Hissizleştim artık...

14 Aralık 2016, Çarşamba 16:00
AA
Cumartesi yaşanan korkunç saldırının ardından onlarca şey okudum, onlarca şey izledim, onlarca insanın insanlıktan çıkmış halini gördüm. Hissizleştim. Artık hiçbir şey hissetmiyorum... Zira kötü kalpli, nefret dolu onlarca insanla birlikte yaşıyorsun ve ne yapacağını bilemiyorsun. Onca insan ölmüşken, bir de bu gereksiz insanları düşünmek istemiyorsun. Kendini kapatıp, hissizleşmeyi seçiyorsun.

UTANIYORSUN…

■ Mesela “Alışmadık alışmayacağız” demek dışında bir şey yapmayan yetkililere “Valla çok da güzel alıştık” diyemiyorsun…

■ Saldırı üzerinden başkanlık analizi yapanlara “Allah belanı versin” demek neyi çözecek bilemiyorsun…

■ Babasını şehit vermiş bir çocuğun öfke dolu gözlerine bakıp anlam çıkaranlara, “Bu bakış için aile hakkında işlem yapılmalı” diyene söyleyecek tek kelime bulamıyorsun… “Babasını kaybetmiş küçücük bir çocuğun, değil herhangi birine, bütün dünyaya öfkeyle bakmasından daha doğal ne olabilir?” diye sormanın anlamı yok, anlatamazsın biliyorsun..

YAŞASAK OLMAZ MI?

■ Bir Bakan’ın polislere “Allah nasip ederse ben de şehit olurum. İnşallah sizler de şehit olun” sözlerine ne diyeceğini bulamıyorsun mesela…. Niye yaşamayı, yaşatmayı dilemediğini soramıyorsun. Twitter olmasa, bu kadar kötü ve gereksiz insanla aynı dünyanın içinde yaşadığımı bilmeyecektim belki. Bu iyi mi, kötü mü gerçekten bilmiyorum. Düşünmek de istemiyorum. Hissizleştim…

Bir çözüm olarak lanetleme…

Her terör saldırısından sonra siyasilerin çıkıp terörü lanetlemeleri bıktırdı, usandırdı artık. Tam da bununla ilgili şahane bir yazı okudum: “İnsanlar veremi beş bin yıl lanetledi, bir şey değişmedi. Çözüm aşıydı çünkü…” Daha net anlatılabilir mi? Lanetlemekle hallolsaydı eğer, bu topraklarda yüzyıllardır sarf edilen ‘lanet olsun’ cümlesi çoktan yetmiş ve artmıştı.

ÜZÜLMEK NASIL OLUR?

Yas günlerindeyiz evet… Ama kendi doğrusuyla yaşamaya çalışıyor herkes. Maçlar yapılıyor, diziler yayınlanıyor, evlilik programları tam gaz sürüyor. ‘Çarkların dönmesi, hayatın devam etmesi gerek’ diyorlar. Belki doğru olan budur. Boş sokaklar, ıssız mekanlar, daha çok korkutacak belki de. O yüzden tamam, hayata devam edelim de…

İyi düşünelim, iyi şeyler üretelim, empati yapalım, yardım edelim, birbirimize destek olalım bari. Ata Demirer mesela, on numara bir şey yaptı…

15 Aralık’taki gazino programını iptal etmek yerine, gelirini şehit ailelerine bağışlamayı seçti. Üzülmek böyle olur, akılla mantıkla, işe yarayıp çözüm bularak, çaba sarf ederek... Elimizden geliyorsa birilerinin hayatına dokunarak, o hayatı iyileştirerek, güzelleştirerek. Ekranları siyaha boyayıp, acılı sözler paylaşarak değil.

'PEKİ YA SEN KİMSİN'

Günlük hayatın koşturmacasından o kadar çok ıskaladığım şey oluyor ki, sonradan keşfettiğimde üzülüyorum. Mesela Youtube’da ilginç bir sosyal kampanya başlamış... Türkiye’nin her yerinden, her kültürden insan; kim olduğunu anlatan videolar çekiyor ve bunlar #SenKimsin başlığıyla yayınlanıyor. Projenin amacı şu… Türkiye’deki gençlerin farklılıkları ile beraber yaşayabileceğine dair umut tazeleyebilecekleri, kendi tecrübelerini, kimliklerini ve hayallerini paylaşabilecekleri bir hareket başlatmak.

SEN DE ÇEK YÜKLE!

Youtuber’lar, “Birlikte güldüğümüzde rengarenk bir bütünün parçalarıyız, peki ya sen kimsin?” diyen bu videolarla; internetteki o malum kirli dili de yok etmeye çalışıyor aslında.

Youtube’un global programı ‘Creators for Change’ kapsamında başlayan #SenKimsin videoları, işte bu bakış açısıyla ortaya çıkmış, şahane bir proje. #SenKimsin hareketine siz de katılabilir, videonuzu çekip #SenKimsin etiketiyle hemen paylaşabilir, barış içinde birlikte yaşamaya, ötekileştirmemeye destek verebilirsiniz..

Takıntılı psikolog Ozan Güven!

Psikolog Azra Kohen’in yazdığı ‘Fi, Çi, Pi’ serisi, yılın en çok konuşulan kitap serisiydi. Bir solukta okumuş, çok da beğenmiştim.

Şimdi bu seri online dizi olacak; oyunculardan ikisi de Serenay Sarıkaya ve Mehmet Günsur olarak açıklandı. Fakat romanda o kadar çok etkileyici karakter var ki, diğerleri kim merak ediyordum... Kadrodaki diğer üç ismi de benden duyun...

Romandaki takıntılı, ‘sayko’ karakterli, aynı zamanda bir TV yıldızı olan psikoloğu Ozan Güven oynayacakmış. Duyunca, “Daha iyisi olamazdı” dedim, kitabı okuyanlar anlayacaktır. Diğer iki isim de Saadet Işıl Aksoy ve Berrak Tüzünataç.

ANKARA'DA DOLU DOLU BİR FESTİVAL

Bugün Ankara’da dolu dolu bir festival başladı. İlki geçen sene gerçekleştirilen Ankara Marka Festivali… Ankara Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde Ankara Congresium’da 14-15-16 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek festivale ünlü isimler çıkarma yapacak... Kimler yok ki?

Sertab Erener, Ferhat Göçer, Ayşegül Aldinç gibi ünlü isimler markalarını anlatacak; iş dünyasının başarılı isimleri de kariyer yolculuklarını paylaşacak. Ben de oradayım. Magazin gazetecileri ile ‘Magazinin Mutfağı’ başlığı altında magazin gazeteciliğini konuşacağız.

Bu ücretsiz festivale mutlaka gelin; başka hayatlar tanıyın, başarılı insanların kariyer yolculuklarını, hayata bakışlarını dinleyin ve kendinizi geliştirin. Bekleriz efendim…

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.