İstanbul’un simgesi Bebek Otel artık şık ve havalı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bebek Otel, 1955’ten bugüne İstanbul’un simgesi.

Boğaz’ın en ikonik binası.

Otelin giriş katındaki meşhur barı, Boğaz manzaralı balkonu; cemiyet hayatından, edebiyat ve basın dünyasına önemli isimlerin uğrak yeriydi. Ne buluşmalar, ne iş görüşmeleri gördü o balkon... Birileri yazsa, bestseller olurdu! İşte bu efsane otelin satılacağı konuşuluyordu yılın başından beri. Pek çok işadamının ismi geçti, hatta yabancı yatırımcılar aldı diye dedikodular çıktı ancak son gülen Muzaffer Yıldırım oldu.

İyi ki o oldu, çünkü vizyoner bir yatırımcıdan söz ediyoruz. 18 yıl önce Mars Cinema’yı kuran, 3 yıl önce 800 milyon dolara satan bir işadamı.

Alaçatı’da kurduğu Stay Otel’i bir zincire dönüştüren, İstanbul’a da taşıyan bir girişimci.

Bebek Otel’i de 20 yıllığına kiraladı Yıldırım. İçerde tam 90 gün tadilat yapıldı, eski ruhuna sadık kalınarak otel yenilendi, birkaç hafta önce de açıldı.

Ben de tüm İstanbullular gibi meraktaydım. Sonunda geçen akşam İstanbul Caz Festivali konseri öncesi; festivalin sponsoru Volvo’nun davetiyle Bebek Otel’de buluştuk da yeni halini gördüm. İstanbul’un en güzel yerindeki bu otel, hak ettiği ilgiyi sonunda görmüş diyebilirim.

Modern bir görüntü, abartısız bir şıklık ama ruhu kesinlikle bozulmamış. O gece orayı dolduran iş ve cemiyet hayatının ünlü isimlerine bakınca gördüm ki, olmuş bu iş.

Muzaffer Yıldırım’ı da mekanında yakalayınca, odaları da gezdim hemen. Mahmut Anlar; yalın, şık ama seksi odalar hazırlamış. Tabii otel açılır açılmaz çıkan ‘rezevasyonsuz almıyorlar’, ‘kıyafete bakıyorlar’ söylentilerini de sordum. Öyle ya, Bebek Otel yıllarca geçerken uğranılan bir bardı... O yüzden ufak çaplı bir hayal kırıklığı da yaratmadı değil. Yıldırım, hepsini cevapladı…

Rezervasyon şart mıdır?

Bebek Otel; Alaçatı, Çukurcuma, Nişantaşı ve Ortaköy’deki Stay otellerinin bir halkası aslında... Ama Bebek’te ‘Stay’ adını tercih etmemiş Muzaffer Yıldırım.

Gerekçe olarak da şunu söylüyor: “Bebek Otel ismine bunu yapamazdık... Çünkü oranın kendine özel bir ruhu var. Çoğu şeyi değiştirmedik bu yüzden. Biz bu otele layık olduğu ışıltıyı verdik sadece.”

Giriş barında bile Bebek Otel ruhu aynen duruyor gerçekten. Ana hatlar aynı ama çıta epey yükselmiş.

Tam 1.5 kamyon çöp atmışlar binadan, bunu da hemen buraya not düşeyim.

Ortamı görünce, malum söylentileri de soruyorum:

Kıyafete bakarak mı müşteri alınıyor? “Kıyafet kodumuz yok ama buranın genel ortamına bakan zaten nasıl gelineceğini anlar” diyor. Yani ortam biraz özen gerektiriyor ama şehir efsanesi yaratılacak bir durum yok. Peki rezervasyonsuz müşteri alınmıyor mu?

“Şimdi.. 10 tane erkek kol kola girmiş, kafaları kıyak gelmişse, genel düzeni bozmamak adına almıyoruz. Yani bizimki biraz buranın alıştığı o rahatlığı, alışkanlıkları değiştirmek adına bir tercih.” Oteldeki en büyük yenilik, teras. Eskiden su deposu olan, atıl haldeki teras artık şıkır şıkır bir bar. Ortama bakınca, “onca yıl şu manzaraya ne yazık etmişler” diye şaşırıp hayıflanıyor elbette. Otelin en alt katında ise bir aya kadar ünlü Çin restoranı Dragon açılıyor. Servisin kötü olduğuna dair söylentiler de otelin ilk günleri ile ilgili. Açılıştan sonra her şey oturana kadar bir tanıtım yapılmaması da bu yüzden. Farkındalar, düzeltiyorlar. Her şey hızla bozulurken, İstanbul’un böyle özel, efsane mekanlarından birinin, kıymet bilecek ellere geçmesi sevindirici.

Anne kucağından çocuk çeken pedagog mu olur?!

Emre Aşık ve eşi Yağmur Sarnıç’ın olaylı boşanması sonrası, iki çocuğun velayeti babaya verildi... Bu çocuklar da haciz memurları, polis ve pedagog eşliğinde, anne kucağından çekilerek, ağlatılarak alındı. Anne haliyle sinir krizi geçiriyor, kıyameti koparıyor, ağlıyor. İzlemişsinizdir, olanlar acımasızca ve içler acısı.

Gerçekten bu nasıl bir uygulamadır?

Olanlarda emeği geçenler hakkında işlem yapılması gerekmiyor mu? Tamam mahkeme karar vermiş, çocuklar alınacak! Bu süreçte krizler yaşanması muhtemel. Bu yüzden pedagog gitmiyor mu zaten? Peki, annenin kucağından çeke çeke çocuk alan bir pedegog mu olur?!! Feryat figan çocuklarının peşinden gitmek isteyen anneye, bahçe kapısında biber gazı sıkan insan kim peki? Hangi memurun bunu yapmaya hakkı var? Her şeyden önemlisi; neden kameralarla çocuk almaya gidiliyor? Çok ayıp, çok yazık. Böyle çocuk alan babaya da yazıklar olsun.

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder