Şirin SeverBir şifre unutmanın bedeli...

HABERİ PAYLAŞ

Bir şifre unutmanın bedeli...

Dijital çağdayız ve şifresiz hayat yaşayamaz haldeyiz. Kullandığımız her karta, indirdiğimiz her aplikasyona şifre gerekiyor. Telefonu açarken, sosyal medya sitelerine girerken, banka işlemi yaparken, e-gazete okurken, hatta fotoğraflarımıza filtre yaparken bile şifre şart. Zaten bir Apple şifremiz olmadan, bunların hiçbirini kullanamıyoruz. Dahası bazı şifrelerin sürekli yenilenmesi gerekiyor güvenlik amaçlı. Sonra uğraş dur bunları hatırlamak için! Yazmak lazım o yüzden. Ama telefona değil, bir deftere/ kağıda yazın! Eski usül, evet. Zira bir gün telefonuna ulaşamadığında, hayatın kayıyor.

Haberin Devamı

Başıma geldi çünkü, oradan biliyorum. Geçen pazar iPhone telefonumu şarja takıp uyudum, sabah çalışmadı. Ses yok, görüntü yok, gitti telefon, yok! Koşarak Zorlu’daki Apple mağazasına gittim. Birkaç saat içinde gereken parçaları değiştirip vereceklerini söylediler. İşlemi başlatmak için de Apple şifremi bilmem gerekiyordu ancak asla hatırlayamadım! Çeşitli kombinasyonlar denedim, olmadı... Sistem, şifre sıfırlamak için gereken kodu 24 saat içinde vereceğini bildirdi. Ağlamak üzereydim çünkü ertesi sabah 07.45’te Londra’ya uçacaktım. Elimde kimsenin telefon numarası yok, check-in yapamıyorum, banka işlemi yapamıyorum çünkü günlerden pazar, banka aplikasyonunun şifresi de telefonda yazılı.

‘Bir şifreyi unutmak hayatı nasıl bu kadar bloke edebilir’ diye dövünüp duruyorum halime. Hemen mağazadan bir telefon aldım; yeni değiştirdiğim için hatırladığım Instagram şifresiyle arkadaşlarıma ulaştım, sonra da bu denli konforsuz gitmeyi istemediğim için uçuşumu iptal ettim ve bekledim. Tam 24 saat dolunca mail geldi Apple’dan. Kurtarma şifresinin tam bir hafta sonra geleceğini bildiriyor! ‘Şaka mı bu?’ deyip Apple Destek’i aradık ama “Bazen 20 gün sonraya tarih veriliyor, şanslısınız” tadında bir cevap aldık. Çünkü bu zamanı sistem otomatik veriyormuş. Gerekçe de güvenlik! Şu dijital çağda, güvenlik konusu daha çabuk çözülemez mi ya dedim, oturup sinirden ağladım.

Resmen telefonla birlikte hayatım da bloke olmuştu. Neyse, verdikleri gün ve saatte, yani 10 Ağustos 12.48’de sınav sonucu bekleyen öğrenci gibi Apple mağazasında hazırdım yeniden. Bakın 12.47 değil, tam 12.48’de şifre geldi, işlemler yapıldı, yeni şifreler oluşturuldu, hepsi itinayla not edildi ve normal hayatıma döndüm. Demem o ki, dijital çağda her şey bir anda uçup gidebilir; bakın bir sabah telefonum çalışmadı durup dururken! O yüzden tüm şifrelerinizi telefon dışında bir yere yazın. Önemli kişilerin telefonlarını not almayı unutmayın. Evde eski de olsa, yedek bir telefon bulundurun. Apple şifrenizi hatırladığınız sürece tüm bilgilerinize ulaşırsınız. Kimlik kartı kadar önemli bu şifre. Retroya mı denk geldim, göze nazara mı bilmem ama ben ettim siz etmeyin, yazın şifrelerinizi.

Haberin Devamı

Müzik listeleri bile sahte!

Diplomalar, ehliyetler, psikologlar, hocalar sahteyken... Müzik listeleri ne kadar sağlıklı olabilirdi ki zaten? Nitekim Spotify, Türkiye’deki editörleri hakkında soruşturma başlattı. Zaten bir süredir kazan kaynıyordu, sanatçılar söyleniyordu; ‘bu şarkılar nasıl tutuyor, bu isimler nasıl listelerde yer buluyor’ sorusu hep dillendiriliyordu. Nitekim İsveç menşeili platform, Türkiye müzik listelerinin rüşvetle oluşturulduğu iddiasıyla Türkiye’deki editörleri için inceleme başlattı. Geç kalınsa da çok yerinde bir karar. Aydilge, Tan Taşçı, Ferhat Göçer gibi müzik dünyasından pek çok isim rahatsızdı. Ben dahil pek çok müziksever de defalarca yazdık çizdik; “Bu listelerin hali ne, pop listesinde rap var, arabesk var, ne alaka?” diye. Olması gereken oldu, bakalım ne çıkacak? Neyse ki şirket İsveç kökenli de, soruşturmayı ciddiye alabileceğiz! Halimize bak ya...

Haberin Devamı

Ne işin var senin o sahnede?

Müzik demişken, bir de Bülent Ersoy’un veryanısını var, onu da atlamayalım... “Ey okuyamayanlar, sesini kaybetmiş olanlar... Öyle ağız oynatarak halkı kandıramazsınız” diyerek birilerine seslenmiş Diva ama kim olduğu şimdilik meçhul. Var maalesef böyle isimler; ses yok, şarkı yok, biraz ünlümsü diye bir yerlerde sahne alıyor. Suçlamıyorum böylelerini; diyelim ki birileri kanına giriyor, ikna ediyor, o da kandırılmaya müsait... E ama para verip playback dinlemeye gidenlere ne demeli?!! Beterin beteri bir örnek vereceğim... Mesela Kemal Doğulu diye biri var; oyuncu Kadir Doğulu’nun kardeşi sanırım. Moda uzmanı diye geçiyor, yarışma programlarında jüri üyeliği yapıyor. Niyedir, nedendir bilinmez Alaçatı’da bir beach’te sahneye çıkmış; playback yaparak duruyor.

Haberin Devamı

Bir şifre unutmanın bedeli...

Evet evet, lafın gelişi değil, bir müzik çalıyor ama o duruyor kelimenin tam anlamıyla, seyirciyle konuşuyor, en ufak çabası da yok. Kendini o kadar yadırgıyor ki o sahnede, role de giremiyor. Başkası adına utanmak ne, videoyu izlerken yaşadım. Bu konserin biletinin de 10 bin TL olduğu yazılmış ama o kadar da değildir diye düşünmek istiyorum. Bence uydurmuşlardır. Diyelim ki Kenan Doğulu ile karıştırdılar adını... Kenan Doğulu neden öyle bir beach’te sahne alsın diye düşünür insan değil mi? Yazık, gerçekten yazık... ‘İş yaparız’ diyene, bilet alana, izlemeye gidene, ‘sesim var’ sanıp sahneye çıkana, herkese çok yazık. Kimse haddini bilmiyor, en çok da buna yazık.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder