Yunan adaları deyince, artık hepimiz uzmanız maşallah! Türkler olarak gitmediğimiz görmediğimiz ada kalmamıştır herhalde. Bu yaz da nefis bir tatil için ada seçmeye çalışırken, bir influencer arkadaşım (ki kendisi Funda olur, sosyal medyadaki adıyla Frenchos) dedi ki “Acaba bu Yunanlılar nasıl tatil yapıyor, hiç merak etmiyor musun?” Hiç etmiyordum aslına bakarsanız ama o ettiği için, onun dediği oldu! Sonuç; Atina’nın sayfiye bölgesi Glyfada’dayız. Kız kıza. Burada bir parantez açayım; bir influencer’la tatil yapmanın avantajı şu: İşi şansa bırakmıyor, yani bana! Her şeyi çalışıyor, rezervasyonları yapıyor, nereye gitmemiz gerektiğini planlıyor, önüne hazır olarak koyuyor. Bana balık tutmayı öğretmeyen, direkt balığı veren tatil arkadaşı candır. Dezavantajı ise şu: Bir hafta öncesinden tatil valizi hazırlamaya başladı kendisi. Çünkü her an, her yer onun için bir içerik. Hangi gece ne giyeceğini tek tek, günler öncesinden planladı. Bir iki şort ve tişörtle tatil yapmaya hazırlanan bende şok etkisi yarattı bu durum elbette. Son gece valiz hazırlayan ben de ona uydum ve valizimi çekiştirip dururken belim koptu.

Neyse tatile gidiyoruz gerginliğe gerek yok, Glyfada’ya dönelim… Sade, şık, üst segment bir Atina semti burası. Atina’nın güneyinde, Atina riviera’sının en şık, en popüler semtlerinden biri. Eğer Atina’nın tarihi merkezini ‘şehir’ olarak düşünürsek, Glyfada onun deniz kenarındaki modern ve sofistike yüzü. “Caddebostan sahili gibi” diyen de var buraya sosyal medyada ama biz sokaklarda biraz yürümeye başlayınca “Aaa ne kadar da Yeşilköy” dedik. Aslında ikisinin de havası var. Lüks ama gösterişsiz bir atmosfere sahip. Mykonos gibi aşırı hareketli de değil, Santorini gibi turistik de değil. Atinalılar’ın hafta sonu geldiği, iyi restoranlarda yemek yiyip alışveriş yaptıkları bir yer. Alışveriş konusunda güçlü, bir butik ve tasarımcı cenneti. Ücretsiz halk plajları olduğu kadar, lüks beach club’lar da bulunuyor ama hafta sonları fiyatların iki katına çıktığını hatırlatayım. Hele de bizim gibi Meryem’in göğe yükseliş tarihinde buradaysanız, her yer hatta marketler bile kapalı olabiliyor. Gece hayatı oldukça hareketli, kokteyl barlar oldukça canlı ama Bodrum’daki beach barlar kadar abartılı değil. Daha zarif bir enerjisi var buranın. Özetle, burada hayatı zengin Yunanlı ve Avrupalı nüfusla birlikte yaşıyorsunuz. Bu güzel olmakla birlikte, fiyatlar Atina ortalamasının üzerinde. Bana kalırsa Glyfada’nın en güzel yanı şehir ve tatil hissini birlikte yaşatması. Denize girip alışveriş yapabilme imkanı açısından adalardan daha avantajlı. Şans vermek isterseniz, aklınızda bulunsun.

KIZ KIZA TATİLİN AVANTAJLARI
1. Kimse kimseyi beklemez. Daha doğrusu herkes birbirini bekler ama kimse bunu mesele etmez.
2. “Ne yiyelim?” sorusunun sonsuz cevabı vardır. Bir kişi acıkır, herkes acıkır. Bir kişi tatlı ister, masa büyür. Tatilde kalori hesabı yapmak zaten medeniyet dışıdır.
3. Fotoğraf konusunda profesyonel destek vardır. “Bir tane çekiver” diye bir şey yoktur. Işık, açı, arka plan, poz, saç… Herkes bir diğerinin kişisel kreatif direktörüdür.
4. Kimse “Bu kadar fotoğraf neden çekiyoruz?” demez. Çünkü hepimiz biliyoruz: Fotoğraf çekmek tatilin kendisidir.
5. Kıyafet krizi kolektif çözülür. “Bunu mu giyeyim, bunu mu?” sorusuna en az üç kadın bakar. Biri “kesinlikle bunu”, biri “öbürü daha cool”, biri de “ikisini de al” der. Demokrasi budur.
6. Plansızlık daha kolaydır. Çünkü tatilin en güzel planı bazen plansızlıktır.
7. Dedikodu değil, sosyolojik analiz yapılır. Masada olmayan insanlar elbette konuşulur ama buna dedikodu demek haksızlık olur. Biz sadece insan davranışlarını inceliyoruz!
8. Birbirinin moralini yükseltme konusunda uzmanlık vardır. Birinin canı sıkkınsa diğer üçü devreye girer. Önce kahve, sonra yemek, sonra “Boş ver onu” ve nihayetinde kahkaha.
9. Akşam yemeği sadece yemek değildir. Günün özeti, ilişkilerin analizi, gelecek planları ve ertesi günün programı konuşulur.
10. Birbirinizin en iyi ve en kötü hallerini zaten biliyorsunuzdur. Dolayısıyla tatilde kimseye “cool” görünmeye çalışmanın anlamı yoktur. Dağılmış saç, makyajsız yüz, sabah mahmurluğu… Hepsi kabul görür.
11. Ve en önemlisi: Kadın arkadaşlığının ne kadar büyük bir lüks olduğunu hatırlarsınız. Çünkü bazen insanın ihtiyacı yeni bir şehir değil, kendisini çok iyi tanıyan birkaç kadınla birkaç gün geçirmektir.

AMAN BİZİMKİLER GÖRMESİN!
Madem Yunan kıyılarındayız, biraz dedikodu yapalım… Geçenlerde bir haber sitesinde, denizin içinde dansöz oynatan bir Yunan işletmesi haberi vardı, gördünüz mü? Hayatımda bundan daha sakil, daha saçma ve gereksiz bir tatil eğlencesi görmedim. Amaç da müşterilere daha iyi bir deneyim sunmakmış! Artık rekabet nasıl kızıştıysa, iyice şaşırmışlar bence. Adanın ismi ya da herhangi bir bilgi yoktu haberde, dolayısıyla yalan haber mi bilemedim ama yorumlara baktığımda, pek çok kişi “Bizimkiler mi aldı işletmesini?” diyerek ya da “Bizimkiler görmesin” diyerek dalga geçmişti. Hale bakın… Epey bir süredir eğlence anlayışı öyle aşağı çekildi, tatil anlayışı öyle boyut değiştirdi ki, bizde olsa şaşırmayacağız gerçekten de. Millet sadece denize girip yüzmekle yetinmez hale geldi, nedir bu saçmalama hali, bu tuhaflık anlayamıyorum.
