bakalım… 90’lar Televole yıllarına geri dönüyoruz! Niye böyle diyorum? Mehmet Ali Erbil şova hazırlanıyormuş çünkü! ‘Hayatım Yalan’ isimli tek kişilik tiyatro oyunuyla sahnelere dönüp, hayatından kesitleri anlatacakmış. TikTok’ta garip garip şeyler yapmasından iyidir! Öte yandan… Mehmet Ali Erbil deyince, kadınlardan bahsetmemesi mümkün değil; malum, yılların çapkını. Zaten böyle bir oyun söz konusu olunca, ‘hayatındaki kadınları anlatacak’ dedikoduları da aldı başını gitti. Geçen gün bir basın toplantısı yapmış, bu söylenenlere ilk ağızdan açıklık getirmiş. Şöyle diyor: “Sevgililerimi, eşlerimi, hayatıma giren kadınları anlatmak 1.5 saatlik oyuna sığar mı? Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Anlatacak olsam, 2 sezon 78 bölüm dizi olur, adı da belli: Aşkı Memnu. Yani alan memnun, Mehmet Ali memnun. Yapımcımıza söyledim; ‘Madem herkeste hayatıma giren kadınları anlatacağım yönünde beklenti var, ters köşe yapalım, hiç kadınlardan bahsetmeyelim’ dedim. Ne dese beğenirsiniz? ‘Peki ne anlatacaksın o zaman?’ dedi. Ayıp be! O kadar tiyatro geçmişim var, sinema geçmişim var, televizyonlardan aldığım ödüller var, bana diyor ki ‘Kadınları anlatmazsan ne anlatacaksın?’ Dedim, ‘Ebeni anlatacağım’, ‘O da kadın abi’ dedi. (Gülüyor.)

Sonunda teslim oldum, oyunun yüzde 80’inde hayatıma giren kadınları anlatıyorum. Allah’tan erkek girmedi…” Harika değil mi? Daha önce de yaptı bunu, olur olmadık her yerde hayatına giren kadınları anlattı. Çapkınlığını, kadınları aldatışını, elinin kiri deyip geçişini, genç kadın sevdiğini, yaş skalasının 30-32’ye çıktığını falan komiklik süsüyle bütün topluma yedirmeye çalıştı yıllarca. Çoğu zaman ‘Mehmet Ali Erbil’dir, ne yapsa yeridir’ dedik, dinledik, güldük geçtik söylediklerine, yaptığı şakalara… Ama yıllar geçiyor, o hâlâ aynı şeyleri anlatıp duruyor. İşte yine yapacakmış. Her biri başka hayatlara savrulmuş, belki evli, belki anne, belki sevgilisi var ama o sahnede her birini diline dolayacak yine. Bunu her yaptığında kızdım, o kadınlar adına üzüldüm ve erkeklerin çapkınlıklarını gururla anlattığı bu 90’lar kafasından bıktığımı yazdım, yine yazıyorum: Yetmedi mi ya? Hiç mi söyleyecek yeni bir şeyiniz yok? Mesela hayatımıza sosyal medya girdi, dijital platformlar girdi, başka başka insanlar/ meslekler girdi, başka başka gündemler var artık, yaş aldık, büyüdük. Hâlâ Televole gündeminde kalmak normal mi? Kendi adıma hiç merak etmiyorum, izlemeyi de düşünmüyorum malum oyunu. Buna alkış tutanları da kınıyorum.

ÇOCUKLARA KÖTÜ ÖRNEK OLMAK…
Bakın bir başka garabet açıklama… Murat Övüç, Manifest’in sahne kostümlerinden dolayı çocuklara kötü örnek olduğunu söyledi. Haberi okurken ağzımdaki çayı püskürttüm! Üstümü temizledikten sonra döndüm, tekrar okudum. Saygıdeğer sanatçı Övüç diyor ki; “Biraz iyi örnek olmamız lazım. Herkes Manifest eteği giyiyor, bizim sitede de görüyorum, kız daha 11 yaşında çok afedersin ortada her şey. Özeniyor evlatlar. Maalesef ki onlar gibi olmak istiyor. Herkes elinde mikrofon, ben Manifest’in şu kızıyım falan diyor…” Evet konuşma böyle. Sormak isterim kendisine; bir erkeğin kadın gibi giyinmesi çocuklara kötü örnek olmuyor mu peki? Yahu insanda biraz izan olur, ‘Şu noktada susayım, bana düşmez’ der. Ama yok, her şey birbirine karışacak ille de, bu konuda konuşacak en son kişi çıkacak ahkam kesebilecek. Bir deneyde miyiz biz ya, ne yaşıyoruz gerçekten?
MASALARDA İPHONE, AJDA VE YAZ VAR

Bu ara çeşit çeşit masalarda oturuyorum, farklı kesimlerden insanlarla sohbet ediyorum. Ama her masada değişmeyen sohbetler ve konular var. Onlar ne mi? Sıralıyorum:
Yaz bitti, inanamıyorum, ne kadar hızlı geçti! Herkesin ağzında istisnasız bu cümle var, kimse geçen yazdan memnun değil anladığım kadarıyla.

Iphone’un yeni katlanabilir telefonu ve fahiş fiyatı tabii ki… Yıllardır beklenen bu telefon sürpriz olmadı çünkü katlanabilir bir telefon haberi zaten cepteydi. Fakat bu telefonun Türkiye’de 200 bin TL civarından başlayan fiyatı, 350 bin liraya kadar çıkıyor. Haliyle herkesin dilinde, “Bir telefonun vergisi, telefonun kendisinden pahalı olur mu ya?” hayreti ve bunun üzerine yapılan geyikler var. Var da ne oluyor? Ben size söyleyeyim; her şeye rağmen yakında herkesin elinde bu telefonu göreceğiz, net bilgi. Çünkü biz uslanmayız!
Gösterişli ve şaşalı hayatı bir anda fos gibi solan ‘Vanlı Kara Haydar’ ve benzerleri… Herkes hayretler içinde birbirine anlatıyor bu palavra hayatları. Hatta biri şöyle dedi masada; “Düz yolda yürümeyi bilmeyen yamukların, hayasızlık ve pervasızlık yaparak ünlü olduğu bir dönem.” Çok doğru. Ve bu dönemde yaşamak de bize kaldı maalesef!
Nilüfer, Sezen ve Ajda’nın kısır partisi… Nilüfer bir röportajında; Ajda Pekkan ve Sezen Aksu ile kısır ve zeytinyağlı sarmaların yer aldığı beş çayında bir araya geldiklerini anlattı ya, herkes ‘Ah orda olmak vardı’ diye başlıyor sohbete. Fakat geyikler, öyle bir ortamda bile Ajda Pekkan’ın sadece yeşil elma yemesine gelince bi’ duruyor! Kadın resmen iradeden yapılmış. Herkes ondaki disipline şapka çıkarıyor. En son Harbiye konserindeki görüntülere de atıf yapılarak, alkışlarla sohbetler bitiyor. Ajda Pekkan böyle bir ikon işte, yıllar geçse de hakkında konuşmalar bitmiyor.
