Baba olmanın hakkını veren herkesin günü

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kızlarına kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğreten, okutan, büyüten, özgüven aşılayan, konuşan/konuşturan, ona değerli olduğunu ve dağ gibi onun arkasında durduğunu her daim hissettiren… Oğullarına sevmeyi, kadınlara değer vermeyi, nazik olmayı öğreten, mert olmayı, yalansız dolansız yaşamayı aşılayan… Kendi çocuğu olmasa da baba olmanın hakkını her türlü veren tüm babaların ‘babalar günü’ kutlu olsun.

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan: Skor değil bazı farkındalıklar daha değerli…

Pandemi yüzünden her tür sosyal ortamdan uzak kaldık. Buna sinema, tiyatro, konser salonları da dahil, statlar da. En son ne zaman bir statta maç izledim hatırlamıyorum. Deli bir futbol izleyicisi değilim ama önemli maçlarda o heyecanı yaşamak güzeldir, zevkle de izlerim. Bakü’ye de o yüzden gittim birkaç gün önce. Türkiye-Galler maçını bir statta, yeniden kalabalıkların arasında (pandemi nedeniyle kapasitenin yarısı kadar seyirci alınsa da) izlemek için. Skorum da belliydi; 2-1 alacaktık maçı!

Fakat kimse bu kadar büyük bir hayal kırıklığı beklemiyordu açıkçası. A Milli Takım’ın oynadığı oyun, tam anlamıyla saç baş yoldurdu. Bugün oynanacak Türkiye-İsviçre maçı için de kimsenin hevesi kalmadı. Skorun da çok önemi yok bu noktada zaten. İşte böyle bir maçın ertesi sabahı Türkiye Futbol Federasyonu ve Milli Takımlar sponsoru olan Turkcell’in yöneticileri ile buluştuk.

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan’a yekten sordum, “Bu tür başarısızlıklar marka değerinizi etkiliyor mu?” Gayet centilmen bir yanıt aldım kendisinden: “Sporun içinde bu skorlar her zaman olur. Evet, bir formsuzluk vardı takımda ama ben bu takımın bir karakteri olduğuna inanıyorum. Kaliteli ve genç bir takımımız var.

Bence bu turnuva bir iş kazasıydı” cevabını verdi. Ve Turkcell olarak sadece skora odaklanmadıklarının altını çizdi:“Türkiye’nin iletişim markası olarak, Milli Takım’a sponsor olmak görevimiz diye bakıyoruz. Bazı farkındalıklar her şeyden değerlidir ve biz bu değerlerin sürdürülebilir olmasına gayret ediyoruz...”

Kadınların ve farklı branşların yanında

Turkcell, kurulduğu günden beri sporla iç içe olan bir marka. 19 yıldır da spora yatırım yapıyor. Ve 19 yılda Türk sporuna yaptığı yatırımın miktarı 1 milyar TL. Bununla birlikte Turkcell kendi bünyesinde cinsiyet eşitliğini savunuyor, ‘eşit işe eşit ücret’ prensibini benimsiyor. Hedefleri, her yıl kadın çalışan oranını ve kadın yönetici sayısını daha da artırmak. Marka, sporda da her zaman kadınların yanında.

Turkcell olarak ‘Kadın futbolcular 1 - Önyargılar 0’ mottosuyla hem Kadın Milli Takımların ana sponsorluğu artırıldı, hem de Türkiye Kadın Futbol Ligi’ne Turkcell ismi verildi. Ligin yeni adı Turkcell Kadın Ligi oldu. Ayrıca Atletizm, Yüzme ve Bedensel Engelli Spor federasyonlarıyla da bu dönemde sözleşmeler yenilendi. Kadın atlet oranı yüzde 44, kadın yüzücü oranı yüzde 41.

Turkcell, Bedensel Engelli Federasyonu’na bağlı 18 branşın da ana sponsoru. Tokyo’daki oyunlara 6 branşta (atıcılık, atletizm, okçuluk, tekerlekli sandalye basketbolu ve yüzme) toplam 40 sporcumuz kota aldı. Bu sporculardan 14’ü kadın sporculardan oluşuyor. 

★ ★ ★ 

Yatırımların futbol dışı branşlara da harcandığını duymak, bu branşlardan büyük başarılar elde edildiğini bilmek epey mutluluk verici.

Burs için bisiklet yarışı

Salgın döneminde Turkcell’in destek verdiği sporlardan biri de bisiklet oldu. Bisiklet sporunun Türkiye’de yayılması için çalışmalarını sürdüren Turkcell, kendi adını verdiği bir GranFondo Serisi başlattı. İlk yarış da İstanbul’da gerçekleşti. 13 Haziran’da Beykoz Belediyesi ile yapılan bu yarış sayesinde salgın dönemi yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarının çocukları için eğitim bursu kampanyası düzenlendi. Bir markanın, böyle sosyal sorumluluk çalışmaları için elini taşın altına sokması alkışlanacak hareket. Bravo!

Çirkinleşmede kaçıncı seviye bu?

Hayatımda bu kadar çirkin suçlamalar, sonra da bunlar hiç olmamış gibi davranan insanlar görmemiştim. M. Ali Erbil ile Seda Sayan arasında olanları diyorum! Fitili Erbil ateşledi; Sayan’ın estetiklerine gönderme yaptı. Sonra da Sayan’ın geçmişinin temiz olmadığından, herkesi işinden ettiğinden dem vurdu. Seda Sayan bu, durur mu? Erbil’in evindeki yardımcı bir kıza tecavüz ettiğini söyledi.

Fakat bir süre sonra karşılıklı özürler geldi. Aldatmayı tecavüz diye söylemiş meğer Sayan! İftira bu kadar basit mi yani? Böyle bir yanılma payı, böyle bir dil sürçmesi olabilir mi? Her şeyi bırakın da asıl sorun ne biliyor musunuz… Bu insanların yıllardır ekranda olması, kitleleri etkilemesi, güvenilir insan kategorisinde gösterilmesi. Şu tartışmanın seviyesine bakınca, ‘yazık bize be’ diyor insan.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder