Şirin SeverDoğanın koruyucusu Türkler!

HABERİ PAYLAŞ

Doğanın koruyucusu Türkler!

Yemin ediyorum, yurdum insanı bir başka… Dünyada eşi benzeri yok! Niye böyle dedim, anlatayım: Biliyorsunuz 1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde Depozito Yönetim Sistemi başladı. Bundan böyle Depozitosu Olan Ambalajlar yani DOA logolu cam, pet ve alüminyum içecek ambalajlarını makineye atan para kazanıyor. Nasıl oluyor bu? DOA uygulamasını telefonunuza indiriyorsunuz, biriktirdiğiniz logolu ambalajları götürüp makineye atıyorsunuz, kabul edilen her bir ambalajdan 1 TL kazanıyorsunuz. Kazanılan tutar ekrana yansıyor, bu tutarı istediğinizde anlaşmalı noktalarda alışverişlerde, isterseniz nakit olarak hesabınıza aktarabiliyorsunuz. Güzel sistem. Böylece insanların etrafı kirletmemesi, doğayı koruması mümkün oluyor. Ama bizim yurttaşlarımız çok alem…

Haberin Devamı

Doğanın koruyucusu Türkler

Daha önce umarsızca etrafa fırlattıkları bu atıkları dağ gibi biriktirip makinelerin önünde upuzun kuyruklar oluşturdular. İnsanlar poşetlerce plastik şişe biriktirmiş ya! O kadar komik ki; bir oda dolusu ambalaj biriktiren gördüm sosyal medyada. Hayır, ne zaman, nasıl biriktirdin o kadar plastik şişeyi hemşehrim? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum açıkladı: İlk gün 1.5 milyon şişe toplanmış; 2 günde 4.5 milyon. Bu ne duyarlılık, hey maşallah! Neyse çok iyi oldu; böylece insanlar etrafa fırlatmayacak o şişeleri, biriktirecek, hatta etraftan toplayacak, böylece çevre temizliğine de, aile bütçesine de katkı sağlayacak. Belki böyle böyle doğanın en büyük koruyucuları Türkler olur, ne dersiniz?

Doğanın koruyucusu Türkler

Şaka bir yana; bu geri dönüşüm ihtiyacını aylar önce yazmıştım; ‘insanları teşvik edecek bir depozito sistemi geri gelmeli’ diye. İnsanlara bir havuç verirseniz ancak, bu konuda duyarlı olurlar demiştim. Öte yandan plastik kumbaralarına ulaşmak çok zordu; her mahallede, semtte bulmak imkansızdı. Bazen günlerce evde biriktirmek zorunda kalıyordum kendi adıma, atacak yer bulamıyordum ya da taşıyamıyordum. Özellikle bu plastik atıklarla yapılan bir çocuk parkı gördükten sonra, tek bir plastik kapağı dahi, çöpe atamaz olmuştum. Sanırım artık DOA logolu içecek satan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafeler aynı zamanda depozito noktası olarak hizmet veriyor, demek ki işler kolaylaştı.

Haberin Devamı

Doğanın koruyucusu Türkler

MİYAVLAYARAK UÇAN MARTILAR

Uzun süredir deniz üzerinde değil, şehir yaşamının içinde rastlıyorum martılara… Kafelere, bahçelere, balkonlara tünüyorlar, hatta onları balkondan besleyenler bile var. Bir de enteresan şekilde kedi gibi sesler çıkarıyorlar son zamanlarda. ‘Ne oldu bu martılara, niye ayarları bozuldu?’ diye düşünürken, Milliyet’ten Eren Koca’nın haberini gördüm. Hislerime tercüman olmuş ve “Bir zamanlar denizde balık avlayan martılar, neden kedi maması otomatının önünde miyavlayarak beklemeye başladı?” sorusunu uzmanlara sormuş. Cevap şöyle: “Deniz ekosistemindeki değişim yüzünden doğal ortamlarında besin bulmakta zorlanan martılar, hayatta kalabilmek için şehirlere ve sokak hayvanlarının beslenme alanlarına yöneldi. Kuru ve yaş kedi-köpek mamaları, et ve balık türevleri içerdiği için güçlü kokuları var. Bu sayede de martılar bu besinleri kolayca fark ediyor…” Şimdi anladım apartmanın tepesinde deli gibi miyavlayarak uçan martıları! Dahası var; şehirde doğan martılar, denizi hiç bilmiyormuş. Klasik deniz kuşu davranışlarını öğrenemiyor, o yüzden çöp konteynırlarının peşine düşüyormuş. Onlar için doğal yaşam, artık şehir olmuş. Gördüğünüz gibi doğa bozuldukça, her şey bozuluyor. Miyavlayan martı görürseniz şaşırmayın yani.

Haberin Devamı

Doğanın koruyucusu Türkler

EĞLENCE TERÖRİSTLERİ BUNLAR!

Kerimcan Durmaz’ın videosunu izledim… Sahnede işini yaparken suratına konfeti patlatıyorlar, o da can havliyle bunu yapan seyirciyi tartaklıyor. İyi de yapıyor. Ama sonra özür mahiyetinde bir video yayınlamak zorunda kalıyor. Ne acı şey değil mi zulmedenden özür dilemek? İşte böyle bir devirde yaşıyoruz maalesef. Demek ki milletten ‘yakışmadı’, ‘seyirciye bunu yapmaya hakkı yok’ tadında tepkiler aldı ki, o da çıkıp kendini açıklamak zorunda kaldı. Diyor ki; “O grup beni bütün gece çok fazla rahatsız etti, o gördüğünüz an son raddesiydi bendeki. Yakın mesafeden konfeti patlattılar, ben eğilip onları uyarmak isterken, diğeri yakın mesafeden yeni bir konfeti patlattı gözüme. Çok canım yandı. Olmaması gereken bir şeydi tabii ki ama böyle bir tepki vermek zorunda kaldım. Seyircime bunu yapacak biri değilim ama herkesin bir sınırı var…” İzledim yapanları, olacak şey değil. Adamın verdiği tepki çok normal ve haklı. E niye özür diletiyoruz bu adama? Yapanı niye kınamıyoruz? Yok mu bir terslik bu işte? Ben olsam, üzerlerine uçardım herhalde. Kerimcan Durmaz’ı hiç izlemedim, tanımam hatta daha önce eleştiri dolu yazılar bile yazmıştım hakkında ama bu; bir haksızlığa ve ayıba ses çıkarmama engel değil. Sahnedeki insanı rahatsız etmek yeni moda oldu. Maalesef bu görgüsüz, kendini bilmez, parayı sonradan bulmuş seyirci sadece sahnedekini rahatsız etmiyor, seyirciyi de ediyor. İnsanlar para vermiş, zamanını ayırmış, ne hakkın var onlara da geceyi zehir etmeye? Bu eğlence teröristleri yüzünden bir de çıkıp mağdur olan mı özür dileyecek? Yemin ederim her şeyin ayarı kaçtı… Eğlenmeyi bilmeyen çıkmasın, saçmalayan cevabını alsın, geri kalanlar da karışmasın artık her şeye. Valla yeter artık.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder