Şirin SeverGenç kadınlar Sabancı Vakfı ile geleceğini kuruyor...
HABERİ PAYLAŞ

Genç kadınlar Sabancı Vakfı ile geleceğini kuruyor...

1990’larda İngiltere’de ortaya çıkan bir kavram var… Kısaca NEET deniliyor (Not in Employment, Edication or Training) ve ne eğitimde, ne istihdamda yer alan kadınları anlatıyor. Eğitimde ve istihdamda yer almayan kadın sayısının dünyada büyük bir problem olmasından yola çıkarak ortaya atılan bu kavram, Türkiye’ye de ilham vermiş görünüyor. Geçtiğimiz perşembe Sabancı Vakfı’nın bir toplantısındaydım...

Güler Sabancı ve Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, kadınlar yararına şahane bir girişimin duyurusunu yaptılar; ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar’ı anlattılar. Türkiye’de 3 milyon 554 bin genç kadının ne eğitimde ne istihdamda yer almadığı gerçeğinden yola çıkarak; bu genç kadınların sorun ve ihtiyaçlarını görünür hale getirmeyi, bu sorun ve ihtiyaçların karşılanması için mekanizmalar oluşturmayı amaçlıyorlar.

Genç kadınlar Sabancı Vakfı ile geleceğini kuruyor...

Proje sayesinde bu genç kadınların güçlenmesini sağlayarak, toplumsal ve ekonomik hayata katılımlarını artırmayı hedefliyorlar. Peki bu çalışmaları nerede ve nasıl hayata geçiriyorlar? Pilot iller seçilmiş; Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Mardin, Trabzon ve Van. Ve bu illerde saha araştırmaları, mesleki beceri eğitimleri, farkındalık eğitimleri, hibe programları gibi çalışmaları hayata geçirmeye hazırlanıyorlar.

En güzeli de bu proje için bir ‘Dijital Fırsatlar Haritası’ oluşturulması. Bu haritada online eğitimlerin yanısıra özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının eğitim, staj ve istihdam fırsatlarına yer verilecek. Projeyi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işbirliğinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) da destekliyor.

Güler Sabancı, konuşmasında “İki yıl süren detaylı araştırma ve ön hazırlık süreci sonucunda Türkiye’de dönüşüm başlatacak bir etki projesi gerçekleştirme hayaliyle yola çıktık” dedi. Umarız bu hayal gerçekleşir, daha çok kadının eğitimde ve istihdamda yer alması sağlanır. Emeği geçenleri kutlamak gerek, şahane bir girişim.

NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA... ÇÜNKÜ AİLE KARARI BÖYLE!

Bu noktada bazı rakamlardan bahsetmek lazım…

  • TÜİK verilerine göre; Türkiye’de 18-29 yaş aralığında ne istihdamda ne eğitimde yer alan genç sayısı 5 milyon 298 bin. Bu sayı içindeki genç kadınların sayısı ise 3 milyon 554 bin. Yani NEET grubu içinde kadınlar, çarpıcı şekilde daha büyük paya sahip. Türkiye genç NEET kadın oranında Avrupa Birliği ülkeleri içinde birinci, OECD ülkeleri içinde ikinci sırada yer alıyor.
  • Sabancı Vakfı’nın NEET grubunun ihtiyaçlarını daha iyi anlamak için 500 genç kadın üzerinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre; eğitimde ve istihdamda olmama durumu çoğunlukla aile kararına bağlı.
  • Evlilik ve çocuk bakımı, kadınların iş hayatında olmamasının en temel nedeni.
  • Her 5 evli kadından biri, eşinin istememesi nedeniyle işinden ayrıldığını belirtmekte.
  • Kadınların yüzde 60’ı, daha önce herhangi bir mesleki beceri kursu ve sertifika programına katılmamış.

KADİR İNANIR İLE BİR BALIKÇI GECESİ

Kadir İnanır… Türk Sineması’nın devi. Çizgisini hiç bozmamış, hem karakter hem mesleki ağırlığı olan, politik olarak durduğu yere de çok saygı duyduğum bir sanatçı. Karşısında titrersin. Kolay değildir öyle soru sormak falan. Ama biz 10 yıl kadar önce tadına doyulmaz bir röportaj yapmış, birbirimizi tanımıştık.

Onca yıl sonra tekrar yan yana düştük bir balıkçı masasında. Kadir İnanır’la marka yüzü olduğu Armis Yatak’ın basın yemeğinde buluştuk. İyi gördüm onu. Geçirdiği rahatsızlığın ardından süzülmüş ama karizması yerinde maşallah. Yine kaşını havaya kaldırdı mı muma çeviriyor etrafındakileri. Eee, kolay değil Kadir İnanır olmak, bilen bilir. O yüzden merak ettim ve Armis Yatak’ın sahibi Tolga Batallı’ya sordum yekten: “Kadir İnanır’a bu teklifi sunarken çekindiniz mi hiç?” “O bir işe inandı mı gereken neyse onu yapıyor” diye cevap verdi ve Kadir İnanır reklamlarının satışları nasıl arttırdığından bahsetti.

O geceki yemek de bunun kutlamasıydı zaten. Kadir İnanır da “Bunca yıllık emek verdiğim işte sınavı geçmişim demek ki, mutluluk duydum” diyerek reklam sektörüne bakışıyla ilgili konuştu: “Ben tanıtımını yaptığım ürüne kitlelerin rahatlıkla ulaşabilmesini isterim. Herkesin ihtiyacı var mı, ulaşılabilir mi? Mesela bu masadakiler, (lüks bir otomobilin adını veriyor) sahibi olsaydı, bir de yalı verseydi bana, beni yine de reklam filminde oynatamazdı.

Genç kadınlar Sabancı Vakfı ile geleceğini kuruyor...

Ürüne bakarım ben! Bu benim yedinci reklam filmim. Şükürler olsun ki, hiç kötü geri dönüş olmadı. Oynadığımız işler, koruduğumuz değerleri taşıdığı için hiç eleştiri almadık.” Kadir İnanır’ın “patronum” dediği Batallı, usta oyuncu ile iki yıllık anlaşmaları olduğunu; mayısa doğru ikinci reklam filmini, sene sonu da üçüncü filmi yayınlayacaklarını söyledi.

YATAKTA BİRTEK KADINLAR MI YATIYOR?

Kadir İnanır’ın keyfi yerindeydi… Çekimlerde kadın bir yönetmenle çalıştığını, onu çok takdir ettiğini belirtti ve setteki anılarını da anlattı ara ara. Yönetmenin çekimler için kendisini çağırırken “Sizi yatağa alalım Kadir Bey” dediğini, onun da cevaben “Öyle kolay mı Kadir İnanır’ı yatağa almak” sözleriyle kendisine takıldığını anlattı gülerek.

Bu arada malum, yatak reklamları havada uçuşuyor. Her birinde de ünlü kadınlar oynuyor. İnanır’a da “Reklamlarda hep kadınlar oynatılıyor” diye sorulunca, şöyle cevap veriyor: “Kardeşim yatakta bir tek kadınlar mı yatıyor?” Net ve şahane cevap! Peki Kadir İnanır dönmek istiyor mu setlere? “İstemez olur muyum?” diye cevap verince ekliyorum hemen: “Yoruldum, zor artık demiyor musunuz?” “Yok canım, olur mu öyle şey? O zaman emekli olmam lazım.

Hikayeyi bul da, bakalım zorluk falan kalıyor mu?” diyor. Madem pası aldım, devam: “Nasıl bir hikaye istiyorsunuz?” İşte tam da Kadir İnanır cevabı: “Temel sorunlarımız var bizim. Aklına ne geliyorsa… Onlardan biri olursa oynarım ancak. Neyse o sorun, filmde sorunun varlığı tespit edilecek, tartışılacak, becerebiliyorsak ortadan kaldırılacak, her şey güzelliğe dönüştürülecek. Sonu trajedi de olabilir ama işlediğimiz konu yeter ki iz bıraksın.”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder