Profesyonellikte amatörlük seviyemiz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ülke olarak ne kadar profesyoneliz? 

  • Yırtık ayakkabı gönderiyorlar, arıyorsun “Değişim yapalım” diyorlar. “Hayır iade etmek istiyorum, ayakkabı parçalanmış” diyorsun. İadelerinin olmadığını duyuyorsun. Hakkını savunmak için birkaç yeri arıyorsun, “Şikayetçi olun, dava açın ama bundan bir şey çıkmaz” diyorlar. Yahu tabii çıkmaz! Bu ülkede tecavüzcüler, katiller bile ceza almıyor. Hukuk benim yırtık ayakkabımla mı ilgilenecek? Denetlenmemiş, şikayet mekanizmasının olmadığı yerde elinde yırtık ayakkabıyla kalıyorsun işte. 
  • Çalıştığım okulda MEB’in her öğretmene verdiği senede 1000 liralık (o zaman 1000’di, şu an bilmiyorum) eğitim-öğretim tazminatı elimizden alınmıştı. Düşünün; 33 şubesi olan bir okul bunu yapıyor. Bünyesinde kaç öğretmen çalıştırıyor ve kaç öğretmenin hakkını yiyor... Dahası MEB’i de dolandırıyor. İŞKUR usulsüzlük olduğunu incelemeler sonucu kanıtlıyor ama ödemelerin yapılması için tek şartı var: DAVA AÇMAK! Yönetim, “Hakkınızı arayıp dava açabilirsiniz arkadaşlar ama bir işiniz olmaz artık” diyor. Mecbur, insanlar 1000 lira uğruna işlerinden olmamak için susuyorlar. Oysa usulsüzlük belirlenmişse, bu nasıl şirket sahibinin kanaatine bırakılabiliyor? Bu durumda yönetim ve öğretmen karşı karşıya getirilmeden ödemelerin yapılması gerekiyordu. Yine yapan yaptığı ile kaldı. İnsanlar da haklarının yenmesine öyle çok alışmışlar ki, o okulda çalışmayı, o okulun başarılarını paylaşmayı gururlarına yedirebiliyorlar. 
  • Geçenlerde Pamukkale Üniversitesi Rektörü kendi eşini öğretim üyesi olarak atadı. Kriterlere sadece eşi uyuyordu. Sanırım tek kriter eş olmaktı! Profesyonelliğe olan inancımız yıkılırken YÖK tam yerinde bir kararla rektörü görevinden aldı. Bizim umutlarımız yeniden canlandı. Kişiye özel kriterlerin kaldırılması gerektiğini bir kez daha anlamış olduk. Sınavlar en adil yöntemlerdir.
  • Yıllar önce şimdinin en ünlü otobüs firmalarından biriyle sorun yaşadık. Bayram zamanı otobüs otogardaki peronuna değil, başka perona uğrayıp gitmiş. Biz de başka bir peronda beklediğimiz için haberimiz olmadı. Bayram zamanı yeni bir araç bulamadık vs. Müşteri hizmetlerinden yardım talep ettik kibar bir şekilde. En azından ücretimizin iade edilmesini istedik. Verilen cevap tatmin edici değildi: “Yapabileceğimiz bir şey yok.” 10 arama sonrası biraz sertleşmiş, argolaşmış konuşma sonunda ücret iade edildi. Peki yapılabilen bir şey neden bağırmadan yapılmadı? İşte iş yine profesyonelliğe gelip dayanıyor...
  • Bundan yaklaşık 4 yıl önce Esenboğa’dan uçağa binmek için yola çıktım. Yol yapımından dolayı 1 saatte giden shuttle hizmeti 3 saatte havaalanına ulaştı. Neyse ki uçağa geç kalma korkumdan dolayı hep saatler öncesinden yola çıkarım. 45 dk kala yetiştim, check-in var ve bavul vermeyeceğim. Türkiye’nin en büyük hava şirketi bilet yazamayacaklarını, biletimin yandığını söyledi. Sadece giriş bileti istediğimi ve henüz 45 dk olduğunu belirttim. Çanakkale’ye o hafta sonu başka uçak da yok. Fenalaşmış numarası yaptım ve “Cenazem var, lütfen bindirin uçağa beni” dedim. Bu yaptığımı övünerek anlatmıyorum, sonuçta yalan söyledim fakat sistemin kapandığını, bileti yazamayacağını söyleyen yetkili bu sözümden 3 saniye sonra bileti yazdırıp elime verdi. Bunu yapabilirken yapmamak ve insanların başka yollara yönlendirmek profesyonellikten çok uzak. 
  • Örnek alınması gereken bir şirketle son maddeyi yazıyorum. Yabancı menşeili bir İngilizce konuşma programı ve sitesi var. Yabancı hocalarla görüntülü konuşup dilini geliştiriyorsun. Harika bir uygulama fakat aldıktan sonra buna ayıracak hiç vaktim olmadığını fark ettim ve bu sene devam edemeyeceğimi anladım. Yetkililere üyeliğimi iptal ettirmek istediğimi söyledim. Beklentim çok farklıydı. Uğraşacak, laf anlatmaya çalışacaktım, hatta kavga edecektim. Verilen cevap “Sebebini söyler misiniz?” oldu. Sebebini söyledim. “Kalan ücretiniz yarın hesabınıza yatacaktır umarız sizi yeniden aramızda görürürüz” dediler ve ertesi gün ücretim hesabıma yattı. İşte profesyonellik budur ve işte viral reklam da budur. 

Haklının hak ettiği yere geldiği, daha çok denetleme yapıldığı, hakkın savunulduğu, hak arandığında insanlarda umutsuzluğun oluşmadığı bir düzen herkesin hakkıdır sanırım. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder