması, derslerin işleniş biçimini zorunlu olarak değiştirecektir. Bu durum, akademisyenlerin müfredattaki “tartışma”, “araştırma” veya “laboratuvar” gibi zaman alıcı ama öğretici süreçleri kısaltmasına neden olabilir. Sıkıştırılan bir program, bilginin sunum hızını artırır ancak öğrencinin bilgiyi işleme kapasitesini değiştirmez.

Haberin Devamı

Bu durum, öğrencilerin dersleri “geçmek” için yüzeysel öğrenme stratejilerine yönelmesine, derinlemesine öğrenme ve eleştirel düşünme süreçlerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Üniversitelerin yılın 12 ayı tam kapasite çalışması, ciddi bir altyapı ve personel yönetimi sorununu beraberinde getirir. Mevcut sistemde akademisyenler, yaz aylarını araştırma yapmak, yayın hazırlamak ve kongrelere katılmak için kullanıyorlardı. “Üç dönem” sistemi, akademisyenleri sürekli ders veren “öğretmenlere” dönüştürerek, üniversitelerin araştırma fonksiyonunu sekteye uğratabilir. Eğitim süresinin kısaltılması, mikro ve makro düzeyde derin ekonomik etkiler yaratma potansiyeline sahiptir. Bu etkiler, “tasarruf” ve “verimlilik” ekseninde olumlu görünmekle birlikte, uzun vadeli getirisi açısından riskler barındırabilir. Eğer hızlandırılmış eğitim, iş dünyasının beklediği yetkinlikleri kazandırmakta yetersiz kalırsa, işverenler için “işbaşı eğitim” maliyetleri artacaktır. Üç yıllık diploma “yetersiz” görülürse, öğrenciler iş bulabilmek için yüksek lisans yapmaya mecbur kalabilir. Bu durumda, tasarruf edilen bir yıl, yüksek lisansa harcanır ve toplam eğitim maliyeti düşmez, aksine “diploma enflasyonu” körüklenir (Devam edecek).

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder