Beyoğlu Sineması

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Dün akşam bir arkadaşımla konuşurken söylediği bir cümle Beyoğlu Sineması’nın bir sinemadan çok daha fazlası olduğunun kanıtıydı; ‘Selincim, orası Beyoğlu’nun son nefesi ve kapanırsa çok yazık olacak’ dedi.  

Doğruydu. 1989 yılında kurulan Beyoğlu Sineması, İstanbul’un kalbi olan İstiklal Caddesi’nin 28 yıllık yol arkadaşı. Kurulduğu günden bu yana da sadece sanat ve festival filmlerinin gösteriliyor olması orayı bir kültür kütüphanesi haline getirmiş. Üstelik insanlar oraya sadece film izlemeye de gitmiyor. Birçok kez ben de şahit oldum ki oranın atmosferini solumak isteyenlerin de uğrak yeridir Beyoğlu Sineması. Bir masada oturup kahvesini yudumlarken, kitabını okuyan birilerini mutlaka görürsünüz. Ya da 3-4 arkadaşın bir masa etrafında izledikleri filme dair yaptıkları yorumlara kulak misafiri olabilirsiniz. Bir şeyler içerken etrafı izlemek, o birikimin kokusunu duymak bile sizi başka dünyalara, bambaşka hikayelerin içine sürüklemeye yeter. 



Yazık ki uzun zamandır maddi sıkıntılarla boğuşuyor Beyoğlu Sineması. Buna benzer bir kriz 2012 yılında da yaşanıyor ve yine kendi çabalarıyla bugüne kadar geliyorlar. Sinema herhangi bir kar amacı gütmeden gösterime sokuyor filmleri. Zaten mevcut şartlarda da kar etmesi pek mümkün gözükmüyor. Bilet satışlarına uygulanan %10 ‘luk vergiyi ve %18’lik KDV'yi çıkarsanız geriye pek bir şey kalmıyor. Rakamsal olarak söylemek gerekirse kabaca bilet başına ‘4tl’ kar edebiliyor. Bu da durmadan içeriye girmek anlamına geliyor. Benim anlayamadığım en belirgin noktalardan birisi şu; festival/sanat filmleri Kültür Bakanlığı’ndan karşılıksız destek alabiliyorken, bu filmleri seyirciye izleten tek sinemaya böyle bir destek sağlanmıyor olması… 

Orada çalışanların da cüzi ücretler karşılığında çalışıyor olduklarını biliyorum. Yani onlar da kendi paylarına düşen fedakarlığı yapıyorlar. Ancak durumunsosyal medyaya yansımasıyla sinemada son 2-3 gündür bir hareketlenme yaşandığı da gelen haberler arasında. Maalesef popüler kültürünher şeyin içini boşalttığı günümüzde festival ve sanat filmlerinin rağbet görmüyor olması da acı bir gerçek. Bir hikayesi olmayan, vasat oyunculuklarla bezeli vizyon filmlerinin tanıtımları her yerde bangır bangır dönerken sadece Beyoğlu Sineması’nda izleyebileceğiniz kaç filmin tanıtımını gördünüz herhangi bir mecrada? O filmlerin de bir çoğunun kısıtlı bütçelerle çekildiğini düşünürsek sanırım durum yeteri kadar anlaşılır oluyor. 
 

Hala yapılabilecek bir şeyler var


Beyoğlu Sineması'nın yöneticileri de sevenleri de günlerdir canla başla çabalıyorlar. Bir çıkış yolu arıyorlar. Bir üyelik ya da kombine bilet sistemi en çok konuşulan ihtimal. Bir diğeri ise sponsor. Yani sonuçta işin sonu paraya dayanıyor. Burda da iş, kültür ve sanata gerçekten değer veren kurum ve kuruluşlara düşüyor. 

Elbette seyirci üzerine düşeni yapıp üyelik sistemi getirilirse gerekli desteği sağlayacaktır. Ancak sağlam bir sponsor bulunması da zorda olan Beyoğlu Sineması’nın çok daha rahat bir nefes almasını sağlayacaktır. 

Beyoğlu Sineması, İstiklal Caddesi için bir umuttur. O umuda sahip çıkmak çok da zor olmasa gerek… 
 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder