Şirin SeverAcı çekmek ya da çekmemek

HABERİ PAYLAŞ

Acı çekmek ya da çekmemek

Kimi çok sevdi, kimi nefret etti: ‘Hamnet’ filmi seyirciyi tam anlamıyla ikiye böldü. Evlat acısını ve yası anlatan bu filmi ‘2026’nın ‘Babam ve Oğlum’udur’ diye lanse edenlerle… “Hamnet izleyip ağlayanlara hiç anlam veremedim, hiç mi ‘Babam ve Oğlum’ izlemediniz” diyenler karşı karşıya gelmiş Oscar gecesini bekliyor! Zira hiçbir ödül töreninden eli boş dönmeyen film, 8 dalda Oscar adayı. Ben de tüm bu tartışmaların gölgesinde izledim filmi ve şunu söyleyebilirim: Film değil, onda ne gördüğünüz önemli! Evet zor bir film, herkesin seveceği bir tür değil. Karanlık, kasvetli, epey sanatsal ancak hikayenin sonu çok etkileyici. ‘Hamnet’ Kuzey İrlandalı Maggie O’Farrell’in 40 dile çevrilen, ABD ve İngiltere’de 2 milyon satan aynı adlı romanından uyarlanan duygusal bir biyografi. ‘Hamlet’ adlı ünlü oyunun, asıl olarak kayıp evladın acı hatırası için yazıldığı tezini ortaya koyuyor. William Shakespeare’in ikisi ikiz, üç çocuğu var ve Hamnet 11 yaşında vebadan ölüyor. 6. yüzyıl İngilteresi’nde geçen hikaye de; William (Paul Mescal) ve eşi Agnes’ın (Jessie Buckley) oğulları Hamnet’in vefatının ardından yaşadıkları yas sürecine odaklanıyor.

Haberin Devamı

Acı çekmek ya da çekmemek

Büyük kayıbın ardından, karı koca arasında çatlak meydana geliyor, acılı anne kendini yalnız hissediyor, kocasına öfke duymaya başlıyor. Will ise, ‘Hamlet’ adında bir oyun sahneleyerek acılarıyla yüzleşmeyi tercih ediyor. O meşhur repliği ‘olmak ya da olmamak’ı gece vakti, acı ve vicdan azabıyla, Thames Nehri’nin sularına karşı ‘yaşamak ya da yaşamamak’ olarak haykırıyor. Herkesin acısını ve yasını başka şekillerde yaşadığını ifade eden film; “Acı kaybolmaz biçim değiştirir; yazıya, şarkıya, sahneye sızar. Yaşamaya devam etmenin yolu budur bazen” mesajı veriyor. Film bittiğinde susuyorsun, dengeni bulmaya çalışıyorsun resmen. Sevginin doğasını ve kaybetmenin acısını en tiyatral, en ağdalı şekilde izletiyor size. Filme dair beğeniler tartışmalı olsa da, şurası net: Jessie Buckley, Oscar’da en iyi kadın oyuncu ödülünü kapar! Önceki akşam BAFTA’da aynı ödülü alması da bunun göstergesi. Son zamanlarda izlediğim en iyi kadın performansıydı.

Haberin Devamı

 

BERLİN FATİHLERİ SİNEMALARDA

Bir tarafta her masada tartışılan Masumiyet Müzesi… Bir tarafta geri sayımına başlanan Oscar ödül töreni… Bir tarafta Emily Bronte’nin kült romanlarından ‘Uğultulu Tepeler’in vizyona girmesi ve edebiyat severlerin mutluluğu… Diğer yanda da 76’ncı Berlin Film Festivali’nde ödül kazanan Türk filmleri! Herhalde hiç bu kadar kültür sanatla dolu bir hafta yaşamamıştık. Şu an herkes Berlin’de ödülleri alan iki Türk filminin vizyon tarihini merakla bekliyor. O zaman gelsin hatırlatma: Emin Alper’in yönettiği ‘Gümüş Ayı’ ödüllü ‘Kurtuluş’ 6 Mart’ta.. İlker Çatak’ın yönettiği, büyük ödül ‘Altın Ayı’yı kazanan ‘Sarı Zarflar’ ise 27 Mart’ta vizyonda olacak. Belki de sinema salonları uzun zaman sonra ilk kez bu kadar dolacak. İzleyenlerle bu köşede buluşalım.

Acı çekmek ya da çekmemek

HEM KÖPEK HEM SAHİBİ YESİN!

Japon şekerleme üreticisi bir marka, hem köpek sahipleri hem de köpekleri yesin diye mama üreteceğini duyurdu. Gerekçe, insanların evcil hayvanını ailenin bir ferdi olarak görmesi ve onları da sağlıklı beslemek istemesi. Son derece güzel karar ama bunun en âlâsını yapan bizde zaten! Ünlü şef Rafet İnce, 4-5 yıl önce köpek maması üretmeye ağırlık verdi, hatta bu mamaların tariflerini kitapta topladı. Kendisine de ‘Türkiye’nin ilk pet şefi’ diyor. “Yemediğimiz hiçbir şeyi hayvanlarımıza yedirmiyoruz” mottosuyla yola çıkan İnce; girişimini şöyle anlatmıştı zamanında: “Çoğu otellerde yemek artıkları barınaklara gider. Fakat bu artık yemekler, hayvanlara çok zararlı. İçinde kürdandan peçeteye her şey var. Bu yemeklerdeki baharat, salça, şeker, sarmısak, soğan gibi bir sürü malzeme de hayvanlara zararlı. Alerjen maddeler, parazit bu hayvanların ömrünü kısaltıyor. Ben de Amerika, Kanada ve Singapur’dan veterinerlerle yazıştım; sağlıklı, lezzetli taze mamanın nasıl yapıldığını araştırdım ve kitap çıkarmaya karar verdim. İçindeki mamaları da kendim ürettim ve satıyorum.” Yani özetle; Japonya bak işine kardeşim!

Haberin Devamı

Acı çekmek ya da çekmemek

Haberin Devamı

ORTAYA KARIŞIK SAYIKLAMALAR

İstanbul’da okul arkadaşına zorbalık yapan 15 yaşındaki öğrenciye mahkeme emsal karar vermiş. Okul dışında kesintisiz elektronik kelepçe, ev hapsi, mağdura 500 metreden fazla yaklaşmama cezası. İşte ceza budur! Pişman eder, öğretir, gerektiğinde korkutur. “Çocuktur” diyerek cezasızlığı savunanlara kapak olsun. Bak bir daha zorbalık yapabilecek mi?

Ünlü oyuncular Nur Sürer ve Şerif Sezer, kadınlara şiddet gösteren Yılmaz Güney’i savunarak “Ne var iki tokat attıysa, analarımız da tokat yemişti” diyerek Güney’i kimseye yedirmiyorlar. Tamam da; doğruya doğru, yanlışa da yanlış desek olmuyor mu? “Sineması değerlidir ama keşke böyle davranmasaydı” denilemiyor mu? Bu kadar fangirl’lük de fazla değil mi?

‘Kabe’de hacılara hu der Allah’ isimli ilahiyi sosyal medyada patlatan müezzin sağolsun, günün her saatinde dilimde bu ilahiye dolaşıyorum. Bunun sevilmesi şahane de, okullara kadar girmesi abartı değil mi?

ChatGPT vaaz vermeye başlamış. Bir bu eksikti! Papa da ChatGPT yardımıyla vaaz yazan rahiplerin, bunu bırakmasını istemiş. Dinle devlet işleri, pardon dinle yapay zeka işleri karıştırılmasa daha iyi değil mi ya?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder