90’larda çocuk olmak

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

En şanslı döneme gelmiş çocukluğum…

90’lar, 2000’lerin başı…

Ne iç savaş var ülkede ne başka bir huzursuzluk…

Sol, sağ dönemlerini annemden dinledim ben…

Babam anlatırdı darbe yıllarını…

Gözlerimi kapattım sokaktayım, yanımda en yakın arkadaşlarım var yakan top oynuyoruz…

Adı yakan top ama hiç yakmıyor canımızı…

Arabalar kontrollü geçiyor ara sokaklardan, bisiklete binmiş çocuklar var her yerde…

Topları bir oraya bir buraya kaçmış, dizleri yara bere içinde olan…

Düştü mü kalkmayı, küstü mü barışmayı bilen çocuklar…

Bir ezan sesi duyuluyor alarm gibi…

Hepimizin ailesi balkonlarda…

‘5 dk’ diye yalvarıp duruyoruz…

‘Olsun’ diyoruz ‘bu akşam Olacak O Kadar var’ diye teselli buluyoruz…

Ertesi gün oluyor Ruhsar var televizyonda…

Şimdi olsa ‘ölü kadın diğer dünyadan geliyor’ diye psikolojisi bozulur savaş oyunu oynayan çocuklarımızın…

İzliyoruz, gülüyoruz ailece…

Hafta sonu bitiyor devlet okuluna gidiyoruz pazartesi sabahı…

Beyaz yakalının çocuğu da var, işçinin çocuğu da, fabrikatörün çocuğu da…

Bilmiyoruz ki kimin babası ne?

Hepimiz ütülü önlüklüyüz sonuçta eşitiz öğretmen kürsüsünün karşısında…

Okumak değerli, okumak kıymetli o zamanlar…

Hayallerimiz var büyüyünce doktor, öğretmen, mühendis olmak istiyoruz…

Saygın meslekler bunlar…

Eve gidiyoruz, sofraya oturuyoruz “ellerine sağlık” diyoruz yemeği yapana…

O zamanlar bizim keyfimize bırakılmazdı nezaket ve saygı, olması gerekendi bunlar…

Biraz büyüyorum, ip atlarken düştüğüm yara izleri benimle geliyor hatıra olarak…

Televizyonu açıyorum drag queen gösterisinin tek temsilcisi Huysuz Virjin var karşımda…

İzliyor, gülüyoruz ergenliğimde zedelenmeyen ahlakımla…

Şimdilerde düşünüyorum, kalbi kırık mı gitti Seyfi abi bize?

İkinci Bahar’ın reklamı çıktı televizyonda holding sahibi değil büyük usta Şener Şen…

Yurdum insanı Türkan Hanım…

Dizide kötü adam bile tonton ve vicdanlı…

3210’u alıyorum elime arkadaşımı çaldırıyorum sevdiğimiz dizi başladı diye…

Mesaj atamasam da 2 kontöre daha iyi iletişim kuruyoruz bu zamandan…

Yıl 2001…

Dev bir kadro var televizyonlarda Mehmet Okur’lu, Hidayet Türkoğlu’lu, Mirsad Türkcan’lı, Harun Erdenay’lı, İbrahim Kutluay’lı…

Yahu hangi birini yazayım şimdi 12 tane efsane adam işte…

Eurobasket’te her maçta, her baskette ses tellerimiz yırtıldı, avuçlarımız su topladı…

Ve değdi desteklere 12 Dev Adam, 12 Dev Gurur Nowitzki’li Almanya ile finale çıktı…

Avrupa ikincisi olduk, onca ülkeyi eledik…

Sanki bir başarı tıkacını kaldırmıştı bu olay…

Ardı arkası kesilmeyecek, Türkiye isminin her sene duyulacağının ayak sesleriydi…

12 Dev Adam koşar adımlarla meşaleyi Süreyya Ayhan’a teslim etti…

Atletizmde ilk altın madalyayı getirdi ülkemize üstelik bunu bir kadın olarak yaptı…

Sonra bir altın madalya daha ve bir tane daha…

Yıl 2002 oluyor…

Duru güzelliği, sağlam duruşuyla Azra Akın kainat güzeli seçiliyor…

Türkiye, diyor o gün tüm dünya…

Devam ediyor 2002’nin büyüsü…

Kenetlenmiş ellerimiz Rum’uyla, Ermeni’siyle, Kürt’üyle, Türk’üyle, dindarıyla, ateistiyle, kadınıyla, erkeğiyle…

Tek bir şey için sokaklara dökülmüşüz İlhan Mansız’ın altın golünü kutlamak…

O bayrağın altında, gözlerimizde yaşlar, atlamışız arabalara, sesimiz kısılırcasına coşuyoruz…

Dünya üçüncüsü oluyoruz…

Şenol Güneş ,“Futbolcularımız artık tarih yazmıyor, geleceği yazıyorlar,” diyordu. Ne de doğru söylüyordu…

Öyle bir geleceği yazdılar ki aradan 18 yıl geçse bile unutulmadı, yerine yenisi konulamadı…

Yıl 2003…

Almışız çerezlerimizi, tutmuşuz nefesimizi Eurovision’dayız Sertab’ımızla…

Öğrenilmiş çaresizliğimiz de bizimle oturmuş, televizyon karşısına…

Öyle ya Eurovision’da hiç birinci olmamışız daha önce ama severiz izlemeyi, milli kanlarımız coşuverir her bayrağımızı gördüğümüzde…

Son ülke Slovenya puanlarını veriyor, kulaklarımdan gitmiyor o sözler “ten points goes to Turkey”

Ve Sertab birinci!!

Zıplamalarımıza gözyaşlarımız eşlik ediyor…

Ülkemizle gurur duyuyoruz…

Dünya birincisi olmuşuz… 

Sen, ben, o yok biz varız…

Yazıyı yazarken bile tüylerim diken diken oldu…

Dönüp dönüp o yıllara ait video arşivlerini izledim…

İyi ki 90’larda 2000’lerin başında çocuk olmuşum…

Ülkenin en güzel zaferlerine tanık, sokakta oynayan son çocuk olmuşum…

Düştü mü kalkmayı bilen, küstü mü barışmayı bilen, torpile tenezzül etmeyen, “alo” dan 4,5G’ye her geçişi yaşayan, nezaketi içselleştiren o nesilden biri olmuşum. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder