Psikiyatrist & Psikoterapist Prof. Dr. Deniz Adnan Çoban, antidepresanların doktor kontrolü dışında kullanılmasının neden riskli olabileceğini ve yan etkilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlattı.
Depresyon, kişinin yalnızca ruh halini değil; uyku düzenini, iştahını, enerjisini, düşünce biçimini, ilişkilerini ve günlük yaşam işlevselliğini etkileyebilen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Bu nedenle depresyonun doğru tanınması ve kişiye uygun bir tedavi planının oluşturulması büyük önem taşır. Ancak son yıllarda antidepresanların daha sık gündeme gelmesi, bu ilaçların zaman zaman gereğinden kolay başlanmasına da yol açabilmektedir.
Her sıkıntı antidepresan gerektirmez
Uykusuzluk, çarpıntı, mide yakınmaları, ağrı, halsizlik ya da yoğun stres gibi şikâyetlerle farklı branşlara başvuran kişilerde fiziksel bir sorun saptanmadığında antidepresan başlanması sık karşılaşılan bir durumdur. Oysa bu yakınmaların altında depresyon olabileceği gibi kaygı bozukluğu, yas süreci, travmatik yaşantılar, bedensel hastalıklar ya da geçici ruhsal zorlanmalar da bulunabilir.
Bu ayrım yapılmadan başlanan ilaç tedavileri, kişinin asıl ihtiyacının gözden kaçmasına neden olabilir. Antidepresan kullanımı, yalnızca “bir şey yazalım” yaklaşımıyla değil, ayrıntılı psikiyatrik değerlendirme sonucunda planlanmalıdır.
Yan etkiler kişiden kişiye değişebilir
Antidepresanlar doğru kişide ve doğru takip ile kullanıldığında tedavi planının önemli bir parçası olabilir. Ancak her ilaçta olduğu gibi antidepresanlarda da yan etkiler görülebilir. Halsizlik, uyku hali, huzursuzluk, mide-bağırsak yakınmaları, baş ağrısı, iştah değişiklikleri, kilo değişimi, terleme, ağız kuruluğu veya cinsel istekte azalma bazı kişilerde ortaya çıkabilir.
Bu belirtilerin bir kısmı tedavinin ilk dönemlerinde görülebilir ve zamanla azalabilir. Ancak kişinin günlük yaşamını belirgin etkileyen, devam eden ya da artan yan etkiler mutlaka hekimle paylaşılmalıdır. İlacı kendi kendine kesmek ya da dozu değiştirmek doğru bir yaklaşım değildir.
Mani ve hipomani riski dikkate alınmalı
Antidepresan kullanımında gözden kaçırılmaması gereken konulardan biri de bipolar bozukluk yatkınlığıdır. Bazı kişilerde antidepresanlar aşırı hareketlilik, az uyuma, çok konuşma, taşkınlık, ani kararlar alma veya riskli davranışlarla kendini gösterebilen mani ya da hipomani tablolarını tetikleyebilir.
Bu nedenle kişinin geçmiş ruhsal öyküsü, ailede bipolar bozukluk bulunup bulunmadığı, daha önce benzer dönemler yaşayıp yaşamadığı dikkatle sorgulanmalıdır. Bu değerlendirme psikiyatri uzmanı tarafından yapılmalıdır. Psikiyatri harici hekimlerin antidepresan verirken özellikle bu komplikasyonun olabileceğini unutmamaları gerekir. Çünkü mani ya da hipomani kişileri geri dönüşümsüz sorunlara sürükleyebilir.
Metabolik etkiler ve uzun süreli kullanım
Beyin sadece şekeri besin kaynağı olarak kullanır. O yüzden antidepresanlar şeker tüketimini artırarak insülin metabolizmasını etkileyebilirler. Bu da bazı antidepresanların iştah ve kilo üzerinde değişiklikler yaratmasına yol açabilir. O yüzden kilo artışı, insülin direnci yatkınlığı ya da metabolik sorunları olan kişilerde bu duruma özellikle dikkat etmek gerekir. Bu nedenle antidepresan kullanımında yalnızca ruhsal belirtiler değil, kişinin bedensel sağlığı da bütüncül olarak değerlendirilmelidir.
Uzun süreli kullanım gereken durumlarda düzenli kontrol, dozun gerekliliğinin yeniden gözden geçirilmesi ve kişinin tedaviye verdiği yanıtın takip edilmesi önemlidir.
Antidepresanlar korkulacak değil, bilinçli kullanılacak ilaçlardır
Toplumda antidepresanlarla ilgili “kişiliği değiştirir”, “uyuşturur”, “bağımlılık yapar” ya da “beyne zarar verir” gibi birçok yanlış inanış bulunur. Bu genellemeler her zaman doğru değildir. Sorun çoğu zaman ilacın varlığından değil; yanlış kişiye, yanlış gerekçeyle, kontrolsüz başlanmasından veya uygunsuz şekilde bırakılmasından kaynaklanır.
Depresyon tedavisinde klinik görüşme, psikiyatrik değerlendirme, gerektiğinde ilaç düzenlemesi, psikoterapi, uyku ve yaşam düzeninin gözden geçirilmesi, düzenli takip ve aile desteği birlikte ele alınmalıdır. Antidepresanlar doktor kontrolü olmadan başlanmamalı, doz değişikliği yapılmamalı ve aniden bırakılmamalıdır.
Farmakogenetik testler
Genler bizlere antidepresanların kullanacak kişide nasıl bir etki ortaya koyacağını bizlere söylerler. Antidepresanların etki ve yan etki profilini önceden tahmin etmede gen oryantasyonlu farmakogenetik testler geliştirilmiştir. Özellikle dirençli depresyonda ya da antidepresanlara karşı hassasiyeti olan bireylerde bu testler hangi antidepresan türünün o kişiye uygun olduğunu ortaya koymada etkili olmaktadır.
