Şirin Sever Gönül rahatlığıyla kadın öldürmek...
HABERİ PAYLAŞ

Gönül rahatlığıyla kadın öldürmek...

Yine bir kadın öldürüldü. Yine bir kadın, kendisiyle barışmak isteyen bir manyağa kurban gitti. Bu kez bir avukat, Dilara Yıldız hayatından oldu. 28 yaşındaydı. Hayatının baharındaydı daha. Eski nişanlısının barışma isteklerini reddettiği için, hayatının bitmesine karar verildi. Ne acayip cümle değil mi? Ama tam da böyle işte. Bazen hayatına aldığın insanların nasıl bir psikopat olduğunu anlayamıyorsun; karpuz değil ki, seçemiyorsun maalesef. İşin daha da fenası var; bütün bu katiller, bir kadın öldürmeye haklarının olduğunu düşünüyorlar.

Bu o kadar net ki; küstahça, hadsizce ve terbiyesizce ‘tutuksuz yargılanmak istiyorum’ diyebiliyorlar. Çünkü sistem onlara bu güzelliği sunuyor, bunu biliyorlar. Dilara Yıldız’ın katili Oktay Dönmez de hazırlamış dümenini. “3 aydır psikiyatrik tedavi görüyorum. Nişanlı olduğumuz dönemde aldığı para ve altınları vermedi.

Yemeğe götürdüm, zararımı senetle vermeyi kabul etti. Masamıza mafya kılıklı iki adam geldi, biri ayağa kalkınca bana sıkacağını düşündüm, cinnet getirdim” gibi ‘hafifletici nedenler’(!) sıralıyor ve tutuksuz yargılanmak istediğini söylüyor. Hep bir neden var öldürmek için...

Ama başını iki elinin arasına alıp ‘ben ne yaptım?’ demek yok! Bir insanın canına kıyabilmek, buna hakkının olduğunu düşünmek ve tutuksuz yargılama istemek. İşte bu gönül rahatlığı çok fazla! O katillere bu rahatlığı veren mahkemelerin, savcıların, hakimlerin de yatacak yeri yok! Bunu da not düşelim buraya.

PCR TESTİ ÜCRETSİZ OLMALI!

Uzmanlar açıkladı: Avrupa’nın yarısı 2 ay içinde korona olacak! Omicron varyantı işte böyle hızla yayılıyor. Üstelik grip, soğuk algınlığı, Omicron her şey birbirine karıştığı için vatandaş da PCR testi yaptırmak için kuyruklarda. Burun çeken, ateşi çıkan, hasta biriyle temas eden, bir şekilde kalabalıklara karışmak zorunda kalan herkes 3-4 günde bir test yaptırmak zorunda kalıyor.

Durum böyleyken, bu işin fiyatını düşürmek gerekmiyor mu? Yanlış bilmiyorsam, devlet hastanelerinde PCR testi ücretsiz. Özel hastanelerde test yaptıranlar ise 250 TL ödeme yapıyor. Devlet hastanelerindeki kuyrukları hepimiz izliyoruz; o kuyruğa ve kalabalığa negatif girsen pozitif çıkarsın zaten!

Özel hastanelerde de bu işin ‘hiç değilse’ ucuzlaması sağlanamaz mı? Hem devlet hastanelerindeki iş yükü de azalmış olmaz mı böylece? Böyle bir salgın varken, insanların hayatlarını kolaylaştırmak, bu işi daha yaygın hale getirmek, devletlerin görevi değil midir?

ADINI EURO’YA YAZDIM, İSTEMEDİLER!

Korona, Omicron falan demişken… Geçenlerde bir banknot dolaşıyordu sosyal medyada, görmüşsünüzdür. BioNTech aşısını bulan Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci’nin fotoğraflarının yer aldığı 50 Euro’luk bir banknot. “Tarihe geçmek böyle bir şey işte” diye gururla paylaşılıyordu. ‘Keşke gerçek olsa’ diye iç geçirdiğimiz bir fotoşoptu ama Avrupa Parlamentosu milletvekili Moritz Körner gerçekten önermişti bunu. Teklif şahaneydi ancak bazı komuoyu yoklamalarına göre ülkenin çoğunluğu bunu istemiyordu. Tabii insanın kafasından neler neler geçmiyor ki bunu okuduğunda…

  • ‘Onların aşılarını kullanmayı biliyorsunuz ama’ diye hafif gergin bir ses yükseldi içimden önce...
  • ‘Nobel bile verilmeliydi onlara oysa, işte siyaset böyle bir şey, çok yazık’ diye el yükseltti başka bir ses.
  • ‘Böyle iki araştırmacıyı kaybetmişiz, kimbilir daha ne beyinler kaybedeceğiz bu gidişle? Bakalım yakında doktor /bilim insanı bulabilecek miyiz bu ülkede?’ diye umutsuz başka ses duydum arkasından.
  • “En azından şu fotoşopta Özlem Hanım’ı arkaya atmasaydınız kardeşim!” diye başka perdeye geçtim sonunda. Ama en sonunda işin içine kıskançlığın girdiğini öğrenince, tam şok oldum!! Detaylar, aşağıdaki yazıda:

YA BAŞKA DEVLETLER KISKANIRSA?

Bir süredir tedavülde olan Euro banknotlarının tasarımcısı Robert Kalina; Özlem Türeci ile Uğur Şahin’in banknotlarda yer almasının iyi bir fikir olmadığını açıklamış. Kalina’ya göre; bilim insanlarının resimlerinin banknotlarda yer alması, ülkeler arası kıskançlığa ve gerilimlere yol açabilirmiş! Enteresan değil mi?

Açıklamanın devamı şöyle… “Bu banknotlar oluşturulurken tüm ülkelere eşit uzaklıkta olunması gerekiyor. Bu yüzden, isimler yerine mimari yapıları tercih ediyorum. Beethoven veya Mozart gibi isimler, tek bir ülkeyle bağdaştırılamaz, bu yüzden banknotlarda kullanılabilir ama Türeci ve Şahin için böyle bir durum söz konusu olamaz...”

Düşünsenize, bulduğunuz aşıyla dünyayı kurtarıyorsunuz ama başka ülkeler gerilmesin diye böyle bir teklifte eleniyorsunuz. Adaletin bu mu dünya demez mi insan?!

Depresyona reçete gibi diziler

Pandemiden midir, hayat pahalılığı ve gelecek kaygısından mı, havanın kasvetinden mi bilmiyorum ama herkes konsantrasyon sorunu yaşıyor bu ara. Ben de öyleyim maalesef. Haberleri izlemeye tahammülüm yok, elime kitap alsam aynı sayfada debeleniyorum, ciddi şeyler izlemekten koşarak kaçıyorum çünkü ruhum daralıyor. Formülü eğlenceli, sabun köpüğü gibi uçucu dizilerde buldum.

Size de reçeteyi veriyorum: Hemen ‘Emily in Paris’ ve ‘The Bold Type’ izleyin! Çünkü bu dizilerin karakterlerine ve yaşadıklarına bakınca şöyle hissediyorsun: Başına ne gelirse gelsin bir yolunu bulup oradan çıkacaksın, yanlış kararlar verebilirsin ama bir şekilde bunları tamir etme gücüne sahipsin, her koşulda eğlenmelisin ve iyi arkadaşlarla hayat cennete dönebilir. Öyle pozitif diziler ki, iki bölüm izle, antidepresan almış gibi oluyorsun. İyi seyirler!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder