Şirin SeverBu ülkede sevmek de politik!

HABERİ PAYLAŞ

Bu ülkede sevmek de politik!

Allah rahmet eylesin, İlber Ortaylı ülkenin sözüne kıymet verdiği, muteber isimlerinden biriydi. Ama işte, bizim toplumun yapısı bu; her ölümün ardından sevenleri kadar sevmeyenleri de başlıyor konuşmaya… Haldun Dormen’in ölümünden sonra da oldu aynı şey, hatırlayın: Yeterince politik olmadığı için ‘iyi sanatçı’ olmadığını iddia edenler olmuştu. Toplum üzerinde etkisi olan insanlar yaşamdan göçerken, arkalarında tartışmalar bırakması doğaldır. İlber Ortaylı’da da aynı şey oldu. Ölüm haberi sosyal medyaya düştüğü andan itibaren herkes paylaşım yapmaya başladı. Çoğunluk, bir vesileyle onunla çekilmiş fotoğrafını paylaşıp altına ne kadar sevdiğinden, ne kadar kıymetli olduğundan, kaybının ne kadar büyük olduğundan bahseden şeyler yazdı/yazıyor…

Haberin Devamı

Kimisi de fırsat bu fırsat, eleştiriyor. İstediği kadar ‘aydın’ sıfatını alsın, bunun hiç önemli olmadığını, toplumun yaşadığı sorunları içselleştirmediğini, toplumun sözcüsü olamadığını, ‘elit’ statüsünden inip de toplum vicdanıyla buluşamadığını, üst perdeden konuşmalarından dem vurup duruyor. Herkesin haklı olduğu noktalar var bana kalırsa. Kimsenin körü körüne fanı olmayalım ama düşmanı da olmayalım. ‘Orta yolcu olmak’ sanılmasın bu dediğim; hakkını teslim etmek derim ben! Bana kalırsa İlber Ortaylı’nın ölümü ‘aydın sorununu’ da tartışmaya açtı. İyi de oldu. Aydın kimdir, nedir, senin görüşüne uygun olan mı aydındır sadece, senle aykırı fikirde olanı ‘ne aydını canım’ diye zorbalamak mı gerekir, tartışılsın bunlar.

Bu ülkede sevmek de politik

Bana göre Ortaylı aydın mıdır peki? Hemen bakalım, yapay zeka aydının tanımı için ne diyor: “Aydın, yüksek kültür ve bilgi birikimine sahip, bağnazlıktan uzak, eleştirel düşünebilen, hakikat arayışında olan ve toplumsal sorunlara duyarlılık gösterip çözüm üreten (entelektüel) kişilere denir. Toplumun çıkarlarını gözeten, medeni, cesaret sahibi, düşünce ve yaşam tutarlılığı olan aydınlatıcı bireylerdir.” Peki İlber Ortaylı bunları yapmış mıdır? Hakim olduğu diller, tarih ve kültür bilgisi, bir yaşam ustası olması, bunları insanlara aktarması açısından çok kıymetli bir kişilik elbette. Peki bu hayran olunası, derya deniz bilgilerini hangi amaçla kullandı? Kamuoyunun çok göz önünde olan bir kişi olarak nasıl bir duruş sergiledi? Hemen söyleyeyim: Üslubu, kimi zaman aşağılayan tavırları, işine gelmeyen konularda, “Onların sorunları benim umrumda değil” diyecek kadar umursamaz olması unutulacak şeyler değil. Durum böyleyken kafaların karışık olması normal. Maalesef bu ülkede bir insanı, hele de ünlü bir kişiliği sevmek bile politik olabiliyor. Bir insanın sizin görüşünüze yakın durup durmaması belirliyor her şeyi. O zaman bayıldığım şu paylaşımla durumu özetliyor ve aradan çekiliyorum: “İlber Ortaylı’nın fikirlerini değerli bulduğu için kendini entelektüel sananlar var bu ülkede…”

Haberin Devamı

Bu ülkede sevmek de politik

YENİ TREND: RAKET TIRNAK ESTETİĞİ

Estetikte gelinen son noktayı duydunuz mu? Tırnak estetiği! İnsan vücudunun her yerine estetik yapılır da, tırnakları es geçmek mümkün olabilir miydi zaten? Ben yeni duydum bunu. Halk arasında kısa tırnak ya da raket tırnak olarak bilinen tırnaklar düzeltiliyor bu estetikle. Raket tırnak, tırnağın boyunun eninden daha kısa ve geniş olması durumu. Genellikle genetik olan bu durum başparmaklarda görülüyor. Sağlık açısından bir risk teşkil etmese de, birçok kişi bunu estetik olarak rahatsız edici bulabiliyor. Tırnak yatağını daraltmak için yan taraflarındaki fazla doku ve tırnak yatağının bir kısmı cerrahi olarak çıkarılıyor. Bu, tırnağın daha ince ve uzun görünmesini sağlıyor. Tırnak yatağı aşağıya doğru çekilerek tırnağın boyu görsel olarak uzatılıyor. Yeni yapı oluşturulduktan sonra dikişlerle sabitleniyor. Kadınlar, şekilsiz tırnaklarını jel tırnaklarla düzeltiyordu, kalıcı ojelerle süslüyordu ama erkeklere de bir çare lazımdı ve bulundu demek ki! Bu sosyal medya sayesinde daha neler göreceğiz du’ bakalım.

Haberin Devamı

Bu ülkede sevmek de politik

DUBAİ O HAYVANLARA ÇÖZÜM BULUR!

Geçen yıl bir iş için Balıkesir Erdek’e gitmiştim. Sahilde yürürken o kadar cins köpek gördük ki, çoğunda da tasma vardı. “Kimin bunlar?” dediğimde, esnaf anlattı. Maalesef yazlıkçılar bu hayvanları sokaklara bırakıp dönüyormuş. Hepsi de insanlara yanaşıp kendini sevdirmeye çalışıyor, marketten alınıp verilen salamları kapmaya yarışıyordu. Ne kadar üzülmüştüm onları izlerken. Yazın köpek alıp, dönerken onları sokağa terk etmek nasıl bir vicdanın, nasıl bir kafanın ürünüdür! Şimdi aynı şey Dubai’de yaşanıyor. Sosyal medyada görmüşsünüzdür, İran’ın saldırılarını Dubai’ye de çevirmesi sonucu ülkeden kaçan kaçana. Kaçan yabancıların evcil hayvanlarını orada bıraktığı iddiaları da basında! Direklere bağlanmış, kutularda sokaklara bırakılmış evcil hayvanların görüntüleri uluslararası medyada öfkeye neden oldu haklı olarak. Nasıl olmasın? Ama olağanüstü bir durum var ve insanlar güvenlik sebebiyle kaçıyor. Keyfe keder köpek alıp bırakanlarla aynı şey değil bu. Ve ben eminim ki, insanların yaşam kalitesi konusunda her şeyi düşünen, yabancı ülkelerden gidenlerin ‘iyi yaşam cenneti’ olarak gördüğü, güvenlik ve haklar konusunda her şeyi bu kadar iyi dizayn eden Dubai, bu soruna da çözüm bulacaktır.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder