1894 Mileva Maric için hayatını değiştiren yıldır. Geçirdiği ciddi rahatsızlık, ailesi ile birlikte Zürih’e taşınmasına neden oldu. Mileva, burada Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü’ne kaydoldu. Einstein ile burada tanıştılar. Mileva, bilim kariyerinde bir dizi başarısızlığa uğradı; olumsuz sınavlar, yoluna taş koyan doktora tez danışmanı ve Einstein’dan evlilik dışı hamileliği… 1903’te Einstein ile evlendiler, iki oğulları oldu.
Einstein, onu entelektüel olarak eşiti olarak görüyordu. Aralarında romantik bir ilişki başladı. Mileva, Einstein’ın evlenme teklifini başlangıçta “erkek meslektaşlarım kadar iyi bir fizikçi olabileceğime inanıyorum” sözleriyle kabul etmedi. Mileva, özellikle matematik alanında çok başarılıydı. Einstein ile başlayan duygusal ilişkisi, ilk zamanlarda mutluluk getirdi. Ancak bu geçici bir mutluluktu… Einstein bir yıldız gibi parlarken, Maric’in kariyeri, parlak bir fizikçi adayından daha çok sadık bir eşe doğru evrilmeye başladı. Evlenmeden önce, Lieserl adında bir kızları, evlendikten sonra ise Hans Albert ve Eduard adında iki oğulları oldu.
Baba olduğunu bir mektupla öğrenen Einstein, Lieserl’i hiçbir zaman görmedi. Lieserl’in doğumu, her nedense gizli tutuldu. Einstein, hayatı boyunca Lieserl’in nasıl ve nerede olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi, öğrenmek için de en küçük bir çaba sarf etmedi. Bu çocuğun varlığı, Einstein ile Mileva’nın ölümlerinin ardından, birbirlerine yazdıkları mektuplardan ortaya çıktı. Lieserl’in doğum kayıtlarına da rastlanılmadı. Muhtemelen evlatlık verildi ya da yakın bir akraba tarafından evlat edinildi. Bazı kaynaklarda Lieserl’in doğumda öldüğü de ileri sürülüyor.
Mileva, Einstein’ın makalelerine yön verdi ve makalelerin matematiksel ispatlarını yaptı. Evlenmeden önce yayımladıkları ilk makalelerinde Mileva’nın da ismi geçiyordu ancak evlendikten sonraki makalelerde ismi bir daha geçmedi. Evlilik hayatı Einstein’ın arkasını toplamak, ilgilenmediği çocuklarına bakmak, görmezden gelinmenin verdiği acıyı sineye çekmekle geçti.
1914’te patlak veren savaş nedeniyle ayrı düştüler. Mileva, çocukları ile birlikte İsviçre’de kaldı. Einstein’dan yeterli maddi destek alamadığı için piyano ve matematik-fizik dersleri vermeye başladı. Bu sırada Einstein, birinci göbek kuzeni olan Elsa ile 1912’de aşk yaşamaya başladı. Elsa, birçok açıdan mizaç ve kişilik olarak Mileva’nın tam tersiydi. Einstein, 1914’te Mileva’dan boşandı, üç ay sonra da Elsa ile evlendi.
Mileva, boşanma taraftarı değildi, başta kabul etmedi. Daha sonra Einstein ile bir anlaşma yaptılar; şayet Einstein bir gün Nobel Ödülü’nü kazanırsa, ödül parasını paylaşacaklardı. Einstein, 1922’de Nobel Ödülü’nü kazandı ve ardından kaleme aldığı vasiyetinde ödül parasını oğullarına miras bıraktığını yazdı.
Mileva’nın Einstein’ın kuramlarının gelişimine katkısının olup olmadığı, hep tartışılan bir konudur. Katkısına dair güçlü bir kanıtın olmadığı, rahatlıkla söylenebilir. Çiftin ilk oğlu Hans Albert, annesinin babası ile evlendikten sonra bilimsel tutkularını bir yana bıraktığını belirtiyor. Einstein, 1920’lere kadar, inanılmaz derecede üretken bir bilim insanı olarak çalıştı. En önemli çalışmalarını, 1914’te Mileva’dan ayrılmasından sonra yaptı. Öte yandan Mileva ise hiçbir çalışma yayınlamadı. Mileva, hiçbir zaman Einstein’ın bilimsel çalışmalarında bir rolü olduğunu dile getirmedi; böyle bir rolü olduğunu, en yakın arkadaşı Helene Savic’e dahi söylemedi.
Matematik dehası olan Mileva, aslında hiç istemediği bir role zorlandı. Ev kadınlığı ve annelik, onu bilimsel çalışmalarından kopardı. Matematik ve fizik, büyük bir yetenekten yoksun kaldı. Mileva, yalnız bir kadın olarak 1947’de öldü...
