Diş macunu neden kutu içinde satılır?

08 Ağustos 2019, Perşembe 18:50
AA

Geçen gün bir farkındalık videosu izledim ve bugüne kadar hiç kafa yormadığım bir gerçekle karşılaştım…

Diş macunlarının karton kutu içine konulup satılması ne büyük israfmış gerçekten!

Alan Wurman, ‘Alan’s Theory’ isimli YouTube kanalı için çekmiş videoyu ve son derece basit bir soru soruyor:

“Diş macunlarını neden kutu içine koyarlar? Bu ürün dünyada, insanların 3’te 2’si tarafından her gün kullanılıyor. Kutu da, hem satan hem alan için ürünü daha maliyetli yapıyor. Üstelik kutuyu çöpe atıyoruz. Peki buradaki amaç ne?”

Hiçbir sebebi yok. Üstelik pek çok ürün ve kutusu için geçerli bir soru. Sadece Amerika’da her yıl 900 milyon, işe yaramayan kutu üretiliyor.

Asıl soru şu: Bunu kim değiştirebilir? İzlanda’da halk değiştirmiş mesela. Dünyanın en çevre dostu ikinci ülkesi.

Halk, tüketim ve atıklarla ilgili değişiklikler yapmış; yeni tüketici davranışları da şirketleri ve politikacıları değişiklik yapmaya zorlamış. Kutusuz diş macunu da buna dahil! Bu adada diş macunlarının yüzde 90’ı kutusuz satılıyor! Yani sorunun cevabı ortada: Biz değiştirebiliriz. O zaman ilk olarak, kutusuz satılan diş macunu var mı bakmalı, onu almalı, yoksa talep etmeliyiz. Bu fikri paylaşıp yaydığımız zaman değişimin olması da kaçınılmaz. Bu ara Kaz dağları, ormanlarımız, ağaçlarımız diye üzülüyoruz ya, gelecek için bu da anlamlı bir çaba değil mi sizce?

İMZA VERİN

Bu videoyu izleyenler, change org’da bir kampanya başlatmış bile. “Diş macunları karton kutusuz satılsın, ormanlar çöpe gitmesin” kampanyasına internet üzerinden imza verirseniz, daha güçlü bir ses çıkar. Kampanyayı şu an 110 bin 376 kişi imzalamış, hedef 150 bin kişi. Hadi!

PROFESYONEL ‘TEPKİCİ’YİZ!

Yukarıdaki yazıya biraz da şu sebeple yer verdim… İnsanlar yaşadıkları ülkelerde nelerle uğraşıyor, doğayı, dünyayı korumaya odaklanıp nasıl önlemler alıyor farkında mısınız?

İnsanız tabii, özeniyoruz.

Peki bizim ömrümüz nasıl geçiyor? Çocuklara dokunma! Kadına karışma! Ormana sahip çık! Eyvah diğer orman da gitti! Hayvana düşman olma! Ona özgürlük! Buna demokrasi! Şu olayı unutma! Hadi tepki göster! Hayır durun, siz kardeşsiniz!

Kedi, köpek, kadın, çocuk, hak, hukuk diye nefes nefese felaketten felakete koşarken profesyonel tepkici olduk!

Tepki göstermekten, tepki vermekten yorulduk, hayata bakamaz olduk… Bir olaydan diğerine koşarken helak olduk! Böyle yaşanır mı ya? Bütün bunlara toptan tepkiliyim arkadaş!

Televizyon dünyası 'The Loudest Voice’ta

Amerika’da TV dünyasının perde arkasını anlatan mini dizi ‘The Loudest Voice’su izliyorum bu ara, çok çok iyi.

Amerika’nın etkili haber kanallarından Fox News Channel’ın kuruluşunu, yükselişini, yakın tarihteki olaylar ekseninde anlatıyor.

Kanalın paranoyak yöneticisi Roger Ailes’ı Russel Crowe oynuyor. En şişko ve tanınmaz haliyle ve diziyi resmen omuzluyor. “Halka gerçekleri değil, duymak istediğini vereceğiz” yayın politikasıyla ve sadece kendi inandığı görüşlerle habercilik yapan Roger Ailes, tam bir korku imparatorluğu yaratıyor...

Obama’ya, demokrasiye, kendine itiraz edene, olmaz diyene düşman. Patronu Murdoch’a bile posta koyabiliyor, öyle manyak! Üstelik adamda tehdit, şantaj, taciz, her numara var. Kötü hırs nasıl fena bir şey, insanı ne hale getiriyor. İzleyin derim. 7 bölümlük dizi Digitürk’te ve üzerinde düşüneceğiniz çok malzeme veriyor.

BİR TAKIM GÜZEL ŞEYLER

■ Nişantaşı’ndaki kafe ve restoranların kaldırımların üzerini kaplayan, bakın kaldırıma taşan demiyorum, üzerini artık tamamen kaplayan bölümleri tek tek yıkılıyor. Geçen gün gittim, ortalık savaş alanıydı. İyi oldu, artık yüreyecek yer kalmamıştı.

■ ‘Hızlı ve Öfkeli’ serisinin yeni filmi sinemalarda... Abartının dibi ama bu serinin alameti farikası da bu! Soluk soluğa aksiyon arayanlara...

■ Yılın en merak ettiğim filmi, ‘Naim’. Eypio’nun Naim Süleymanoğlu için yaptığı şarkı çok iyi. Filmin fragmanı şarkının klibi olmuş; göz atın, çok etkileyici.

■ Sussex Düşesi Meghan Markle’ın tasarladığı İngiliz Vouge dergisinin eylül sayısı. Kapakta bizzat yer almak yerine değişim gerçekleştiren 15 kadına yer vermesi, Michelle Obama ile röportaj yapması çok hoş, çok önemli. Dergiciliğe heyecan katmış.

■ Vodafone Park’ta 14 Ağustos’ta oynanacak UEFA Süper Kupa’da kadın hakem Stephanie Frappart’ın düdük çalacak olması şahane... Erkekler kategorisinde final yöneten ilk hakem olarak tarihe geçecek. Bakalım bir kadının varlığı o sahaya nasıl yansıyacak, hafızalarda nasıl yer edecek? İzlemedeyiz...


Sıradaki haber yükleniyor...