
Bir kitap geçti elime... Adı, ‘Gerçek Kral Tanju Çolak’. Evet tahmin ettiğiniz üzere; beş kez gol kralı olan, Avrupa’da en çok gol atan oyuncu olup ‘Avrupa Altın Ayakkabı Ödülü’nü kazanan Tanju Çolak’ın çocukluk yıllarında başlayan futbol hayalini ve efsane futbol hayatını anlatıyor. Yazan da bizzat kendisi. “Kahraman olmak için uçmak gerekiyorsa, o iş benim uzmanlık alanım” diyor kapakta. Bu cümleye ve kitabın adına bakınca, “Fazla büyük cümleler” dedim ama sayfaları çevirince de, çok sempatik bir kitapla karşı karşıya kaldım. 6-9 yaş grubu çocuklar için duvar yazısı tadında yazılmış, karikatürlerle süslenmiş, kolay okunan, neşeli bir kitap olmuş. Öncelikle Tanju Çolak’ı bu seçiminden dolayı tebrik ederim. Zira nehir söyleşi yaptırabilirdi, uzun uzun hayatını anlatabilirdi ama daha işlevsel ve tatlı bir anlatım seçmiş. Yazdıklarına gelirsek... “Her çocuk kahraman olmak ister. Dünyada en iyi yapabildiğin şeyi bulup onu herkesten iyi yaparsan zaten kahraman olursun. Kahraman olmak için illa olağanüstü güçlere sahip olmana, pelerin takmana ya da uçabilmene gerek yok” diyerek başlıyor hikayeye ve ekliyor: “Kahraman olmak için uçmak gerekiyorsa o iş, benim uzmanlık alanım. Rekorum bile var, tam 6 saniye! Bu rekoru kırabilmek için çok çalıştım. Hatta akıl almaz bir yol buldum. Önce zinciri tavana astım, ucuna da kağıttan bir top bağladım. Bu sayede kafa antrenmanı yaparak havada durabildiğim süreyi epey uzatmayı başardım...” Futbol antrenmanlarına bu şekilde başlayan küçük Tanju; dedesinin onun için başka hayalleri olduğundan da söz ediyor. Yazları Samsun Bafra’daki köylerinde, karpuz tarlasında çalıştığını ama bu anları bile antrenmana çevirdiğini şöyle anlatıyor: “Olur da dedeniz bir gün size karpuz taşıtırsa, aklınızda olsun: Ya atan olursunuz ya da tutan. Yani ya kaleci olursunuz ya da golcü! Benim hayalim de on numara golcü olmaksa, bu işe karpuz atarak başlamalıydım. Alın size doğal antrenman!”

EFSANELER BÖYLE DOĞAR
Tanju Çolak, zirveye uzanan yolculuğunda başka neler yaşamış peki? İşte anlattıklarından minik detaylar:
- Bizimkiler adımı Tanju koyarken, Tanju Korel gibi bir çocuk olmamı hayal etmiş. Galatasaray Lisesi’ne girecek kadar başarılı bir öğrenci, yurt dışında üniversite eğitimi alacak kadar okul aşığı. Bu konuda ona benzediğimi söyleyemem ama en büyük ortak yönümüz öğrenci olduğumuz zamanlarda onun da futbola gönül vermiş olması.
- İyi topu olan bir çocuk iyi futbolcu olamaz. İyi futbolcuların topu değil, topu olan arkadaşları vardır! Çünkü futbol, iyi topu olan şeker çocuklara göre değildir.
- Annem uyumadan önce sütün içine yumurta kırıp biraz da bal katarak içirirdi. Bu sütü içince, sanki kemiklerim anında güçleniyordu.
- Bir gün Çiftlikspor Teknik Direktörü Ramazan Abi, bizim sahaya gelip oynayanları izledi. O gün şov yapma zamanıydı benim için. Yarım voleler röveşatalar havada uçuştu, Samsunspor ile maçları vardı ve beni çağırdı. O gece uyuyamadım...
- İlk transfer ödülüm kocaman bir pasta ve sarı kolaydı. Futbolcu transferi için biraz ilginç görünse de, benim için sadece futbol oynayarak kazandığım ilk şeydi. Dünyalar benim olmuştu.
- Futbolun kralı olmayı planlıyorsanız, akılda kalan vuruşlarınız kadar unutulmayacak bir de imajınız olmalıydı. Şortum ve şapkamla karizmatik bir duruş yarattım. Efsaneler böyle doğar. Hayatınızın ilk transferini yaşamışsanız, biraz havalı görünmek de şarttı. Kitabın devamında, bütün hayali Galatasaray’a transfer olmak isteyen bir çocuğun azmi, hayallerini nasıl gerçeğe dönüştürdüğü ve hayat dersleri var. Minik okurların hayallerine dokunmak isteyenlerin haberi olsun istedim.

SIRADIŞI BİR TECRÜBE: 'BEYAZ TAVŞAN KIRMIZI TAVŞAN'
Yeni sezon izleneceklerle dolu... Hele biri var ki; merakla bekliyorum ben de. ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ (White Rabbit Red Rabbit). İranlı yazar Nassim Soleimanpour’un kaleme aldığı oyunda, oyuncu metinle ilk kez sahnede karşılaşıyor. Ne prova var, ne yönetmen, ne tekrar. Seyirci derseniz, zaman zaman oyunun parçası haline geliyor ama bu doğaçlamaya şahitlik ediyor. Her temsilde de farklı bir oyuncu rol alıyor. Tüm gösterimler tek sefer oynanıyor. Oyun, her oyuncuyla başka bir şekilde var oluyor. Oyunu sadece bir kez oynayan oyuncu, asla sonraki oyunculara ipucu veremiyor. Müthiş heyecanlı değil mi? Uluslararası festivallerin gözdesi olmuş bu oyun, 30 dile çevrilmiş. Dünya genelinde oyunu oynayanlar; Whoopi Goldberg, Benedict Cumberbatch gibi devler ligi oyuncuları. Türkiye’de ise 40 akşam sahnelenecek oyunu; aralarında Demet Akbağ, Şebnem Bozoklu, Uraz Kaygılaroğlu, Alper Kul, Erkan Kolçak Köstendil gibi 40 isim oynayacak. Sıra dışı bir iş, yepyeni bir tecrübe. Açılış 12 Ocak’ta Kadıköy Terminal Paribu sahnesinde. İlk oyun Demet Akbağ’la başlayacak. 60 dakika sürecek tek perdelik oyun, ocak ve şubat boyunca sahnelenecek. Klasiğin dışına çıkmak isteyen oyuncu ve seyirciler için müthiş bir deneyim. Tiyatroda biraz heyecana ihtiyacımız olduğunu düşünenlere şiddetle tavsiye. Kendime de tabii. Heyecanla bekliyorum.
