Akran zorbalığı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Akran zorbalığı denen bir hastalık var.

Hastalık diyorum; çünkü küçükken tedavi edilmezse büyüyünce boşanmalara, asosyalliğe, depresyona, kimi zaman içi boş öz güvene ve hatta cinayetlere sebep oluyor.

Yapılan araştırmalar; her 3 çocuktan 1’inin hayatının bir bölümünde akran zorbalığına uğradığını, yüzde 15 civarında çocuğun da 6 ayı aşan rutin akran zorbalığına maruz kaldığını gösteriyor.

Sayılar küçümsenmeyecek kadar fazla.


Akran zorbalığı ile başa çıkılabilir mi?


Bahsettiğim konu toplumsal bir vaka olarak incelenmeli.

Aileler, öğretmenler, çocuklar, okul yönetimleri herkesi ilgilendiren bu durum; kimilerine göre bir çocuk söylemi fakat mağdur için öz güven kaybına, başarısızlığa, ortamdan uzaklaşma isteğine, hatta kimi zaman da intihara sebep oluyor.

Zorba tutumlar kolayca anlaşılabilir.

Bunlar küçümseme, eşyaları izinsiz alma, dedikodu, bireyi grubun dışında bırakma, alay etme, zorla kendisinin işini yaptırma vs.

Bahsettiğim durumlar yetişkinler arasında “mobbing” olarak geçiyor ve oldukça ciddiye alınıyor.

Öyle ki Sosyal Güvenlik Kurumunun “mobbing” şikayet hattı bile var.

Peki yetişkinler bu zorbalıklarla baş etmekte bu kadar güçlük çekerken, çocukların kendi problemlerini çözmesini beklemek ne kadar adil bir tutum? 


Çocuğun zorbalığa uğradığını aileler nasıl anlayabilir?

Çocuk okula gitmek istemiyorsa, sürekli hasta olduğunu belirtiyorsa, rahatsız edici rüyalar görüyorsa, kekemelik gibi problemler yaşamaya başladıysa, zarar görmüş eşyalarla eve gelmesi, konuşmak istememesi gibi durumlar söz konusuysa, çocuğun zorbalığa uğradığını gösterebilir.

Bu gibi durumlar gözlemlendiğinde hemen okulun rehberlik birimiyle iletişime geçilmeli ve öğretmen ile diyalog kurulmalı.

Zorbalık yapan çocuğun aile yapısı incelenmeli.

Üstünlük sağlama isteği, kendini toplumda kabul ettirme ve ilgi çekme amaçlı olabilir.

Zorbalık yapan bireyle suçlayıcı bir tavırla konuşulmamalı.

Yaptığı davranışın sebebi öğrenilmeli, olumlu yaptığı her davranış takdir edilmeli.

Sorumluluk vererek kendini önemli hissettirmek, onu korumacı bir tavra doğru yaklaştırabilir.

Eğer çocuğunuz zorbalığa uğruyorsa kesinlikle “Sen de ona yap” gibi söylemler sarf edilmemeli.

Onlar çocuk ve bunun sınırını bilemez.

Karşılıklı olan bu davranış, ilişkilerin tamamen kopmasına ve bir üst boyuta taşınmasına sebep olur.


Çocuğunuzu asla başka bir çocukla kıyaslamayın

Zorbalığa uğrayan öğrenciye bunu mutlaka öğretmenine söylemesini ve o ortamdan uzaklaşmasını söylemek gerek.

Ne yaşarsa yaşasın mutlaka sizinle paylaşmasını teşvik edin.

Çocuklar tehditlerden çok kolay etkilenir, buna boyun eğmemesini ve her zaman onun yanında olduğunuzu söyleyin.

Zorbalığa sebep olacak ortamlar yaratmamak yine ailelerin elinde.

Hiçbir zaman çocuğun yanında öğretmenini kötüleyecek bir cümle kurmayın ki ona güvenebilsin ve yaşadığı olumsuzluğu okulda en çok vakit geçirdiği kişiyle paylaşabilsin.

Çocuğun yanında hiçbir çocuk hakkında olumsuz bir söyleminiz olmasın.

Çocuğu başka arkadaşlarına karşı kinlendirmek onu zorbalığa iter.

Çocuğunuzu asla başka bir çocukla kıyaslamayın.

Kıskançlık başarıyı değil, aksine zorbalığı doğurur.

Çocuğunuz ile okul hakkında sohbet edin ve ufak çıkarımlarda bulunun.

Bunu ona hissettirmeden yapın.

Çocuğunuz hata bile yapmış olsa, ilk tepkiniz aşırı olmasın.

Aksi takdirde tavrınızın hep bu şekilde olacağını düşünür ve sizinle iletişim kurmaktan çekinir.


İlk görev ailelere ait

Çocuğunuzun yanlışlarını desteklerseniz erdemli bireyler yetiştirmemiş olursunuz.

Bu sizin için önemli bir durum olmasa da toplumlar için önemlidir ve bir topluma girdiğinde bu tavırlara boyun eğmeyen bireyler gördüğünde “b” planı, yani nezaket planı olmadığı için her zaman yalnızlığa mahkûm kalır.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder