Biz böyle daha çok haber oluruz!

28 Şubat 2019, Perşembe 08:30
AA

Duyduk ki Sıla, Amerikan gazetesi Washington Post’a haber olmuş. Ama işi, şarkıları ya da sanatçı kimliğiyle değil... Kadına şiddet haberlerinin ünlü yüzü olarak ne yazık ki. Türkiye’deki kadına şiddet vakalarındaki artışın masaya yatırıldığı makalede; Sıla’nın Ahmet Kural ile yaşadıklarına yer verilmiş ve şöyle denilmiş: “Türkiye’nin aile içi şiddet konusundaki suskunluğuna son vermek için pop yıldızı kendi hikayesini anlattı..” Gönül isterdi ki bu güçlü Amerikan gazetesine tatlı, güzel, iyi haberlerle konu olalım ama nasıl olsun ki?

Sokakta yürüyen üç kadını ‘tartıştığım kişi sandım’ diye tekmeleyip hastanelik eden manyağın ‘adli kontrol şartıyla’ serbest bırakıldığı… Evlilik teklifini reddeden kadını 16 yerinden bıçaklayarak öldüren kişiye aşırı sevgi indirimi yapılan… Tacizin, tecavüzün üstünü örten, kadına şiddete ceza yerine ödül veren… Ve ‘bunlar nasıl kararlar’ diye asla sorgulanmayan bir ülke burası. O yüzden biz daha çok haber oluruz Washington Post’lara falan. Biz alıştık, onlar da alışır bir süre sonra.

BRADLEY'NİN HİÇ Mİ SUÇU YOK?

Bu sene Oscar töreni öyle sönüktü ki, herkes mecburen Bradley Cooper-Leydi Gaga’nın sahne performansını ve aşk dolu bakışmalarını konuştu. Ve tabii bunlar bir PR çalışması dahi olsa, Bradley Cooper’ın dünyalar güzeli sevgilisi Irina Shayk’ın bu ikiliyi izlemesini! Hiçbir kadın sevgilisini bu şekilde görmeyi ve buna maruz kalmayı sindiremez.

Nitekim Irina Shayk da dedikodulara ve baskıya daha fazla dayanamadı; Lady Gaga’yı takipten çıkardı. Şimdi sorum şu: Böyle üçlü hikayelerde neden hep kadınlar yarıştırılır, kadınlar konuşulur ve topun ağzına atılır? Düşüncesizlikte bir dünya markası ilan ettiğim Bradley Cooper’ın hiç mi suçu yok arkadaş? Sahnedeki oyun olsa dahi; gözlerin sevgilisine çevrileceğini düşünmek, onu dedikoduların ortasında bırakmak tam bir özensizlik değil mi? Tüm gece suratına bir gülümseme yerleştirip olanları izleyen bir kadın; ‘en iyi oyuncu oscarı’nı alacaktı elbette, ne olacaktı!

VEGAN ANNENİN HAKKI

Florida’da vegan bir çift, beş aylık bebeklerini vegan formülle beslediği için yargılanıyor... Haber bence çok korkunç çünkü bir bebeğe bu şekilde neler yapılabileceğini bir filmde izledim ben! ‘Hungry Hearts- Aç Kalpler’; hayatımda izlediğim en sinir bozucu, en sorgulayıcı filmdi. Vegan bir anne, bebeğini dış dünyadan koruması gerektiğine inanıyor; onu 7 ay dışarı çıkartmıyor, güneş ışığı göstermiyor, hayvansal ürün ve protein yedirmiyor.

Bir gün hasta oğlunu doktora götüren baba, bebeğin gelişmediğini öğrenince ona gizli gizli protein ve etli mama yediriyor, gün ışığına çıkarıyor.

Fakat anne; bitkisel yağlarla o bebeğin tüm yediklerini çıkartmasını sağlıyor. ‘Anne suçlu mu, değil mi?’, ‘Bir anne çocuğunu istediği gibi besleme hakkına sahip midir?’ tartışmalarını ortaya atan film; 2015 Venedik Film Festivali’nde 5 ödül almıştı. Şimdi bu hikaye gerçek oldu. Ve hapse giren çift gösterdi ki; çocuk kendi kararlarını verene kadar, kimse inanç ve hislerini el kadar bebek üzerinden tatmin edemez! En azından medeni ülkelerde böyle bu işler.

FARUK BORAN ERKEKLERİ ÇILDIRTTI!

Sonunda olan oldu... İsrail’de ‘Faruk Boran’ yüzünden erkekler delirdi! ‘Faruk Boran’ kim mi? Bir işadamı.. Aşık, zengin, cömert, gerektiği kadar maço, konuşulduğunda yola gelecek kadar anlayışlı bir erkek. Yani tam kadınların aradığı erkek. Peki nerede kendisi? Elbette dizide! Zaten böyle karakterler sadece dizilerde olmaz mı?!! ‘Faruk Boran’ da ‘İstanbullu Gelin’ dizisinde Özcan Deniz’in oynadığı karakter.

Dizinin fırtınası taa İsrail’e uzamış; kadınlar ‘Faruk da Faruk’ diye kocalarını delirtiyormuş. Hatta İsrailli bir vatandaş dramını videoya bile çekmiş: “Faruk gibi bir erkek yok, Faruk istiyorsan Türkiye’ye git’ diyerek isyan bayrağını açmış. Video çok komik. Tabii kurgu da olabilir ama ‘Faruk Boran’ arama sevdası gerçekten var! O zaman hatırlatalım... Bu dizinin senaryosu bir psikiyatrist danışmanlığında yazıldığı için karakterler bu kadar derinlikli, ilişkilere dair cümleler bu kadar özenli. Faruk Boran’ın sırrı, biraz da psikiyatrist eliyle yontulmuş olması yani. Demem o ki, ya bu adamı çok ciddiye almayın ya da eşinizi psikiyatra falan götürün! Ey İsrail, sen de duydun mu?

Sıradaki haber yükleniyor...