Şirin SeverIcardi’nin seçim özgürlüğü...

HABERİ PAYLAŞ

Icardi’nin seçim özgürlüğü...

En baştan söyleyeyim; bu direkt futbolla ilgili bir yazı değil. Ama yazıya sebep olan kişi ünlü bir futbolcu. Yaz transfer döneminde takımsız kalan Mauro Icardi’nin şöyle bir demecini gördüm: “İşsizliği, başarısızlıkla karıştırıyorlar. Ben buna, hayatı garantiye almak diyorum. Sözleşmesiz olmayı seçeneksiz kalmakla karıştırıyorlar. Ben buna seçim özgürlüğü diyorum…” Bence müthiş! Bir insan çalışmadığında hemen “düştü” diyoruz. Bir süre sahneden çekildiğinde “bitti” diyoruz. İş gelmediğinde “başarısız” ilan ediyoruz. Oysa bazen insanın hayatındaki en doğru hareket, bir süre hiçbir şey yapmamak olabilir. Hele ki bugüne kadar kendini çok kere kanıtlamışsa! Elbette durumu acil olandan, ihtiyacı olandan bahsetmiyorum. Hayatta belli seviyeye ulaşmış olanlar için geçerli bu söylediklerim. Icardi’nin söylediği, futbolun çok ötesinde bir şey aslında… Hepimizin içine yerleşmiş o telaşa itiraz ediyor: “Hemen bir şey yapmalıyım…” Neden her boşluk doldurulmak zorunda? Neden her mola başarısızlık gibi algılanıyor? Neden bir insanın işsiz kalması, değersiz kalması anlamına geliyor? Bazen tam tersidir. Mola, insanın kendi değerini başkalarının ona verdiği iş üzerinden ölçmeyi bırakmasıdır. Bir de şu var: Hayatta bazı şeyler kovalayarak değil, bekleyerek elde edilir. Bir oyuncu düşünün. Her takıma gitmek zorunda değil. Her teklifi kabul etmek zorunda değil. Biraz bekleyebilir. Çünkü bazen sizin değeriniz, ne kadar çok çalıştığınızla değil, neyi kabul etmediğinizle de ortaya çıkar. Üstelik beklemek kolay değildir. Herkes koşarken durabilmek ciddi bir özgüven ve cesaret ister. Belki de bizim başarı tanımımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor. Başarı sadece çok çalışmak, çok kazanmak, sürekli görünür olmak değil. Bazen başarı; “Ben kim olduğumu biliyorum. Bana uygun olan gelene kadar bekleyebilirim” diyebilmektir. Icardi’nin “Zamanımın sahibi olmak, geleceğimi güvence altına almak için çalıştım. Çalışmayı bıraksam da hayatım aynı şekilde devam eder” sözünü de bu yüzden sevdim. Çünkü hayatın bir yerinde insanın ulaşması gereken asıl konfor belki de budur: Çalışmadığın zaman bile kendini değerli hissedebilmek. Sözün özü; Hani insanlara sürekli “Ne yapıyorsun?” diye soruyoruz ya… Belki biraz da “Ne zaman duruyorsun?” diye sormalıyız. Çünkü çalışmak kadar çalışmaya ihtiyaç duymayacak bir hayat kurmak da bir başarıdır.

Haberin Devamı

O NE DEDİ, HERKES NE ANLADI?

Haberin Devamı

Peki Icardi’nin bu sözleri üzerine nasıl yorumlar yapılmış merak ediyor musunuz? Ben ettim baktım; aynen şöyle: 

Başarısızlığıma bahane üretirken ben... 

İŞKUR’dan işsizlik maaşı alırken bizim rollenme... 

‘Zenginin derdi, asgari ücretliyi gerdi’ diyor yani... 

Ben buna pasif gelir diyorum. 

‘Parayı koydum, yol aldım’ demiş kısaca. 

Terapiye başlamış ve Marcus Aurelius okumuş kesin! 

‘Ben küpümü doldurdum, siz kendinize bakın ve anca çenenizi yorun züğürtler’ dememiş de böyle demiş sanki. 

Okumuş insan tabii ‘karı kız peşinde koşmak varken, top peşinde koşmak zor geldi’ diyememiş.

 Herkes kendine göre haklı elbette… Ama makaradan öte hakikatler de var; oraya da biraz bakmak iyi gelebilir.

Haberin Devamı

Icardi’nin seçim özgürlüğü...

EVLİLİĞE İNANCIMIZ BİTTİ MUSTİ!

Fon krizi giderek büyüyor, olaylar giderek çetrefilli bir hal alıyor, şaşırtıcı isimler gündeme geliyor. Mesela Mustafa Sandal’ın karısı Melis Sütşurup Sandal. Fondan 11.5 milyar çekmesi, Yeşim Salkım’ın “Beni de dolandırdılar” iddiası… Tam çekirdek alıp çitleyerek okumalık. Mustafa Sandal şöyle bir açıklama yapmak zorunda kaldı: “Eşim Melis ve babası Cihan Sütşurup ile ilgili iddiaların şahsımla ilişkilendirilmesi haksızdır, kötü niyetlidir. Melis ile karı koca olmak dışında, maddi anlamda hiçbir ortak işimiz olmamıştır.” Haliyle de sosyal medyada mavra konusu oldu. “Eşimi tanımam etmem, bir kez düğünde görmüşlüğüm var” diye dalga geçen de var… “İlişkide kendini güvende hissetmenin adresi Mustafa Sandal’dır” diyen de. Ha bir de “Mustafa Sandal neredeyse ‘karımı tanımıyorum’ diyecek” şeklinde yorum yapanları da unutmayalım. Bu işte Mustafa Sandal’ın birebir ilgisi vardır diyemeyiz, bilemeyiz de ama herkesin sorgulanması şart. Kayınpederin borsada vurgun yapacak, kızının üzerinden para transferleri olacak, senin bundan haberin olmayacak? Böyle bir dünya var mı ya? O zaman ‘bu nasıl bir evlilik?’ diye sorarlar adama. Vallahi evliliğe inancımızı öldürdün Musti.

Haberin Devamı

Icardi’nin seçim özgürlüğü...

SERENAY BAŞKA BİR SEVİYE

İki gündür Serenay Sarıkaya izliyoruz… Önce Paris’te, Loreal’ın defilesindeki özgüvenli yürüyüşü… Sonra Saint Laurent defilesine girerken siyah takımıyla verdiği o cool görüntüler. Kimileri şımarık bulsa da, eziklik dese de; ben bayıldım. Tamamen özgür ve kendine özgüydü. İlk kez dünya yıldızlarından rol çalan bir oyuncumuz olduğu için mutlu oldum. Dünya yıldızlarına karşı ezilmedik, boynumuz bükük durmadık, tam tersine koltuklarımız kabardı. Mesela Saint Laurent defilesinde giydiği siyah takımı Hailey Bieber da giymişti, bence her zamanki gibiydi. Ama Serenay’ın elleri cebinde cool yürüyüşü, o özgüveni gerçekten başka bir seviye. Galiba şöyle bir durum var: Bizim topraklarda güzel olduğunu, havalı olduğunu başkaları söylerse ok ama sen söyleyemezsin, ayıp sayılır. Serenay ise güzel olduğunu, bedeniyle barışık olduğunu, kendinden memnun olduğunu, havalı olduğunu saklamıyor, ‘farkındayım’ diyor. Bu özgüvenin sırrı bu galiba. Başkalarının kabul edemediği de tam bu.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder