Şirin Severİstanbul Havalimanı’nda heybetli ve estetik bir eser

HABERİ PAYLAŞ

İstanbul Havalimanı’nda heybetli ve estetik bir eser

Salı sabahı İstanbul Havalimanı’ndaydım yine. Bu kez bir yolculuk için değil, bir sanat eseri görmek için girdim binaya. İstanbul Havalimanı’nın işletmecisi İGA, ülkemizin kültür ve sanat ortamına katkı sağlamak amacıyla pek çok sanat projesine imza atıyor, sanatçıları destekliyor biliyorsunuz… İşte o hayat verilen projelerden biri de İGA Art Sanat Projeleri Yarışması. Bu yarışmanın ikincisi 2023 yılında yapıldı; Türkiye’den ve dünyadan toplam 172 projenin katıldığı yarışmayı da, sanatçı Hayri Karay kazandı. Önceki gün de Karay’ın yarattığı eserin açılışı vardı havalimanında… 37.7 metre yüksekliğinde, devinim halindeki iki ayrı sütundan oluşan heykel, artık tüm heybetiyle havalimanının ortasında yükseliyor. Alt kattaki yolcu geliş salonundan, yolcu gidiş katına yükselen eser, hem gidenlerin, hem gelenlerin hafızasına kazınıyor. Karay’ın ‘İsimsiz-Untitled’ adını verdiği heykel; çelik gövdesiyle kendi etrafında dönerken ışık, gölge, biçim oyunları yaratıyor ve izleyenleri estetik bir yolculuğa çıkarıyor. Yapıtın aynalı yüzeyleri, terminalin dinamizmini de yansıtırken sonsuz bir perspektif yaratıyor. Gerçekten etkileyici. İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, sanatçı Hayri Karay, kültür sanat dünyasından önemli isimlerin ve İGA yöneticilerinin de dahil olduğu çok sayıda kişinin katılımıyla tanıtılan heykelin; sanatçı tarafından Cumhuriyet’in 100. yılına ithaf edildiğinin de altını çizeyim. Bu anlamlı eserin, Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı projesi İGA İstanbul Havalimanı için bir gurur vesilesi olduğunu vurgulayan Selahattin Bilgen, şunları söyledi: “İGA ART çatısı altında hayata geçirdiğimiz bu heykel çalışması ile sınırları zorlayan bir sanat olayına daha ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu devasa yapıt, sadece boyutlarıyla değil, barındırdığı derin anlamla da havacılığın ve sanatın kesiştiği yeni bir simge. Terminalimizin yüksek dinamizmi ile sanatın dinginliğini bu noktada buluşturduk. Zira bu yapı; izleyicisinin yorumuna, hissiyatına ve bakış açısına sonuna kadar açık, katılımcı bir sanat deneyimidir…” Sanatçı Hayri Karay ise eserin felsefesini; “Bu heykel, izleyiciyle kurduğu ilişki doğrultusunda farklılaşan bir yapıdır. Sabit bir anlamdan ziyade, çoğul okumalara açık, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar” sözleriyle ifade etti. Havalimanına yolunuz düşerse, bu eseri görmek ve yakından incelemek için zaman ayırın derim.

Haberin Devamı

İstanbul Havalimanı’nda heybetli ve estetik bir eser

Haberin Devamı

Hayri Karay, Güzel Sanatlar Akademisi’nde heykel öğrenimini tamamladı, ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim üyeliği yardımcılığı ve heykel atölyelerinde eğitici-öğretmenlik yaptı. ‘Heykel Sanatında Geometri’ araştırma kitabını yazdı. Çalışmalarını, eşiyle beraber kurduğu Karay Dekorasyon İstanbul’da sürdürüyor ve 2016 yılından bu yana da heykel eğitimleri veriyor.

NİYE YENİ MARŞ ARIYORUZ Kİ!

Marş polemiği var gündemde malum… A Milli Takım’ın 24 yıl sonra Dünya Kupası biletini kapması yeni bir marş beklentisi doğurdu ama sormak isterim: 2002’de Tarkan’ın yaptığı ‘Bir Oluruz Yolunda’ herkesin benimsediği, herkesin bir ağızdan söylediği ve ezberlediği bir marşken neden yenisini arıyoruz ki? Kaldı ki ‘bugüne kadar en güzel şarkılar yapıldı ve söylendi’ diyen bir kuşağa yeni şarkıları beğendiremediğiniz gibi, yeni marş falan da beğendiremezsiniz! Bugüne kadar en güzel marşlar da yapıldı ve söylendi. Çeşitli vesilerle yeniden yapılan marşların hiçbir karşılığı olmadı. Hâlâ eskilerdeyiz, hâlâ onlarla coşmakta, onlarla ‘bir’ olmaktayız. O yüzden macera aramaya gerek yok. ‘Bir Oluruz Yolunda’ tekrar düzenlenebilir, güncellenebilir ama herkesin ezbere bildiği bir marştan, ihtiyacı son derece karşılayan bir marştan neden vazgeçilsin? Hiç anlamıyorum bu hevesi!

Haberin Devamı

İstanbul Havalimanı’nda heybetli ve estetik bir eser

BİRİNİ 20 YIL AYNI ŞEKİLDE SEVMEK

Mehmet Günsür bir YouTube programında İtalyan eşi Katerina Mongio’ya olan aşkını dile getirince, bir kez daha sosyal medyada gündem oldu. Zira Günsür’ün eşi klasik güzellik kriterlerine uymadığı için eleştiriliyor, olumsuz yorumlar ve kıyaslamalar falan yapılıyor sürekli. Birincisi, çok ayıp, ne kadar ayıp! İkincisi; kime göre, neye göre olmuyor?! Adam diyor ki; “Evliliğimizin 20’nci senesine girdik, onu bulduğum için kendimi çok şanslı sayıyorum, her gün 10 kere yeniden evlenebilirim…” O kadar aşık karısına ama birileri hoşnut değil bundan öyle mi? Sen kimsin yahu? Bana kalırsa, birilerinin 20 yıl boyunca bu kadar sevilmesi rahatsız ediyor insanları. Kıskanç, sevgisiz, habis ruhlu insanlarda vardır bu. Biz hiç sevilmiyoruz ve bu kadın nasıl oluyor da bu kadar yıl böyle seviliyor kıskançlığı! Nerde görsem tanırım, çok var etrafımızda çünkü böylesi. Yıllar önce bir ünlü ile çok tartışılan ilişkisi üzerine röportaj yaparken bana şunu demişti; “Bir insanın karşısındakinde ne bulduğunu, o insanın onun hangi duygusunu doyurduğunu üçüncü bir kişi asla bilemez…” Yıllardır kulağıma küpedir bu laf, kimseyi yadırgamam, eleştiremem o yüzden, haddim de değil. Tam tersine… Bence bu tür açıklamalar aşka olan inancımızı yeşertiyor yeniden. Sevmek tedavülden kalkmadı demek ki, dedirtiyor. Bana çok iyi geliyor.

Haberin Devamı

İstanbul Havalimanı’nda heybetli ve estetik bir eser

Sıradaki haber yükleniyor...
holder