Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı 2-0 yenerek Süper Kupa’yı aldığı ve iki takımın yağmurluk seçimlerinin bolca tartışıldığı o unutulmaz akşam; Dubai- Fenerbahçe Beko basket maçını izlemek için gittiğim Dubai’den dönüyordum... Biz parkede maçı kaybettik ama hem futboldaki başarı, sonrasında da Fenerbahçe Basketbol Kadınlar Ligi’nde kupa alan kızlar sayesinde sevinebildik neyse ki. Bu arada Dubai’de basket maçı izlemek heyecanlı ve ilginçti. Nedenine gelince… ‘Dubai Basketball’ takımı çok yeni; 2023’te kurulmuş. Adriyatik Ligi’nde (ABA League) oynayan takım, Dubai Emirliği’nin stratejik hamlesiyle geçen yıl ilk kez Avrupa basketbol ekosistemine giriş yapmış. Bu yatırımın arka planında da devasa bir turizm vizyonu yatıyor.
Dubai Coca-Cola Arena’da oynanan maçlar için Sırbistan’dan, Yunanistan’dan ve İspanya’dan binlerce basketbol tutkunu Dubai’ye akın ediyor. Bir grup gazetecinin, DET yani Dubai Ekonomi ve Turizm Depertmanı’nın davetlisi olarak Dubai- Fenerbahçe Euroleague maçını izlemek için davet edilmesi de bu çabanın ürünü. İşte vizyon budur! Maça gelirsek… Dubai takımı çok iyiydi, çok da iyi mücadele ettiler ve kazandılar. Ama salonun çoğunluğu Fener taraftarıyla doluydu. Biz maçta Fenerbahçe’yi tuttuk elbette ama Dubai basketbol takımının sezon başında transfer ettiği Sertaç Şanlı’ya da kayıtsız kalamadık. Bu coğrafyaya transfer olmuş ilk basketçimiz kendisi. Dahası, eski takımına karşı oynadı ve konuşmamız bir nevi şarttı.
Dubaili Sertaç’ın o sorusu: ‘Biz ev sahibiyiz, değil mi?’
Maçın hemen ardından 2.12’lik boyuyla Sertaç’ın yanındaydım; sordum:
Eski takımına karşı oynamak nasıl bir duygu? Tabii ki duygusallık oluyor ama maç başladıktan sonra o duygusallığa yer kalmıyor, profesyonel olmak zorundayız. Öbür türlüsü sahaya kötü yansır. İşimi yapıyorum.
Dubai’de nasılsınız? Alışık değiliz Türk bir oyuncunun burada olmasına… Doğru, burası basketbola biraz yabancı bir coğrafya. Basketbolu yaymak, Euroleague’de olmak için çalışılıyor, ‘nasıl daha iyi var oluruz’ diye emek veriliyor. Bir heyecan var, herkes çok istekli.
Salonda Fenerbahçe ağırlıklı bir seyirci vardı; ne düşündünüz? Sordum zaten; “Biz ev sahibiyiz değil mi?” diye (gülüyor). Çok güzeldi ama.. Fener taraftarı her yerde takımını çok güzel destekliyor. Böyle bir atmosfer olacağını tahmin ediyordum.
Dubai’ye alıştınız mı? Alıştım ama o kadar çok seyahat var ki maçlardan dolayı, Dubai’de çok vakit geçiremiyoruz.
Bu coğrafyada basketçi olmanın artıları eksileri var mı? Cidden yok, şu an Fenerliler İstanbul’da nasıl bir hayat yaşıyorsa, ben de burada aynı şekilde yaşıyorum. Hava sıcak, bir tek o var. (gülüyor)
DUBAİ YENİ ‘LONGEVİTY’ MERKEZİ
Dubai’nin yeni vizyonuna gelirsek… Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı (DET); bu şehri küresel bir ‘Longevity’ (uzun ömür), spor ve sofistike bir gastronomi merkezi olarak tanımlıyor. Yani bu şehir sadece dünyanın en yüksek binalarının, güneşlenmenin merkezi değil. Küresel vatandaşların ‘iyileşmek, yenilenmek ve yaşamak’ için tercih ettiği bir bölge olarak yeniden tasarlanıyor. O nedenle Dubai’nin, dünya genelinde 7 trilyon doları aşan wellness ekonomisine yaklaşımı, klasik SPA turizminden çok daha bilimsel bir temele oturuyor.
Longevity (Uzun Ömür) Stratejisi: Son bir yılda, DNA analizine dayalı beslenme, hiperbarik oksijen tedavileri, kök hücre terapileri ve IV (damar içi) vitamin kürleri sunan kliniklerin sayısı yüzde 40 arttı. Devlet, bu merkezlere özel serbest bölge teşvikleri tanıdı.
Mental Detoks ve Uyku Turizmi: Oteller artık yatak konforunu satmakla yetinmiyor; ‘uyku kalitesi’ni pazarlıyor. Odalardaki sirkadiyen ritme uygun aydınlatmalar, yastık menüleri ve melatonin tetikleyici ikramlar standart hale gelmeye başladı. SIRO One Za’abeel mesela... Kerzner International tarafından açılan bu otel, konaklamadan çok, bir ‘performans laboratuvarı’ gibi çalışıyor. Misafirlerin uyku verileri takip ediliyor, odalarında özel ‘iyileşme’ alanları bulunuyor. Bu da, Dubai’nin ‘yenilenmek’ mottosunun en somut örneği.
‘DÜNYANIN EN AKTİF ŞEHRİ'
Dubai Spor Konseyi’nin ‘Dünyanın En Aktif Şehri’ vizyonu, 2025 yılında sözde kalmadı ve somut rakamlarla tescillendi. Şehir, spor turizmini sadece büyük turnuvalara ev sahipliği yapmak olarak görmüyor; bizzat şehrin kendisini dev bir spor sahasına dönüştürüyor. Bu stratejinin amiral gemisi olan Dubai Fitness Challenge (DFC), geçtiğimiz yıl katılım rekoru kırdı.
Şeyh Hamdan’ın ‘30 gün boyunca, günde 30 dakika spor’ çağrısına kulak veren 2.73 milyon kişi, şehri dev bir antrenman sahasına çevirdi. Bu, neredeyse tüm nüfusun harekete geçtiği anlamına geliyor. Etkinliğin finalindeki ‘Dubai Run’ ise Şeyh Zayed Yolu’nu trafiğe kapatarak tarihi bir ana sahne oldu. Dünyanın en geniş otobanlarından birinde, gökdelenlerin gölgesinde koşan 278 binden fazla sporcu, Dubai’nin en kapsamlı etkinliklerinden birine imza attı.
Şehir planlaması, yaya ve bisiklet dostu hale getirildi. Böylece Dubai kışın bisiklet takımlarının antrenman üssü haline geldi ve ‘bisiklet turizmi’ adı altında niş pazar oluşturuldu.
Şehir, sadece büyük turnuvaları değil, padel tenisten krikete kadar amatör spor turizmini de domine etmeye başladı. Spor etkinliklerinin Dubai ekonomisine katkısı yıllık 9 milyar Dirhem seviyesini aştı. Dubai, 2024 yılını 18.72 milyon uluslararası ziyaretçi ile kapatarak tüm zamanların rekorunu kırdı.
