Bir pandemi gününde 19 Mayıs

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

19 Mayıs 1919 tarihi kafiyeli, çok da tanıdık; peki biz yeterince tanıdık mı bu tarihi? Geçen sene sokak röportajı yaptılar, sordular içlerinde üniversite öğrencileri de olanlara. “19 Mayıs’ı niye kutluyoruz?" diye. “Bayram” cevabını aldılar çoğu kişiden. Yahu bayram da, niye bayram ilan edilmiş, onu soruyorlar. Uzun bir sessizlik…

Sessizlik bozuluyor derinden gelen bir sesle... “Tarihini bilmeyen millet yok olmaya mahkumdur” diyor o ses.

Çok övündüğümüz eğitim sistemimiz yine çatlak vermiş. 29 Ekimler, 23 Nisanlar, 19 Mayıslar, 30 Ağustoslar... Uçuşuyor tarihler, sallanıyor bayraklar. Düşüncelerde yer etmemiş sevgi gösterileri sergileniyor. Anlamı ve nedeni anlaşılmamış storyler paylaşılıyor. Bıraksalar en havalısından uçak biletlerimiz de var Samsun’a giden, 24 saat sonra silinen cinsten…  

Senelerce sübliminal olarak işlenmiş bir mesaj vardı. "Atatürk Samsun’a çıktı" deniyordu. Çıkmış mıydı, yoksa çıkarılmış mıydı? Asıl amaç neydi? Milli mücadeleyi başlatsın diye mi gönderilmişti? Mondros Ateşkes Anlaşması'nın 7.maddesini hepiniz hatırlarsınız. Maddede “Karışıklık çıkan yerler İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir” diyordu. İşte ne hikmetse Samsun ve civarında da Rum çeteleri karışıklık çıkarmıştı. Bu duruma baş kaldıran Türk gruplar ise direniyordu. Bu direniş İngilizlerin hiç hoşuna gitmedi. Direniş haksız gösterilmek için Hristiyan halkı, Müslümanların öldürdüğü söyleniyordu. Söylentiler yavaş yavaş yayılıyordu. Aradan 101 yıl geçse bile taktikler kendisine yeni hiçbir strateji uygulayamamış.

Neyse tarihe geri dönelim... Sinan Meydan ne güzel anlatmış yazısında. İngilizler 200 kişilik mini bir grup asker göndermişlerdi. Bu askeri çıkarmaya sessiz kalamayan Teğmen Hamdi Bey askerleriyle birlikte dağa çıkmıştı. Direniş İngilizlerin iyice çıldırtmış ve derhal İstanbul Hükümeti'nden direnişin durdurulması için yardım istemişti. Artık yardım mı emir mi dersiniz bilmem. Amiral Calthorpe Damat Ferit’e “Karadeniz'deki direnişin derhal durdurulması gerektiğini” söylemişti. Damat Ferit Paşa bu isyanı bastıracak güçlü bir komutan arıyordu. Bu iş için en önemli kişi padişahın yaveri Mustafa Kemal’di. Vahdettin de onayı verdikten sonra Mustafa Kemal Samsun için hazırlandı. Hükümet görevlerini sıralamıştı; 

  1. Bölgede asayiş sağlanacak
  2. Silah ve cephaneler toplanıp koruma altına alınacak
  3. Şuralar varsa ve asker toplanıyorsa bunlar derhal engellenecek
  4. Şuralar kapatılacak.

Görüldüğü gibi emirler çok net. Amaç, İngilizlere karşı sesi çıkan halkı susturmak. Susturup çaresizce başa gelene katlanmalarını sağlamak. Yani amaç, milli direniş başlatmak değil, bir direnişi etkisiz hale getirmek. 

Peki neden Atatürk?

Aslında ilmek ilmek işlenmiş bir plandı bu. Bir tesadüften çok büyük bir strateji saklıydı arkasında. Mustafa Kemal Genelkurmay’daki nüfuzlu arkadaşlarını devreye sokarak müfettişlik görevini almayı başarmış; Anadolu’ya geçme planına bir adım daha yaklaşmıştı. Bir düzine bağlantı senkronu oluşturan Mustafa Kemal’in bu görevi alması pek de kolay olmadı. Ama sonuçta hedefine ulaştı. 

Atatürk kendisine verilen görevin tam tersini yapınca görevden çağrıldı, nişanları rütbeleri elinden alındı. İdam fetvaları yayınlandı. 

Her şeye rağmen Milli Mücadele'nin fitili ateşlenmişti bir kere. Durdurabilene aşk olsun! 101 yıl önce, 1919’da, yine bir pandemi olmuştu. Aradan 101 yıl geçti, bir pandemi gününde 19 Mayıs’tayız. Şartlar ne olursa olsun... Evlerden de sallansa bayraklar, pencerelerde de çalsa marşlar, zihinler aynı coşkuyla aynı aşkla yaşar… Varsın gençlik bayramında kapansın gençlerimiz evlerine, sağlıklı olsunlar da kutlarız yine stadyumlarda, caddelerde, okullarda… Varsın bu bayram evlerden çalınsın İzmir Marşı, seneye hep birlikte avazımız çıktığı kadar bağırarak söyleriz nasılsa, varsın bu bayram vurulsun evlere kilitler, kalplere vurulmaz ki Mustafa Kemal kilitleri…

Yazarlarımızdan

30 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
30 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
30 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder