‘Eğlence’yi telefona taşıma ısrarı niye?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, teknolojinin hayatı kolaylaştırmak için vaadettikleri, bir anda hayatı karartabiliyor.

Hacker’lardan söz ediyorum, yani sanal korsanlardan.

Sosyal medya hesabı ele geçirilen ve özel fotoğrafları ortaya saçılan ünlüler kervanına, oyuncu Berk Oktay ile eşi Merve Şarapçıoğlu da eklendi.

Çiftin eğlence ya da fantazi olsun diye çekilmiş kareleri elden ele dolaşıyor.




O yüzden bundan çıkarılacak dersler var...

Dolandırıcıların, hacker’ların kol gezdiği, özellikle ünlülerin hesaplarını ele geçirmek için olmadık yöntemlere başvurduğu şu dönemde; telefonların hiç de güvenli olmadığını niye anlamıyor, hesaba katmıyoruz?

Yaşanan onca vakaya rağmen, bu ‘eğlenceli’ fotoğrafları çekmek, hatta fotoğrafları telefonda tutmayı ben bir türlü anlamıyorum...

Üstelik avukatları, Berk Oktay’ın bu sanal korsanlarla ilgili olarak daha önce de suç duyurusunda bulunduğunu açıklamışken.

Belli ki kafayı bu çifte takanlar var.

O zaman önlem almamakta ısrar etmek niye?

İkinci lafım bu fotoğrafları yayınlayanlara: Pes size!

Hacker’ların bir karı kocanın hayatına tecavüz edip özel fotoğraflarını ortaya saçması, sizin de bunu yayınlamanız amma büyük gazetecilik başarısı! Kötü niyetli insanların ekmeğine yağ sürün ve bir gün sizin de başınıza gelebileceğini gözardı edin, gerçekten aferin.

Ruhumuz kanser olmasın!

Lenfoma kanserini yenen Fatih Erkoç, hastalık sürecinde yaşadıklarını ‘Avuç İçi Kadar Mutluluk Yeter’ isimli bir kitapta anlatmış. Kitap adı, şarkılarından birinin adı aynı zamanda. Şarkıda bu sözlerin anlamını kavrayamamış olabiliriz belki ama kitapta çok güzel anlatmış Fatih Erkoç. Avuç içi kadar mutluluk öyle önemli ki...




KENDİMİ KAHRETTİM!

“Yıllarca işlerimi stres içinde yapmaya çalıştım. Her şeye sinirlenip kendimi kahrettim, sonunda da kanser oldum” derken, herkese öyle net mesaj veriyor ki aslında. Şu hızlı hayatlarımızın içinde; hırsların, yarışların eşliğinde kendimizi kahredip yaşıyoruz, her şeyi kafamıza takıyoruz, her şeyi dert ediyoruz, hoşumuza gitmeyen her şeye öfke kusuyoruz. Ama Fatih Erkoç ‘sakin olun’ diyor, ‘dert etmeyin, kendinize dert yaratmayın’. Başka bir şey daha diyor: “En ölümcül kanser, ruh kanseri bence...

Kötü kalpli insanların ruhlarının kanserli olduğunu düşünüyorum. Kanser vücuttan atılır ama o kötü hücreler atılmıyor.” Bayıldım söylediklerine...

Ruh kanseri gerçekten tedavi edilmiyor, üstelik kişi sadece kendisine değil, etrafına da zarar veriyor. İnsanların başkaları ile ilgili sarf ettikleri öfke dolu cümlelere, ölen insanların bile ardından yazılan hadsiz, kötü yazılara bakın ve söyleyin: Şu toplumdaki en yaygın kanser türü, sizce de ruh kanseri değil mi?

BİPOLAR MART!

Serseme döndük gerçekten...

Bir sabah güneşli havaya uyanıyorsun, sokakta bile üzerindeki her şey fazla geliyor atıveriyorsun. Bir sabah ise kışa uyanıyorsun.

Mart bu, hep böyle. Usandırıyor, hasta ediyor, bezdiriyor, depresyona sokuyor, bıktırıyor resmen. Ruh halindeki aşırı değişiklikler tıpta ‘Bipolar’ hastalığı olarak adlandırılıyor ya, Mart’a da bipolar benzetmesi yapmışlar Twitter’da.

“Mart kendini bipolor gibi yapmaktan vazgeç, bitti artık kış! Kabul et ve ısın lütfen, bu ne hal böyle!!” demiş biri.

Aşırı doğru değil mi?  

BAŞINA GELİNCE EMPATİ KURMAK

 Popstar 2018’in yarışmacılarından Arzu Coşkun sabıkalı çıkmış. Bu yarışmacıya “Hayatta herkesin başına gelebilir” diyerek Deniz Seki sahip çıkmış...

Ne güzel yapmış deyip geçeceğim ama…

Deniz Seki 12 yıl önce jüri üyeliği yaptığı ‘Popstar’da; cezaevinde yattığı ortaya çıkan yarışmacı Bayhan’a “Bir popstar cinayet işleyemez, hapse giren adamdan sanatçı olmaz” dememiş miydi?

E sormak farz oldu: Sadece cinayetten hapis yatanlar mı popstar olamaz?

Kendisi hapis yatınca başka hapis yatanlarla empati kurmayı mı öğrendi?

‘Herkesin başına her şey gelebilir’ fikrine ikna mı oldu?

Artık hapis yatanlar da popstar olabiliyor mu?

Şunu demeye çalışıyorum: İnsanın başına hayatta öyle şeyler geliyor, insanın söyledikleri dönüp dolaşıp söyleyeni öyle bir vuruyor ki...

Gün geliyor, o büyük büyük konuşmalarının hepsini tek tek yutmak zorunda kalıyorsun. Ve bunu ancak başına gelince anlayabiliyorsun....

Yazarlarımızdan

03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:01
03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder