Eğitim reformunda ne olmalı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün okulların anaokulu ve birinci sınıflarla birlikte açılacağını duyurdu. Herkesin aklı karışık, 'acabalar' mevcut. Açılmalı mı açılmamalı mı? Benim fikrimi soracak olursanız, hayatı tamamen durduramayız. Anne işe gidiyor, baba işe gidiyor, çocuk parka gidiyor… O zaman okullar neden açılmasın? Üstelik belirli bir süreden de bahsedilmiyor. Virüsün bitimine yönelik öngörülen bir tarih mevcut değil. Bu yüzden bir bilinmezle uğraşmak son derece yıpratıcı. 

Benim asıl ilgilendiğim nokta ise, eğitimde acilen yapılması gereken reformlar. 

  • Emekli öğretmenler özel okulda çalışamamalı. Düzenden dolayı 35-40 yaşlarında emekli olmuş, sonrasında özel sektörde çift maaş kazanıp hayatını idame ettiren vefakar öğretmenlerimizi artık dinlendirmeliyiz. Dinlendirelim ki üniversite mezunu, meslek aşkıyla yanıp tutuşan onca genç öğretmenimiz işsiz kalmasın, işsiz kaldığı için canına kıymasın…
  • Bankacının sandalyesine oturup işlemleri yapamıyoruz, doktorun yerine geçip hastayı ameliyat edemiyoruz, yemek siparişlerimizde mutfağa girip kendi menümüzü hazırlayamıyoruz… Peki öğretmenin mesleğine neden karışıyoruz? Neden veliler okul hayatına bu kadar müdahil? Öğretmenlerin numaraları velilere verilmemeli, bu özel hayatın ihlaline giriyor. Hiçbir meslek grubunda kendi isteği dışında kişilerin numarası paylaşılmaz. Veliler sınırlarını bilmeli ve istedikleri saatte öğretmeni arayamamalı. Özellikle de çocukları yanındayken öğretmeni aramaları için hiçbir sebep ve acil durum yok. 
  • Finlandiya dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip, bunu bilmeyen yoktur. Peki Finlandiya bu kadar iyiyken, vitrindeki kombini alıp çıkmak yerine, neden bu kadar güçlük çekiyoruz ve zıt tarafa gidiyoruz? Finlandiya’da ilkokullarda eğitim günlük 3-4 saat sürüyor. Üstelik bu saatin içine teneffüs ve yemek arası da dahil. Bıktırmadan, yıldırmadan eğitim... Yetişkin olarak elinizi vicdanınıza koymanızı istiyorum. Siz gerçekten bir semineri 10 saat aynı aşkla, aynı dikkatle, gözlerinizi ayırmadan dinleyebilir misiniz? Üstelik dinleyemezseniz de 'dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklukluğu' tanısı konulacak. Onlar daha çocuk ve oyun oynamaya ihtiyaçları var. 10 saat kuru bir sandalyede oturmaya değil…
  • 10 saat eğitim yetmezmiş gibi bir de eve sayfalarca ödev veriliyor. Aman Yarabbi ne acımasızlık! Mesai evde de devam ediyor. Bunu yapmazsan tüm sınıftan ayrışıyorsun. Finlandiya’da ödev de yok. Finlandiya eğitim bakanı konuyla ilgili, “Çocukluklarını yaşamak, genç olmak ve hayatın tadını çıkarmak için daha fazla zamana ihtiyaçları var” diyor. Zaman belki de en kıymetli şey. Ama yetmezmiş gibi 10-12 saat okul+ödev mesaisi olan çocuklar, kitap okumaya zorlanıyor. Üstelik kendisine ayırabileceği, yatmadan önceki 1 saatte... Sadece empati kurmanızı istiyorum: Siz okur muydunuz? Bu kadar yüklendiğimiz çocukları kitap okumayı sevmemekle suçluyoruz. 
  • Ben her zaman bir teorinin uygulamaya geçirilmiş haline bakarım. Pratikte işe yaramayan düşünceyi, davranışı, felsefeyi "Atın çöpe" derim. İşte eğitim de öyle. Yoğun bir müfredat, tempolu sınav sistemleri sonucunda ülkemizin, dünyanın en ileri bilim insanlarını, en başarılı yöneticilerini çıkarması beklenirken bizler dünya genelinde yapılan sınavlarda dibe çakılıyoruz. Demek ki yanlış giden bir şeyler var. 
  • “Benim çocuğum 4 yaşında ve okuma yazmayı öğrettim ve öğrendi” diyen insanlara sormak istiyorum NEDEN? Zaten öğrenecekti; bıraksaydınız da çocukluğunu yaşasaydı! Sizin zorla bir şeyler öğretiyor olmanız o çocuğun dahi olduğu anlamına gelmiyor. Zamanı gelince ve hazırbulunuşluk seviyesine ulaşınca zaten öğrenecek. Lütfen yaşından önce bilgi yüklemesi yapmayın. 
  • Tutturmuşuz "Heterojen sınıflar oluşturacağız" diye. Öğrenme güçlüğü olan çocuğu da, üstün zekalı çocuğu da, normal öğrenen çocuğu da aynı sınıfa koyuyoruz. Öğrenme güçlüğü olan kendini işe yaramaz hissedip dersten soğuyor ve tamamen kaybediyoruz, üstün zekalı çocuk da basit işlenmiş derslerden sıkılıyor ve tamamen kaybediyoruz. Oysa herkesin bireysel ihtiyacına göre müfredatlar hazırlansa ve biz hiçbir öğrencimizi kaybetmesek? Bunun adına da 'çalışkanlar sınıfı' ya da 'tembeller sınıfı' gibi yaftalayıcı isimler koymak yerine bu durumu sezdirmeden yapsak, daha iyi olmaz mı?
  • Finlandiya’da öğrenciler 6'ncı sınıfa kadar not tutmuyor. Çünkü not tutmanın yaratıcılığı öldüreceğine inanılıyor. Öğrencilerin sınav kaygısı olmadığı için tek hedefleri öğrenmek oluyor. 
  • Güzel modeller varken her geçen gün Finlandiya’daki eğitim sisteminden bu kadar uzaklaşmamız beni çok üzüyor ve hayretler içinde izliyorum. 

Her ülkenin ihtiyacı, yapısı, ekonomisi elbette farklı. Lakin küçük farklılıklar tolere edilebilirken büyük farklılıklar nesilleri yok ediyor. 

Yazarlarımızdan

28 Eylül 2020, Pazartesi 14:49
28 Eylül 2020, Pazartesi 11:47
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:18
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder