Kadın yine yok sayıldı erkek kapağa taşındı!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Artık bir kadının bile bile yok sayılmasına, bir erkeğin gölgesinde bırakılmasına tahammülümüz yok, yetti. Anında tepki, anında itiraz! Son yaşanan olay da bunun en güzel örneğiydi. Malum; Alman BioNTech şirketinin sahipleri Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Özlem Türeci, dünyaya umut olan Covid aşısının mucitleri... Dünya medyasında manşetteler. Birlikte, yan yana. Bir tek bizde kadın olan yok sayıldı, erkek olan kapağa taşındı! Evet; Uğur Şahin’i kapak yapıp, ‘Dünyanın Uğur’u’ diye başlık attılar.

Oysa ikisi de doktor. İkisi de şirketin sahibi. İkisi de aşıyı bulan ekipte. Kadın evinde kocasına fasulye ayıklıyor olsa, ‘tamam iş röportajı’ dersin ama değil işte. Sorsan ‘Niye?’ diye, cevap yok! Başka bir şey daha var, utanarak yazıyorum ama Prof. Dr. Özlem Türeci; sarışın, mavi gözlü, genç, genel güzellik kavramına hitap eden bir kadın olsaydı, manşetlerden inmezdi! O yüzden hep diyorum ya, batsın sizin bu çifte standartınız!! Neyse işin iyi yanı şu; bu numaralara artık karnımız tok. Yemiyoruz! Böyle şeyler yapanı anında kınıyoruz, ayıplıyoruz. Bu mudur? Budur!

Hayranım Banu Alkan’a…

Şaka yapmıyorum. Güzelliğinden ya da işinden de bahsetmiyorum. Yıllardır bir şekilde kendini gündemde tutmasının, hiçbir şey yapmadığı halde yaşadığı özgüven patlamasının önünde saygıyla eğiliyorum. POSTA Cumartesi ekinde Alev Gürsoy Cimin’e anlatmış:

  • Bülent Ersoy star ama ben de star üstü starım..
  • Ben reyting kraliçesiyim..
  • Yaptığım 42 filme bakıyorum da, benim gibi bir kadın dünyaya çok az gelir..
  • Türkiye’de en çok aşık olunan kadınım.. Söyledikleri böyle uzayıp gidiyor. Yıllardır hiç değişmedi; herkes ona aşık, o en güzel, o en kültürlü, o en yetenekli, o en seksi. Allahım o her şey! Kendine güveni artarak çoğalıyor. Yıllardır bıkmadığına göre gerçekten inanıyor olmalı. Çünkü inanmazsan, bunca yıl sürdüremezsin değil mi? Vallahi helal olsun. Bu inanca, kendine verdiği bu değere resmen hayranım. Bakın bunu herkes de yapamaz, kendisinden ders almak istiyorum. Ha bir de aynı röportajda, “Türkiye’nin kültür bakanı olmak istiyorum” demiş. E böyle ülkeye böyle bakan tabii... Yakışır!

Yine tartışmalı bir Oscar filmi!

Türkiye Oscar adayı filmini seçti: Mehmet Ada Öztekin imzalı ‘7. Koğuştaki Mucize’. Hey gidi günler, koşarak sinemaya gittiğimiz günlerde ne çok izlendi. Çok etkileyici, hüzünlü, insanın içine işleyen bir film hakikaten. Başroldeki Aras Bulut İynemli de gerçekten döktürüyor. O yüzden bu filmin Oscar adayımız olmasına sevindim, çünkü hak ediyor.

Fakat ufak bir pürüz var: Bir Güney Kore filminin uyarlaması. Dolayısıyla ortada bir tartışma var. Oscar tarihine göre bu bir problem değil ama sinema yazarları hararetle orijinal bir yapıtla temsil edilmemiz gerektiği fikrindeler. Haklılar mı? Sonuna kadar! Gönül isterdi ki; özgün bir hikayemiz olsun, bizim olsun, kalpten olsun.

Belli ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sinema alanındaki meslek örgütlerinin temsilcilerinden oluşan seçici kurulun bu filmi seçmesinin nedeni; seyirci beğenisi. Hatta filmin yurt dışında da büyük ilgi görmesi. Filmin oyunculuğuna, kalitesine kimsenin lafı yok ama eğer ilk beş arasına giremezsek; sırf bu yüzden giremeyiz gibi geliyor bana. Yine de yolu açık olsun.

Sigara yasağı gerginlik yaptı

Sosyal medyada sigara içenlerle içmeyenlerin büyük kavgası var. Öyle böyle değil. Koronavirüs kapsamında, açıkhavada sigara içmek yasaklanınca; sigaracılar “Nerede içelim?” diye isyanda. Sigara içmeyenler ise ‘Saygıyı öğreneceksiniz” diye zil takıp oynamalarda. Kavga nereye varır bilmem ama ben sotaya yattım, sessizce bekliyorum valla. İyi olan kazansın.

'Oh be' dediklerim...

  • ‘Oh be’ dedim dün POSTA’nın ‘İşte Budur’ başlıklı şahane manşetini okurken… Ankara’da eşini öldüren katilin “Karım beni aldattı” savunmasına savcı şu cevabı vermiş: “Aldatma ancak boşanma davasının konusudur. Bu gerekçeyle haksız tahrik indirimi uygulanamaz.” Gerçekten işte budur! Böyle savcılar istiyoruz, böyle kararlar bekliyoruz.
  • ‘Oh be’ dedim F1 yarışlarının İstanbul tanıtım filmini izlerken... Ne güzel olmuş, İstanbul’un büyülü görüntülerini izlemek ne iyi geliyor, insanın içi açılıyor. İzlerken, keşke İstanbul daha çok görünseydi demedim değil. Ama pilotların Boğaz manzarasına karşı tavla oynaması, çok tatlı değil mi?
  • ‘Oh be’ dedim; yurt dışında ışıl ışıl, şıkır şıkır bir bayrama denk geldim diye... Hindistan’ın ışık bayramı var bugünlerde. Diwali bayramı diyorlar. Hindu inancına göre iyinin kötüye galip gelmesini temsil ediyor. Hintliler evlerini ve sokaklarını özel ışıklarla dekore ediyor, mum yakarak evlerini kötülüklerden temizlediklerine inanıyorlar. Valla öyle bir yıldı ki, bir de bunu deneyeyim diyorum!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder