Söz verme, güven ver

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“Bir daha kimseye güvenmeyeceğim” dedi

“Bence hata yaparsın” dedim: “Neden diyecek olursan, ben güvenmem gereken kişilere güvenmedim, güvenmemem gereken kişilere bazen en yakınlarıma güvendim ama hata etmişim. Velhasıl yine de güvenmekten vazgeçmedim. Sen de asla vazgeçme.”

Şaşırdı ve “Neden?” diye sordu. Çaylarımızı içerken bir yandan sohbete başladık.

Bir şarkıda diye hatırlıyorum ama sanırım tam emin değilim, bir şiirde de olabilir, ama bir söz vardı.

“Geçit vermezse karanlık, bir dağ bul tırmanacak. Az katık, biraz su. Sevgini yüklen sırtına, sırtını pek tutar, Bilgini sağlam tut ki o da seni tok tutar.”

Bu tarz bakış açıları ve umut aşılayıcı cümleler eğer gerçekten yerindeyse beni dizginler. Ya da gördüklerim, okuduklarım ve izlediklerim, hayata dair gerçekten anlamlı dersler çıkarmamı sağlar.

Umudu kaybolan bir topluluk yaşayabilir miydi ki?

Yoklukların diz boyu olduğu bir şehrin köyünde iş nedeniyle bulunduğum zaman, köylülerin yoksullukları belirgin olduğu halde, yüzlerinde yakaladığım mutluluk ve huzur ifadelerini anlatsam inanmazsınız. "XXX marka suyu olmazsa asla su içemem" diye konuştuğumuz içme suyunun değil, musluk suyunun bile olmadığı, elektriğin çalışmadığı, aşı olmak için sağlık ocağına 60 km gidilmesi gereken, eğitimin mümkün olmadığı, yani kısaca, dünyayla kopuk yaşadığınız bir ortamda yüzleri mutlu olan, gözleri gülen insanlara baktım. Böyle bir durumda nasıl tatminkâr bir hayat yaşayabilirsiniz ki? Ama tatminkâr gibiydiler. Bu soruya verilebilecek en güzel cevap “Hayata güvenmek” oldu. Umudu kaybolan bir topluluk yaşayabilir miydi ki?

Yaşam, parçalardan oluşan bir bütündür. Buna istinaden attığınız her adım sadece o adımla elde ettikleriniz ile değil, aynı zamanda güvenilirlik etkisiyle birlikte değerlendirilir. Ufak kazanımlar için güvenilirliğini yitirenler, değerlerinden de kaybeder.

Benim yaşam tarzımda, bir kitapta okuduğum cümle, hayatım içinde şekil belirleyiciliği açısından büyük yer kaplar.

“Öyle davran ki, senin iraden kendini bir kanun koyucu gibi hissetsin. Öyle davran ki, bu davranış yanında insanlığı bir araç değil bir amaç olarak göresin. Öyle davran ki, senin iradenin bir kanun gibi genel geçerliliği olsun.” 


Güven koşula dayalı, inanç koşulsuzdur

Oysa yaşamdaki birçok çabanın çoğu, tatminkâr bir hayat umududur. Tatminkâr yaşam, rahat yaşamdan çok farklıdır. Tatminkâr yaşamın içinde zorluklar vardır, ümit vardır; ısrarla umut vardır, inanç, şevk, azim, tutku, devinim, devrim, hareket, sevinç, amaç ve anlam vardır. Hayatta hangi çizgide durursanız durun, gelir durumunuz ne olursa olsun, ne yaşarsanız yaşayın, hangi köprüde olursanız olun, ruhen güvene dayalı, tatminkâr bir yaşamın, daha sağlıklı ve huzurlu insanlar yarattığını şahit olacaksınız. Tatminkâr bir yaşam isteğiniz varsa, çevrenizdekilere güvenmeyi öğrenmek gerekiyor. Güvenmemeniz gereken insanlara da güvenin. Çünkü hayata güven, umudu getirir. Umut beraberinde yaratma isteğini ateşler, yaratmak hareketi körükler. Hareket domino taşlarını oynatır. Güvenle beraber inancı da unutmamak gerek. Hatta güven koşula dayalı, inanç koşulsuzdur. Yanındakilere, sevdiklerine inanmak, güvenin en önemli promotörüdür.


Silin eskileri, koyun yenilerini!

Hepimiz yaşamdan ve yaşamın içinde var olan olaylardan besleniriz. İnsanlara güvenmek hayatın bize sunacağı güzelliklere, tazeliğe ve verimliliğine de inanmaktır. Hayata güvenmek kendimize güvenmekten farklı bir durum. Birçoğumuz kendimizden önce çevremizdekilere güveniriz ki bunun amacı zorlukların üstesinden gelebilmek, hedeflerimize ulaşabilmektir. Kendimize güven kadar hayatın içindekilere güven bu nedenle önemlidir. Hayata güvenmek, aslında etrafınıza güven saçabilmeniz için de bir örnektir. Nasıl bir ilişki olursa olsun, güvene dayalı birliktelikler ileriye doğru sağlam adımlar atabilmeyi getirir. Bir kere kırılırsa, güveniniz. Aman yarabbi! Güveniniz kırıldığında tekrar yükselebilme cesaretini içinizde bulmanız zordur. Ama imkânsız değil. Bu nedenle silin eskileri, koyun yenilerini.

Güvenin ve vakit kaybetmeyin.

Frank Crane boşuna dememiş:

"Çok güvenirseniz aldatılırsınız, ama hiç güvenmezseniz hayatınız azap içinde geçer”

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder