İki dünya arasında

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Etrafa bir göz atmak ister misin ? 

İçinde ruhun, inancın, emeğin ve en önemlisi sevginin olmadığı şeylere değer veren insanları görünce kendime bunu söylüyorum: Ben buraya ait değilim.

Bazen bu duyguyu kafamda yaşasam da, bazen de anlatmak istiyorum. Çünkü benim gibi düşünen birçok insan var; artık bunu görebiliyorum.

Buna zaman, mekan ve gerçeklik kavramlarının sınırlarını çizdiği bir 'hayat' olgusuyla kan uyuşmazlığı durumu diyebiliriz. Sınırların içinde kısılıp kalma duygusu, zaman ve mekanın bükülmezliğinin yanında kaçış başlangıcı adımları serzenişleri... Ruhun karanlıkta kalan kısmının, az da olsa ifade edilebilmiş hali... İçe dönüşün hızlandığını dile getiren evre... Algı sisteminin sisler ardında kaybolmaya başladığını anlatan keyifsiz ve bir dereceden sonra inanın çok keyifli mod bu duygu... Çünkü kendine yaklaştığın ve kendini tanıdığın zaman.

Neden bulunduğu yerden uzaklaşınca bir huzur sarar insanı? Neden nerede değilsen, orada mutlu olacakmış gibi hisseder insan? Size tanıdık gelmiyor mu bu duygu ? 

Aslında kendimi de sizi de çok iyi anlıyorum. Yolda olmak güzel, varmak değil. Haksız mıyım?

Çünkü Sartre aslında çok güzel tanımlamış bu duyguyu: İki kent arasındayım, biri bilmiyor beni; öteki artık tanımıyor.

Bazı insanlar için ise ait olduğunu bildiğin yere gidememek var. Bu acıyı çekenleri bilirim. Sanırım en kötüsü bu olsa gerek. Ya da belki doğduğun şehre tutunamadın, belki şiirlere, belki şarkılara... Aynı şarkıyı defalarca başa alıp dinliyorsun. Kısa süreli ilaç ama nafile. Seni rahatsız eden bir şeyler var biliyorum, farkındayım, bu nedenle kendini yalnız hissetme diye arkanda değil, yanındayım.

Bu yaşadıkların ve yaşadıklarımız bir iklim krizi gibidir. Hava açıkken bir anda yağmur başlar ya da sabah evden çıkarken kalın montunu giymişsindir ama birdenbire hava 12 derece ısınır; tüm gün terlersin.

Belki de bebekliğinizde, çocukluğunuzda ve gençliğinizde hatta yetişkinliğinizde birinci derecede yanınızda olması gereken kişiler fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarınızı yeterli şekilde karşılamadı ve sevildiğinizi hissetmediğiniz için güvenli bağlanma problemi geliştirdiniz. Merak etmeyin bohem veya özel olmanın getirdiği 'varoluşsal' bir sancı değil bu. İçinizde yaşadığınız basit olumsuz bir duygu olabilir; kim bilir.

Ama ben sana yakın olmak için yalnız olmadığını bil diye yazmak istedim.

Hayatta ne olursa olsun hep eksiğiz, yarımız tek bir yere de ait değiliz. Bu hayatta eşya dışında sadece insanlara ve insanın ruhuna, değerlere ve inanca dair yeni bağlar kurdukça, tek bir bağa bağlı olmadıkça zamanla kök salacağız ve bizi rahatsız eden düşünceler zamanla yok olacak. Ya da yerinde dursa bile seni artık rahatsız etmeyecek. Hepimiz "Yavrum hadi kalk yerine yat" ya da "Hayatım hadi kalk yerine yat" cümlesiyle bu devinimden kurtulabiliriz. Sadece birilerinin size el vermesi yeterli. Seslenmesi yeterli.

Bu nedenle, ‘’Yarını düşünme bugünü yaşa.’’

Bu hisler şifa ise şifa, hüzün ise hüzün. Ama ruhun mekandan münezzeh olma durumu gibi güzel bence. Bu nedenle kötümser olma hissettiklerinle. Sana ve hislerine refakat ederken şu an hafif bir müzik geliyor kulağıma Erkin Koray’dan. Belki de bu yazıyı bu nedenle kaleme aldım kim bilir...

Bir baştan öbür başa

Dağılmışız bu dünyaya

Bir uçtan öbür uca

Yayılmışız bu dünyaya

Tek başımızayız hep tek başına.

Tebessümle kalın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder