İnsan hayatında bazı anlar vardır. Durup nefes almayı, geriye bakmayı ve “Ben neredeyim?” diye sormayı gerektirir. Kendini iyileştirme yolculuğu tam da bu soruyla başlar.
Ne büyük bir kırılma anı şarttır ne de her şeyi altüst eden bir olay… Bazen sadece yorgunluk, bazen de içten içe büyüyen bir eksiklik hissi insanı bu yola çağırır. Bu yolculuk, kusursuz olma çabasını bırakmakla ilgilidir. Her şeyi düzeltmeye çalışmak yerine, bazı duyguların var olmasına izin vermeyi öğretir.
İnsanın kendine karşı daha şefkatli olmayı öğrenmesi, hatalarını inkâr etmeden ama onlara tutunmadan yoluna devam etmesi en büyük iyileşmedir. Çünkü gerçek şifa neden böyleyim? sorusundan çok, kendim için ne yapabilirim? sorusunda saklıdır.
Kendini iyileştirmek hızlı bir süreç değildir; inişleri, duraksamaları ve geri dönüşleri vardır. Ancak her fark ediş, her küçük adım insanı biraz daha hafifletir. Bu yolun sonunda bambaşka biri olmak değil, zaten olduğun kişiye yeniden kavuşmak vardır. İyileşmek bir varış noktası değil, kendinle barış içinde yürümeyi öğrenmektir.
