Altı yıl aradan sonra verdiği konserlerle ortalığı kasıp kavuran Tarkan kadar, yapay şarkılar ve şarkıcılar meselesi de gündemi kasıp kavuruyor. Çünkü ikisi çok bağlantılı aslına bakarsanız! Tarkan’ın onca yıldır söylediği şarkılarla ve danslarıyla dev bir konser mekanını günlerce doldurması boşuna değil: Yapaylıktan sıkıldık, gerçek müzik dinlemek istiyoruz. Olay bu. Bakın, bir süredir dinleme listelerinde yapay şarkıcılar liste başı... İşte son çıkanlardan biri: Spotify’ın ‘Viral 50-ABD’ listesine 3 şarkıyla giren Sienna Rose. Aylık milyonlara yaklaşan dinlenme sayısından günde yaklaşık 2 bin sterlin kazandığı belirtilen ‘sanatçı’nın ne sesi, ne görüntüsü, ne de kimliği var! Türkiye’nin de yapay zeka şarkıcıları var; mesela AyMeRA. “Sesimi besleyen şarkıların arkasında gerçek insanlar var. Ben o emeği yorumlayan, ona yeni bir form veren dijital yüzüm” diyor verdiği röportajlarda! Gidişat böyleyken sorulması gereken soru ise şu: Teknoloji, müziği güçlendiren bir araç mı olacak yoksa bir süre sonra gerçek müziği tüketecek mi? Sanatçı Ferhat Göçer de sormuş benzer soruyu... Sanatçı ve eser sahiplerinin telif hakları için mücadele eden ve yakın zamanda yapay zekânın müzik endüstrisi üzerindeki etkilerini ele almak üzere bir ‘Yapay Zeka Komisyonu’ kuran Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG)’nin Başkanı Ferhat Göçer; yapay zeka teknolojilerinin müzik endüstrisinde yarattığı dönüşüme ilişkin bir açıklama yayımladı. Göçer, ‘Yapay Zeka Dijital Aldatmaca mı Yoksa Müziğin Geleceği mi?’ başlıklı yazısında; dijital müzik platformlarında hızla artan yapay zekâ içeriklerinin; sanat emeği, telif hakları ve adil rekabet açısından ciddi bir yapısal krize yol açtığını vurgulayarak sektörün acil ve şeffaf düzenlemelere ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Haberim olsun diye bana da attığı açıklamasını paylaşmak isterim..
YAPAY ZEKAYLA ÜRETİLEN ŞARKILAR ETİKETLENMELİ!
“...Bugün Spotify başta olmak üzere pek çok dijital platformda; kalitesi tartışmalı, sanatsal bir emeğe dayanmayan ve çoğu zaman yalnızca algoritmaları hedefleyen içeriklerin sayısında astronomik bir artış yaşanıyor. Bu tablo, müziğin üretim ve dolaşım dengesini ciddi biçimde bozuyor... Bir yanda yıllarını eğitime, sahneye ve üretime adamış sanatçılar; diğer yanda dakikalar içinde, düşük maliyetle ve çoğu zaman herhangi bir sanatsal niyet taşımadan üretilmiş yapay zekâ içerikleri aynı alanı paylaşıyor. Sonuç olarak görünürlükten gelir paylaşımına kadar pek çok noktada derin bir adaletsizlik ortaya çıkıyor. Deezer&Ipsos tarafından 8 ülkede 9 bin kişiyle yapılan araştırmanın sonuçları son derece çarpıcı. Araştırmaya göre dinleyicilerin yüzde 97’si, yüzde 100 yapay zekâ ile üretilmiş müzik ile insan yapımı müziği ayırt edemiyor. Dinleyici ne dinlediğini bilmiyorsa, bilinçli bir tercih yapma hakkı da elinden alınmış demektir. Bu durum, dinleyicinin kendini kandırılmış hissetmesine yol açar. Bu noktada şeffaflık bir seçenek değil, temel bir tüketici hakkıdır. Aynı araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç ise dinleyicilerin yüzde 52’sinin, dinlediği müziğin yapay zekâ ürünü mü yoksa insan emeğiyle mi üretildiğini bilmek istediğini açıkça ifade etmesidir. Bu, son derece net bir toplumsal talebi işaret ediyor: Dinleyici kandırılmak değil, bilgilendirilmek istiyor. Bu nedenle yüzde 100 yapay zekâ ile üretilmiş müziklerin açık ve zorunlu biçimde etiketlenmesi gerekmektedir. Aksi halde yapay zekâ üretimi içerikler, insan emeğiyle üretilmiş eserlerle aynı algoritmik alanı paylaşmaya devam edecek; aynı listelerde, aynı öneri sistemlerinde ve aynı telif gelir havuzlarında yer alacaktır. Bu durum ne adildir, ne de sürdürülebilirdir...”
KENDİSİYLE EĞLENEBİLENLER...
Herkes birbirine o kadar öfkeli, birbirine laf geçirmek için aportta bekler halde ki; bazı espriler, tatlılıklar insanı bir nebze de olsa yumuşatıyor, kendine getiriyor. O yüzden kendisiyle eğlenenlere bayılıyorum... ÊÊ Demet Özdemir reklam yüzü olduğu markanın toplantısında kendisine takdim edilen çiçeği görünce gülerek, “Uzun zaman oldu çiçek almayalı” demiş. Ne güzel ti’ye almış kendini. Bunu ancak özgüvenli ve egosuz biri yapar! ÊÊ Cem Yılmaz’ın Tarkan sahnesine çıkması ve ‘Kuzu Kuzu’yu onunla söylemesi şahane değil mi? Rollenme yok, ego yok, senaryo yok. Sadece eğlenmek istemişler, herkesi de eğlendirmişler. Yılmaz’ın “Ölmeden önce yapılacaklar listesindeki iki şeyi yaptınız bu gece” şakası da o kadar yerinde ki. İki devin birbirine yaptığı bu jest, bizim hasret kaldığımız keyifler işte... ÊÊ Berkay, Tarkan’la aynı gece sahnesi olunca, kendisini izlemeye gelenlere, “Tarkan’ı değil beni seçtiniz” diyerek teşekkür etmiş. Buna da bayıldım! Aslında kıyaslanmayacak iki şey var ortada ve bunu egosuzca dile getirmiş. Seviyorum bu samimiyeti işte. ÊÊ İrem Derici’nin kendi haliyle dalga geçişine ne diyelim peki? 8 Ekim’de nişanlanacakken, uyuşturucu operasyonunda göz altına alınmış ve serbest bırakılmıştı. Bu kez işi şansa bırakmamış, “3 Şubat’ta nişanlanıyorum, lütfen gözaltına almayın, şu kız artık bir gün yüzü görsün be” diye ilgililere seslenmiş. Çok bombastik ve komik değil mi? Travmatik hallere girmek yerine eğleniyor durumla. Hayatta olması gereken tam da bu bence!
