9 gün tatil için bu sevinç niye?

11 Haziran 2016, Cumartesi 16:00
AA

2014 yılı ocak-mayıs döneminde 800 bin küsür, geçen yılın aynı döneminde ise 540 bin küsür turist gelmiş Antalya’ya...

Bu sene ise durum malum. Rusya’yla yaşanan uçak krizinden en çok etkilenen yerlerden Antalya’da esnaf kan ağlıyor.

Yazar kasa eylemi falan yapmışlar, kime ne fayda! “Son 30 yılın en kötü dönemini yaşıyoruz” diye ağlıyorlar.

Buna karşılık 9 günlük bayram tatilinin bir kısım medyada ‘moral’ olarak sunulmasını anlamıyorum. Kimi kandırıyorlar? Sektör temsilcileri de pek sevinçli değil zira.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Marmaris Yürütme Kurulu Başkanı İsmail Özbozdağ “Şimdilik bize 9 günlük tatil için gelen bir talep yok. Tatil kararına sevindik ama insanlarda tat yok. Pembe tablo çizmenin manası da yok” demiş.

Ülkeyi ayağa kaldıracak turist gelmiyorsa, yerli turist mi sektörü ayağa kaldıracak? Belki işletmeciler az nefes alacak ama o kadar. Zaten tatil yapabilen yerli turist de, fiyatları pahalı bulduğu için çoğunlukla Yunanistan’a ya da yurt dışına gidip tatil yapmayı tercih ediyor.

Sonuna kadar da haklılar. Konaklama uçuk fiyatlı değil, yeme içme işi neredeyse yarı fiyata, daha medeni ortam, yeni yerler görmek de cabası…

E niye Türkiye’de tatil yapsın ki insanlar? Durum böyleyken 9 gün tatil her şeyi çözmüş gibi davranmak yerine, kalıcı ve köklü turizm politikaları üretmek gerekmiyor mu?

Bu arada turizmden sorumlu bakanın sesini duyan var mı hiç?

Levent kırca’lı şovları hatırlattı

Her rolünde kılıktan kılığa giren ve harikalar yaratan ünlü oyuncu Meryl Streep, bu kez Donald Trump’ı taklit ederek Amerika’nın gündemine oturdu…

Bir etkinlikte sahneye çıkan üç Oscarlı Meryl Streep, kendini şişman gösteren bir takım elbise giydi, kırmızı uzun kravat taktı, yüzüne turuncu bir makyaj yapıp, kafasına da peruk takarak Amerika Başkanlığı için yarışan Donald Trump’la dalga geçen şarkılar söyledi.

Videoları seyrettim, salon kahkahadan yıkılıyor. Tweetler’de ondan övgüyle bahsediliyor.

Türkiye’de bile “Deli kadın candır” diye herkes ona destek veriyor. Türkiye’de herhangi bir oyuncu ya da komedyen bunu yapamaz, bir siyasiyi taklit edemez. Rahmetli Levent Kırca, çok uzun yıllar önce bu taklitleri yapıyordu. Yapabiliyordu. Üstelik ekranda!

Bunu düşününce tahammül sınırımızın ne kadar azaldığını, hoşgörümüzü nasıl kaybettiğimizi, eğlenmeyi unuttuğumuzu bir kez daha hatırladım. Ne acı.

Ona ‘Tecavüz’ diyoruz arkadaşlar!

“IŞİD, 10 Ezidi kadını cinsel ilişkiye girmedikleri için yakarak öldürdü…” Bir haber sitesindeki başlık bu!

Tecavüz ne zamandan beridir cinsel ilişki olarak yumuşatılmaya başlandı? Hayırdır? IŞİD söz konusu olunca, neden bu kadar kibarlaşılıyor acaba?

En ateşli taraftar: Türkler

Avrupa’nın en iyi 24 milli takımının şampiyonluk mücadelesi vereceği Euro 2016 başladı.

Dev turnuvanın en ateşli seyircisi de Türkler oldu! ING Bank’ın, Euro 2016’ya katılan ülkelerdeki taraftarlar arasında yaptırdığı araştırma; Avrupalı futbol taraftarlarının davranış profillerini ortaya çıkarmış. İşte birkaçı:

- Turnuvada yer alan 13 ülkenin dokuzunda, kupanın yine Almanlar’a gideceğine inanılıyor.

- Avrupalılar’ın sadece yüzde 64’ü milli takımlarını destekliyor; Türkler ve İtalyanlar’ın desteği ise yüzde 80 oranında.

- Avrupalı taraftarların yüzde 9’u takımını stadyumda seyretmek için bir bilete 200 Euro ve daha fazlasını verebileceğini söylerken, bu oran Türk seyircide yüzde 23.

-Galibiyeti garantilemek için cep telefonundan bir aylığına vazgeçmeye razı olan taraftar tabii ki yine Türkler! Sonuca şaşırmadım çünkü Türk seyircisinin ne kadar ateşli olduğu, ‘gerektiğinde’ tribünlerden atlayıp hakem dövmesinden belli zaten. Sorsalardı, söylerdik!

Yakıştı mı?

Şarkıcı İrem Derici’nin, Selami Şahin’in oğlu Lider Şahin ile yeni bir ilişkiye başlaması aileyi kızdırmış. Olabilir… Ama anne Didem Şahin’in twitter’a yazdığı “Horozumu saldım çayıra, tavuğu olan düşünsün” sözleri büyük talihsizlik!

Kadın tacizinden, kadınların her türlü aşağılanmasından yaka silktiğimiz bir ülkede, bir kadından bu sözleri duymak korkunç. Kaldı ki, siz de bir kadınsınız Didem Hanım. Kendinizi de aşağılamış olmuyor musunuz?

Bu ilişkiden mutsuz olabilirsiniz bizi ilgilendirmez ama biraz daha nezaket, ve kalite eşliğinde yapın itirazınızı.

Patron uyurken yakalarsa?

Sivil havacılık yatırımlarıyla bilinen Virgin Group’un kurucusu Richard Branson, bir çalışanını mesai saatinde kanepede uyurken yakalayınca, muziplik olsun diye fotoğraf çektirip bloguna koymuş.

Altına da şöyle yazmış: “Ofise uğradığımda, bu arkadaşı uyurken yakaladım. Kendisini uyandırdığımda, rüya gördüğünü sandı herhalde çünkü beni gördükten sonra tekrar uykuya daldı.

Dürüst olmak gerekirse, kendisi moladaydı ve ihtiyacı olduğu için dinleniyordu…”

Bu patronun yaptığı şeye bayıldım. Onca yıldır basın sektöründeyim, ilk kez Posta’da bir uyuma/dinlenme koltuğu gördüm ve çok şaşırdım desem size?

Bazen o on dakikalık kestirme, çok daha verimli çalışmayı getirir. Bunu bilen patron iyi patrondur, net.

Twitter’dan seçmeler

- “Muhammed Ali’nin cenazesini İstanbul’a aldıramaz mıyız Sayın Cumhurbaşkanım?” (Bir AKP’linin twitter’daki sorusu. Şaka değil gerçek!)

-“Dün güzel bir haber aldık... Allah’ın izniyle füze menzilinin çok dışına çıktık.” (Kilis Belediye Başkanı böyle demiş. Sorum şu: Vahiy mi geldi, haberi size 

yukardan biri mi iletti? Açıklarsanız seviniriz Sayın Başkan!)

- “Recep Tayyip Erdoğan diye üniversite var, hâlâ diplomasını soruyorlar. Dükkan bizim dükkan!” (Bir AKP’linin haklı gururu…)

-“Yüzde 85’i ateist olan İsveç yolsuzlukta dünya sonuncusu, yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye yolsuzlukta dünya ikincisi olmuş. Bu utanç bize yeter.” (Yorumsuz)




Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.