Şirin SeverBazen kaz bile olmak istemezsin bu ülkede...

HABERİ PAYLAŞ

Bazen kaz bile olmak istemezsin bu ülkede...

Bakın, son yılların en saçma olayı yaşandı önceki gün... Balıkesir’de bir grup kaz denize girdiği için CİMER’e şikayet edildi. Nedendir bilinmez, bu şikayet ciddiye alındı. Sonra kazlar kümese kapatıldı ve sıcakta bir kısmı can verdi doğal olarak. Bu kadar hızlı dağıtılan bir adalet görülmedi bugüne kadar bu ülkede! Bravo emeği geçenlere! Önce şaka sandım bu haberi. Haber sitelerine baktım hemen, değilmiş! Kazları şikayet edene mi... CİMER’in bu saçma ötesi şikayeti ivedilikle işleme koymasına mı... O kazların bu Allah’ın sıcağında kümese kapatılmalarına mı... Hangi birine şaşıracağımı şaşırdım! Bu nasıl bir işgüzarlıktır Allah aşkına? Allah’ın denizine giren kazı şikayet etmek ne çeşit bir ruh hastalığıdır? Bekçi falan çağır, birilerine söyle sudan çıkarsın korkuyorsan ya da ne bileyim sus en iyisi, vallahi ne diyeceğimi şaşırdım. Hikaye de şöyleymiş... Balıkesir’in Erdek ilçesinde yaşayan Mehmet Keşniş’in, kafesinin bahçesindeki otları yesinler diye aldığı iki kaz yıllar içinde üremiş, hayvanların sayısı 30’a ulaşmış. Her sabah sürü halinde denize girmeye gidiyorlarmış. Çevredekiler de büyük ilgi gösteriyormuş onlara. İddialara göre, birileri bu durumdan rahatsız olmuş; İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri de Mehmet Bey’den kazları denize sokmamasını istemiş. Bir ay önce kümese kapatılan kazların sekizi ölmüş. Mehmet Bey de cezai işlem uygulanmaması için kazları kümese kapattığını söylüyor, ne yapsın adam, durmuyorlar demek ki! Yani sözün bittiği yerdeyiz tam. Bence bunun bir karşılığı olmalı. O da belli; şikayet eden kişi bulunmalı, bir kümese kapatılmalı ve sıcakta orada olmak nasılmış anlayana kadar çıkarılmamalı. Ya da direkt ruh hastalıkları hastanesine! Çünkü yuh yani, nedir bu!

Haberin Devamı

Şikayet kültürünün geldiği yer!

Hani, izahı olmayan şeyin mizahı olur diyorlar ya.. Mizah bile yapamıyorsun böyle bir olay karşısında. Normalde böyle absürd olaylar olduğunda kayışı koparan yurdum insanı bile suspus oldu, sadece tepkisini gösterdi. Bakın yazılanlara...

* Nerenin cehennemi oğlum bura!
* Kazlar sizden çok daha temiz. Banyo yapmaktan aciz, leş gibi kokan, denize işeyen yaratıklar!
* Milletteki derde bak!
* Kazı CİMER’e yazacak kadar ne yaşadınız ya siz?
* Kaz hakkı savunmak zorunda kalıyoruz bu ülkede ya, kötüsünüz çok kötüsünüz.
* Ülkemizde şikayet kültürünün geldiği noktaya bakar mısınız?
* CİMER’e kaz şikayet eden adamı, önce bir tur dövüp sonra hastaneye kapatırdım.
* Kazların şikayet edilmesinden daha vahim bir şey varsa, o da CİMER’in şikayeti ciddiye alıp işlem yapmasıdır.
* Ben artık ayrı gezegene çıkmak istiyorum.

Haberin Devamı

Bildiğimiz şeyleri araştırmayın!

Bilim dergisi Nature’de bir araştırma yayınlanmış. Deniliyor ki; fakirlik gibi toplumsal eşitsizlikler ve demokratik kurumların çöküşü gibi siyasi sorunlar, hızlı yaşlanmaya neden oluyor. Yani özetle diyor ki araştırmacılar, fakirlik ve siyasi sorunlar hızlı yaşlandırıyor. Bunun için araştırma yapılmasına gerek yoktu bence! Yetersiz beslendiğinde fiziken, hayattaki olanaklardan yeterince faydalanmadığında da manevi olarak hasta olunacağını yani depresyona girileceğini ben bile söylerdim size. Neyse, o kadar uğraşmış adamlar, devam edelim: Yaşlanma faktörleri arasında şunlar sayılıyormuş: Yüksek tansiyon, işitme kaybı, kalp hastalığı, şişmanlık, alkol, uyku sorunları, diyabet ve görme bozukluğu. En hızlı yaşlanma Mısır ve Güney Afrika’da, en yavaş yaşlanma ise Avrupa’da görülüyormuş. Şimdi alın bu bilgiyle neyi, nasıl analiz ediyorsanız edin.

Haberin Devamı

Para biriktirmek mi istiyorsun?

Uzun yıllardır geceleri gezen, yeme içme mekanlarıyla ilgili yazılar yazan bir gazeteci arkadaşıma rastladım geçenlerde... Sağlık sorunları yaşadığını ve bir sene önce alkole ara verdiğini söyledi. Kendisine sene sonuna kadar süre vermiş. Sevindim onun adına çünkü eskisine oranla o kadar sağlıklı ve zinde görünüyordu ki; “Sakın başlama, çok iyisin” dedim. O da şunu söyledi; “Kabaca hesapladım, bir sene boyunca alkole verdiğim parayla kendime Sidney bileti aldım, yılbaşında gidiyorum. Bir aylığına da yazlık kiraladım Bayrampaşa’da.” Şaşırdım ve düşündüm... İçki ve sigaraya harcadığımız parayla neler yapılırmış meğer! Kimbilir, hayatımızda hangi lüzumsuz harcamalardan vazgeçerek para biriktirebiliriz. Ben aklımın bir kenarına not aldım.

Hadise bizim Beyonce mi?

Hadise yine ‘hadise’ yarattı, amaç da buydu zaten! Harbiye Açıkhava’daki sahne ve dans performansları çok konuşuldu malum. Sandalye dansı, kostümleri falan... Kimileri ‘Türkiye’nin Beyonce’si bile dedi. Sevda Türküsev ise “Hadise’nin yaptığı müstehcen rezalettir” diyerek daldı olaya. Nükhet Duru ile Attila Atasoy ise birbirlerine girdi bu şov yüzünden. Konseri izleyen Atasoy, Hadise’ye övgüler düzünce Duru’dan ayar yedi. O da karşılığında dedi ki, “Nükhetçiğim, senin tuhaf göbek kalça danslarına mı razı olalım yani?” Haydaa... Hiç ortamız yok bizim. Bu ülkede sahne şovları ve sahne kıyafetleri tartışması asla bitmiyor! Çünkü her şeyimiz abartılı, hiçbir şeyimiz dozunda değil. Evet abartmayalım, Hadise bir Beyonce değil ama kadın çabalıyor, elinden geleni yapıyor, boş bir sahne sunmak istemiyor. Beğenen dinlese izlese, beğenmeyen de sussa olmuyor mu?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder