Bana kalırsa sosyal medyada daha iyi görünme isteği, biz fark etmeden hayatımızın içine sızdı. Günlük hayatlarımız artık doğal akmıyor. Bir anı yaşarken değil, onu paylaşırken nasıl duracağımızı düşünüyoruz. Filtreler, açılar, arka planlar… Gerçekte kimim? sorusu yerini “Daha iyi nasıl görünürüm?”e bıraktı. Ve ne yazık ki çoğu kişi bunun farkında bile değil.
Elbette estetik kaygılarım yok değil, hepimiz zaman zaman iyi görünmek isteriz. Ama bu sürekli hale gelince, ruhun önüne geçince, orada bir durmak gerek. Çünkü gerçekten iyi hissetmeden, sadece iyi görünmek yeterli değil.
En çok da ergen olarak adlandırılan yaş grubundakiler için üzülüyorum. Kusursuz vücutlar, pürüzsüz ciltler, mükemmel hayatlar. Hangimiz o yaşta özenmezdik ki? Hepsi her gün gözlerinin önünde. Ve o sahte mükemmelliğe ulaşamayınca kendilerini eksik hissediyorlar. Oysa herkesin filtresiz bir hayatı var. Kimse 7/24 harika görünmüyor. Ama kimse bu gerçeği paylaşmıyor.
Sosyal medya bir vitrin olabilir ama vitrinde her zaman gerçekler sergilenmez. Gerçek olan neyse, kusurlarıyla birlikte kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü bana göre asıl güzellik orada saklı.
