Sosyal medyadaki gibi yaşamak

14 Ekim 2019, Pazartesi 12:11
AA

Sosyal medya hayatımızın büyük bir bölümünü kapsıyor, hatta hayatımızın ta kendisi oldu.

Ne ararsak ilk oradan arıyoruz.

Fenomenlerin sözleri yasa gibi. Onlar ne derse onu giyiyor, orada yemek yiyor, öyle davranıyoruz.

Çocuklarımıza "Büyüdüğünde ne olmak istiyorsun?" diye sorduğumuzda, "Vlogger, blogger, fenomen" gibi meslekler duymaya başladık.

Işıltılı hayatlar daha küçücükken onları da içine çekiyor.

Peki ne kadar gerçek bu dünya?


En sevdiğimiz hobi, klavye zorbalığı

sosyal-medya-1.jpg


Sosyal medyada herkes her zaman bakımlı ve mutludur.

Kusursuz giyinir ve en güzel mekanlara giderler.

Hal böyle olunca insan kendini yetersiz hisseder ve bu hayatı yaşamak için ne pahasına olursa olsun çabalar.

Sizi bilmem ama ben sosyal medyada bir tane bile ilgisiz baba görmedim veya romantik olmayan bir erkek.

Her çocuk başarı Everest’indedir ya da her anne lezzet ustasıdır, hiç yemek yakmamıştır.

Her kadın güzellik standardına uyar. Uymazsa da programlar sayesinde uydurulur.

İnsanların yüzlerine söylemeye cesaret edemediğimiz sözleri klavyede rahatça söyleriz. Klavye zorbalığı en sevdiğimiz hobimiz oldu.

Takdir edilecek her başarının altına “Eee bu mu yani?” diye bir yorum yazar, sanki biz atomu parçalamışız gibi diğerlerinin başarılarını küçümseriz.

Acımasız sözler söyleyerek kendi hayatımızın eksiklerini kapatacağımızı düşünürüz.


Sosyal medya ve depresyon arasında bağ var

752x395-sosyal-medyada-teror-propagandasina-tutuklama-1516635849079.jpg

Araştırmalara göre Türkiye’de her insan gününün yaklaşık 7 saatini internette geçiriyor.

Bunun büyük bir kısmını sosyal medya kapsıyor.

Amerika’da yapılan bir araştırmada sosyal medya ve depresyon, kaygı, yalnızlık arasında doğrudan bir bağ olduğu ortaya kondu.

Sebebini anlamak zor olmasa gerek.

Çünkü sosyal medyada herkesin arkadaşı var, herkes zengin, herkes mutlu peki ya siz?

İşte bu sorgulama insanı depresyona sürüklüyor.

Her insanın üzülebileceğini, ağlayabileceğini unutuyoruz.


18 yaşından küçük herkes korunmaya muhtaçtır


8185977.jpg

Bir eğitimci olarak sosyal medyanın beni en çok düşündüren kısmı ise çocuklar.

Çocuklar kimleri örnek alıyor, kimlere özeniyor, kimlerle konuşuyor, kaç yaşında bu sahte dünyaya giriyorlar? Takipçi arttırmak için neler yapıyorlar? Kendilerini gerçekten savunabiliyorlar mı?

Önceden “Sana şeker vereyim diyenle gidilmez” diye öğüt dinlerken, şimdi çocuklarımız kimlerin peşinden gidiyor, hangi süslü cümlelere kanıyorlar!

“Ben çocuğumu takip ediyorum” demeyin. Edemezsiniz.

Hani ona güveniyor ama çevreye güvenmiyordunuz?

Şimdi sosyal medyadaki milyarlarca insana nasıl güveniyorsunuz?

Çocuğu o dipsiz kuyuya nasıl atıyorsunuz?

18 yaşından küçük herkes çocuktur ve korunmaya muhtaçtır.

Hayat yeterince kirli. Bırakın çocuklarımız bu kirliliklerle bu kadar erken tanışmasın.

Onlar kendilerini koruyamaz, siz onları koruyun. 

Sıradaki haber yükleniyor...