2020 enkazları

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Pandemi…

2020 yılının bizi en etkileyen durumu sanırım.

2020 yılında binlerce olay oldu ama bu olayların hiçbiri bizi yakinen ilgilendirmediği için pandemi kadar ilgilenmedik.

Oysa ne kabarık bir sabıkası var 2020’nin, haydi biraz hatırlayalım...

  • İran’dan ABD’ye gitmek için havalanan Ukrayna Havayolları'na ait uçak İran tarafından ABD füzesi sanıldığı için düşürüldü. Kirli siyasetler, öfkeler, hırslar yine sivilleri etkilemişti. Figüranlar olarak görülen halk yine başroller tarafından öldürülmüştü. 
  • Avustralya yandı. Orman yangını falan değildi, adeta tüm ülke yandı. O kadar uzağımızdaydı ki, alevler bize ulaşamaz diye içimiz çok rahattı. Kuru sıkı üzüntülerimiz sosyal medyayı salladı.
  • Birçoğumuzun çocukluğu, gençliği, idolü Kobe Bryant, kızıyla birlikte helikopter kazasında öldü. 2020’nin ayak sesleri artık iyice şiddetlenmeye başlamıştı. 
  • 1999 depreminde kuru sıkı değil de gerçek üzüntüler yaşamış olsaydık, bu sene Elazığ’da olan depremi kurtarabilirdik. Geçmiş geleceğe ayna tutmayacak, ders olmayacaksa neden yaşıyoruz ki! Elazığ depreminde onlarca vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce vatandaşımız ise yaralandı ve evlerini kaybetti. Deprem değil, plansız yapılanma, çürük binalar öldürür. Fırsatçılığımız bile hortlar kötü günlerde. Taksi fiyatları artar, battaniyeler saklanır, stokçuluk sonucu her şeyin fiyatı artar, yardım paketleri çalınır… Ah be güzel ülkem, ne çok hain barındırıyorsun bünyende!
  • Herkesin yaşam hayali olan kraliyet, çatlak bir kavanoza dönüşmüştü. Megan ve Harry bu hayalin aslında sadece dıştan görünüşte güzel olduğunu belirterek bütün haklarından feragat etmişlerdi. Bu olay iki gencin isyankar, özgürlükçü bir tavrından ziyade “senede milyonlar yiyen, gereksiz saray masraflarının ve kraliyetin sonu mu geliyor?” sorusunu akıllara getirdi. Kim bilir belki de bu olay kraliyetin çöküşü olarak tarihte yerini alacaktır. 

Bitmiyordu 2020…

Sakarya’da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama sonucu yüzlerce vatandaş hayatını kaybetti. Sonra sadece felaketler sonunda akıllara gelen sorular soruldu.

Sahi gürültülü, havaya zarar veren, tehlikeli bu kutlamalardan ne zevk alıyorduk? Korona günlerinde inadına halay çekip düğün yapanlar bu ölümlerden ders alıp havai fişekle ve silahla kutlama yapmaktan vazgeçerler miydi? Doğrusu tam bir muamma…

Bunların etki alanı kısıtlı kaldı elbette. Sonuçta biz hiçbir zaman bir uçağı düşmesi sonucu ölemezdik, bir depremden hayatımızı kaybetmemiz mümkün bile değildi, bir savaşta aç kalmak başımıza gelmeyecek bir olaydı, paramız ev kiramızı ödemeye yetmezken Kobe gibi helikopter kazası sonucu hayatımızı kaybetmemiz yüzde sıfır ihtimaldi. 

2020 yılının ortalarında başımıza öyle bir bela geldi ki tabiri caizse paçalarımız tutuştu. Çünkü corona virüs ne zengin, ne fakir, ne oralı buralı, ne yaşlı ne genç ayırdı. İşte şimdi panikleyebilir, ölüm korkusuyla yüzleşebilirdik. Özgürlük sadece Suriye’dekilerin elinden alınan bir olgu diye düşünürken evlere tıkıldık, açlık sadece Afrikalılar'a has bir durumken aç kalmaktan korkup yiyecek stokladık…

Pandeminin, ev karantinasının bize getirdiği en pozitif duygunun samimiyet ve özlem olduğunu düşünmüştüm. Şimdilerde kimsenin vaktinin olmadığını görene dek... Umarım yaşadığımız her kötü durumdan kendimize pozitif bir değer katmayı öğreniriz

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder