29 Ekim: Minnet etme günü

AA

Bugün cumhuriyeti sevmeyenlerin “bu benim hakkım” diye yollarda naralar atabildiği gün, bugün sahip olunan hakların 96'ncı doğum günü, bugün savaştan yeni çıkmış bir ülkenin kalkınma günü, bugün minnet etme günü!


Cumhuriyetle birlikte sahip olduğumuz en önemli haklar

Yaşama hakkı: İsminden de anladığımız gibi en önemli haklardan biri. Hiçbir şekilde engellenemez olan bu hak yasalarla koruma altına alındı.

Sağlık hakkı: Hangi statüde olursa olsun her birey sağlık hizmetinden yararlanabilir. Sağlık hakkı, ulaşılabilir ve ücretsiz olarak koruma altına alındı.

Eğitim hakkı: Her bireyin ücretsiz eğitim alması sağlandı, böylelikle eğitim belirli zümrelere has olmaktan çıkıp tüm topluma mal oldu.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı: Avrupa’nın en ileride gelen ülkelerinden bile önce elde ettiğimiz bu hak bir kadın olarak en onur duyduğum hak. Kadının “BEN DE VARIM” diye haykırabildiği hak. Kadının adının bile olmadığı bu toplumda “Senin düşüncen ne?” diye sorulduğu, tüm insanlığını kadına yeniden hatırlatan hak.

Düşünce, toplantı ve gösteri özgürlüğü: Atatürk farklılıklardan güç doğacağını düşündüğü için düşünce özgürlüğünü yasalarla koruma altına aldı. Bireylere düşüncelerini kitlelere duyurma hakları da tanındı.

Din ve vicdan özgürlüğü: Din ve inanç kişiye özeldir ve herkes dilediği inanca sahip olabilir. Dini inançların hiçbir dış müdahelenin olamayacağı ve zorlamaya tabii tutulamayacağı yasalarla koruma altına alındı. Atatürk’ün getirdiği bu hak, din özgürlüğünün en önemli güvencesi.

Özel hayatın gizliliği: Halkın özel hayatının nedensiz ihlal edilmesinin önüne geçmek için, her vatandaşın özel yaşamı yasalarla güvence altına alındı.

Dilekçe hakkı: Devletin, en önemli denetleme mekanizmasının halk olduğunu savunan Atatürk, bireylerin şikayetlerini ve isteklerini iletmeleri için dilekçe hakkını verdi.

Konut dokunulmazlığı: Kişilerin konutlarına belirli zümreler tarafından el konulabiliyordu, bu yasa ile birlikte kişilerin konutlarına izinsiz girilmemesi yasalarla koruma altına alındı.

Basın özgürlüğü: Basının özgür olması, özgürce tüm düşünceleri dile getirme hakkı. Basının, onun/ bunun tehdidiyle değil, güçlünün lafıyla değil, sadece duyulması istenen haberlerle değil tamamen özgür olması bu yasa ile koruma altına alındı


Peki ama neden 29 Ekim?

Tarihin bir anlamı veya önemi var mı?

30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı ve esaret altına girildi.

Elbette Atatürk bu duruma son derece üzgün olmakla birlikte çalışmalarına hız kesmeden devam etti.

Manda ve himaye bu büyük ulusun kabul edebileceği bir durum değildi.

O tarihin üzerinden tam 4 yıl 364 gün geçti.

Küllerinden yeniden doğan bu millet, o zamanın en büyük devletlerinin bile sahip olmadığı haklarla cumhuriyete sahip oldu.

Atatürk ise tarihi “5 yıl değil, 4 yıl esaret içindeydik” demek için 29 Ekim 1923 tarihi seçti.

Atatürk bu hareketiyle “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum ama siz hepiniz 29 Ekim’i tanıyacaksınız” dedi. 

Sıradaki haber yükleniyor...